Sevgili muhalefet

Türkiye’nin bir muhalefet sorunu olduğunu söylemek adettir. Ben de birçok defa söylemişimdir.

Ben bunu söylerken, muhalefetin iktidarı yeterince eleştirememesinden sıkı takip edememesinden, iç politikada, dış politikada, ekonomide, kültürde, güvenlikte alternatif politikalar geliştirememesinden bahsediyordum.

İyi bir muhalefet partisi vatandaşın menfaatinedir.

İktidarın ensesinden uzaklaşmaz. İktidarı takip eder. İktidar bu sayede daha dikkatli bir icraat yapmak zorunda kalır.

Vatandaş da eğer iktidardan sıtkı sıyrılırsa oyunu böyle bir muhalefet partisine verir ve iktidarı değiştirebilir.

Eskiden öyleydi. Vatandaş iktidardan bıkınca muhalefet partilerini iktidara getirebiliyordu.

Ama nerede o eski muhalefetler? Süleyman Demirel’in, Bülent Ecevit’in, Necmettin Erbakan’ın muhalefetleri?

Hafazanallah!

Kim iktidarsa anasını ağlatıyorlardı.

AK Parti iktidarı sırasında CHP muhalefette başarılı olamamıştı.

Milletin sorunlarını doğru tespit edememiş, bu sorunlara doğru çözümler önerememişti.

Bu yüzden oyları yüzde 20-25 civarında seyretmişti.

AK Parti de zaman zaman bir çeşit muhalefet sorunundan bahsediyordu. Meğer AK Partinin muhalefet sorunu dediği başka bir şeymiş.

Sonra CHP milletin sorunlarını tespit edememekle ilgili eksiğini kısmen tamamladı.

Toplumdan eskisine göre daha olumlu karşılıklar almaya başladı.

Yerel seçimlerde Türkiye’nin birinci partisi olmayı başardı.

Fakat CHP iktidara alternatif olabilecek seviyeye gelince, yani bir muhalefet partisi gibi muhalefet etmeye başlayınca AK Parti ‘muhalefet sorunu’ söyleminde bir değişiklik yaptı. Ana muhalefet partisinin yani CHP’nin ‘milli güvenlik sorunu’ olduğunu söylemeye başladı.

Bir partinin iktidara gelmek için çalışması milli güvenlik sorunu olabilir mi?

Partilerin birinci vazifeleri iktidara gelmek için mücadele etmektir.

İktidara gelmek için geliştirdiği politikalar suç olabilir mi?

Normal şartlarda olmaması lazım. Fakat şartlar normal değil.

İktidar CHP ile bir milli güvenlik sorunuyla uğraşır gibi uğraşmanın yöntemini de geliştirdi.

Daha önceleri HDP’ye veya DEM’e uyguladığı şeytanlaştırma politikasını CHP’ye uygulamaya başladı.

CHP’li belediyeleri yeni nesil yöntemlerle hallaç pamuğu gibi attı.

4,5 G’ye geçmek gibi bir şeydi bu.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ilan ettiği İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu hapse attı. İmamoğlu’nun 2430 yıl hapsi isteniyordu. Biraz fazla oldu bile demediler.

İmamoğlu hapse atılmasa muhtemel bir cumhurbaşkanlığı seçimini kazanabilir miydi?

Bu soruyu ‘kazanamazdı’ diye cevaplandıran bir AK Partiliyle şu ana kadar karşılaşmadım.

Bununla da kalmadı.

CHP’nin kurultayını iptal etti.

CHP’yi birinci parti yapan Özgür Özel’i genel başkanlık koltuğundan indirdi, yerine daha sevimli ve sakıncasız bulduğu eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu oturttu.

Kemal Bey de bu operasyonun yapılmasında bir mahzur görmedi. Koltuğa güzelce oturdu.

“Hayır hayır, bunları iktidar yapmadı. Bunlar kendi kendine oldu” diyenler var tabii.

Eğer varsa inanarak söyleyenlere sözüm yok. Böyle bir şeye inanan mazurdur.

Butlan günlerinden itibaren AK Parti çevrelerinde bir muhalefet sevgisi baş gösterdi.

Trol tayfası bile mesaisinin bir kısmını Kemal Bey ve etrafındakilerin hizmetine tahsis ediyordu.

Bazı TV kanallarında yeni ve sevgili CHP’yi muhafaza ve müdafaa için özel programlar, özel seanslar düzenleniyordu.

Önceleri yerden yere vurdukları Kemal Kılıçdaroğlu artık gözlerine sevimli görünüyordu.

(Bu sevgi küçük bir meyve de verdi. Etimesgut’ta CHP’li ve AK Partili meclis üyeleri el ele verip Yeni Parti’yi ekarte ettiler. Başkan vekilini Kemal Bey’in CHP’sinden seçtiler.)

AK Parti zaman zaman yerli ve milli muhalefet ihtiyacından dem vuruyordu.

Bunu yaptı.

Kendi elleriyle seveceği, bağrına basacağı bir muhalefet imal etti.

Güle güle kullanır artık.

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.