Foncular yediyse biz niye ödeyelim?
Eski devirde vergi adâletsizliğini yermek için söylenen anonim dörtlüğü bilirsiniz. Hani “eyeri kaltak, şalvarı şaltak, ekende biçende yok, yiyende ortak” şeklindeydi...
İşte milyar dolarların deve edildiği fon dolandırıcılığında da kamuoyunu endişelendiren hususlardan biri bu.
Foncularla fondaşlar yedi içti, hesabı hepimize mi ödetilecek?
Akıl almaz, inanılmaz getiri vaadine tamah ederek parasını düzenbazlara kaptıranların kârına ortak mıydık, kazançlarını bizle mi paylaşacaklardı ki zararına ortak olalım?
Foncuların adını bile ömründe duymamış olanlar, zararın vergileriyle karşılanmasını yani kendilerinden çıkmasını istememekte haksız değil ‘Kananla kandıranın meselesi, bize ne, ondan alıp buna geri vererek aralarında halletsin devlet, bizi karıştırmasın, kim yediyse o ödesin’ diyorlar.
Öyle ya; parsayı kim topladıysa varlarına yoklarına devlet el koysun, dolandıranları kusturup dolandırılanların hakkını ödesin. Doğru söze ne denir?
Hakkaniyetli çözüm, nimet-külfet dengesini gözetmek zorunda. Aralarında ödeşsinler.
Ve fakat borsa vurgunu mu, fon soygunu mu; artık her neyse devlet kurumlarının gözetimi, denetimi ve güvencesinde yaşandı.
Dolayısıyla mağdurlara da mağduriyetlerinin giderilmesini talep etme hakkı doğuyor.
Kayıp tam olarak ne kadar, hesaplanabilmiş değil. Tasfiye edilecek fonlara para koyanların sayısı ise belli, 455 bin civarında.
Kayıpların ne kadarı telafi edilebilecek, bari ana paralarını kurtarabilecekler mi? Henüz meçhul.
Nasıl bir çözüm bulanacak?
Sosyal medyada olur olmaz senaryolar, asılsız spekülasyonlar aldı, yürüyor.
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi dün çok yerinde bir yalanlamayla suyun bulandırılmasına izin vermedi.
“Sosyal medya platformlarında paylaşılan, ‘tasfiye edilen veya edilecek fonların yatırımcı ödemelerini karşılamak amacıyla tüm vatandaşlardan belirli bir ücret tahsil edileceği’ yönündeki iddialar tamamen asılsızdır” deniyordu.
“Fon ödemeleri için vatandaş genelinden herhangi bir ad altında ücret, vergi veya katkı payı tahsil edilmesi asla söz konusu değil” bilgilendirmesi sevindirici.
Endişeli alâkasızların yüreğine bir nebze su serpmiştir. Ama serinletmeye, ferahlatmaya yeter mi?
Kurusıkı uydurmalara itibar etmemeye, resmi bilgilendirmeleri takibe çağrılıyoruz.
Neye güveneceğini bilemeyenleri rahatlatmak için, yalanın düzeltilmesi kadar doğrunun açıklanması da önemli.
Belli ki daha aydınlatıcı bilginin zamanı gelmedi, bu aşamada verilemiyor.
Şimdilik bize şu kadarı bildirilebiliyor; fonlarda kaybedilen paranın toplanması için, katkı payı gibi yeni bir salma salınmayacak.
Ancak eksik kalanı tamamlamak üzere, kamu kaynaklarından hiç para alınıp kaybedenlere verilecek mi?
Kamunun vergilerimizden başka kaynağı yok. Yeni vergi salınmayacak, onu anladık ama zararın mevcut vergilerimizle kapatılmayacağının da netleştirilmesi şart. Fatura yine hepimize ödetilmiş olur.
Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası paylarını Emlak Katılım Bankası devralacaktı. Dün duyurdular; gerekli izin ve onay başvuruları yapılmış. Devir işlemleri kısa sürede tamamlanacakmış.
Bakan Şimşek, oradaki katılımcıların haklarını korumak için ne gerekiyorsa yapılacağını baştan söylemişti.
Bireysel tasarruf sahiplerinin mağduriyeti önlensin elbette. Önlenmesin, denmiyor zaten. Günahımız ne, hepimize harcanacak kamu kaynakları oraya kullanılmasın, bizim nafakamıza patlamasın isteniyor.
Saadet zincirlerinin fıtratı böyle, mutlaka gümlerler.
Tamah edenlerin sebeplendikleri nimette kim yoksa külfetine ortak edilmesin, hepsi bu.
Haram lokma, son kuruşuna dek haramzâdelerin kursağından sökülüp mağdurlara paylaştırılsın. Onlar da yettiği kadarıyla yetinsin, kanaatkâr davransınlar. Âdil hesaplaşma bunu gerektirir.
