Boris’in Sabrı, Claude Code’un Başarısı
Birkaç gün önce Microsoft’un yapay zeka biriminin başındaki isim, Mustafa Süleyman’ın beyaz yakalıların ruhuna okuduğu fatihayı içim ürpererek okudum. Süleyman’a göre 12–18 ay içerisinde hukuk, yazılım, ofis işleri gibi pek çok alandaki meslekler yapay zeka tarafından yapılabilir hale gelecek. Financial Times’da yayınlanan söyleşi pek çok başka basın kanalında da yankı buldu.
Korkunun ecele faydası yok, pek çok beyaz yakalı gibi ben de sessizce gelişmeleri izliyor, alternatif işler bakmaya devam ediyorum. Kötü olan şu ki, yazılım ve yazı yazmak dışında bu fakirin pek de bir meziyeti yok.
Süleyman’ın mesajının tesiri geçer gibi olmuştu ki Claude Code’un fikir babası Boris Cherny’nin Kasım ayından bu yana tek satır kod yazmadığı mesajını okumayayım mı? Tövbe estağfirullah, bir yandan kodu yapay zeka yazacak diye işsizlik hafakanları basıyor, diğer yandan baş mühendis göğsünü gere gere kod yazmıyorum, diye adeta davul zurnayla ilan ediyor. Iki ihtimal var: ya bu beyanatları patronları okumuyor, yahut Boris’in bildiği başka bir şey var…
Claude Code’un birinci yaşını kutladığı bugünlerde biliyoruz ki Claude Code şirket içi bir proje olarak hayata geçmiş; şirket çalışanları tarafından büyük alaka görmüş. Hatta öyle ki Claude Code’un kullanım istatistiklerine göz atan CEO Dario Amodei “Hayırdır inşallah, millet neden bu aracı kullanıyor, onları zorluyor musunuz?” diye sormuş. Demek ki patronların çalışanların kodu yapay zekaya yazdırdığından haberi var. Dolayısıyla ikinci ihtimale odaklanmak en mantıklısı: Boris’in bildiği bir şey var…
Boris Cherny Ukraynalı bir mühendis. Mühendis diyorum ancak formal bir mühendislik eğitimi almamış, ekonomi mezunu. Belki de verimlilik takıntısı, saha dışından getirdiği tecrübeyle yeni bakış açılarını kabul ettirmesinin sebebi bu. Ama şu da var Boris her ne kadar mühendislik eğitimi almamış olsa da aile muhendislik konularina uzak bir aile değil. Boris’in dedesi Sovyetler Birliği’nin ilk bilgisayar programcılarından. Ekonomi eğitimi alan Boris yazılım geliştirme ve mühendisliği hep bir verimlilik sorunu olarak pragmatik bir biçimde ele almış. Nitekim yazılım dünyasına girişi, kod yazmaya başlaması da pragmatik bir nedenle, matematik sınavında kopya çekmek içinmiş… Allah’tan Boris’i öğretmenleri enselemiş de daha hayırhah işlere kafa yormaya başlamış. (Yine konudan sapar gibi oluyorum, beni bağışlayın.)
Boris Facebook ve Instagram’ın çatı şirketi Meta’da uzun yıllar verimliliğe odaklanan bir yönetici olarak çalışmış. Hedefi yılda verimliliği yüzde 1.5–2 oranında artırmakmış. Meta’dan sonra Claude modellerinin üreticisi Anthropic’e geçmeden önce bir süre Japonya kırsalında yaşamış Boris, Miso yapımını öğrenmiş. Sakinliği, derinlikli bakış açısında Japonya’da öğrendiği bir tür yiyecek olan Miso’nun bir etkisi var mıdır? Olsa gerektir, çünkü Miso yapımı için sadece malzemelerin bir arada olması değil, zaman da gerekir… Miso’lar bekledikçe güzelleşir, daha leziz hale gelir. Tıpkı bizim kültürümüzdeki ifadesiyle sabır ile koruğun helva olması gibi…
Meta’da yüzde 1.5–2’lik iyileştirmeler için çuvalla maaş alan Boris, Claude Code’un sadece kendi şirketi değil pek çok şirkette mühendis başına verimliliği yüzde 150–200 oranında artırdığını belirtiyor.
Boris’in bakış açısında bence değerli olan noktalardan biri de kullanıcı davranışlarını gözlemleyip gizli özellikleri keşfedecek bir metodolojiye sahip olması. Nitekim şirketin API’larını yani uygulama programlama arayüzlerini test için geliştirdiği ClaudeCLI’in Claude Code’a evrilmesi, şirket çalışanlarının yazdıkları Markdown (bir nevi metin dosyası)’nı modele okutup yön verdiklerini görüp Claude.MD özelliğini geliştirmesi, son kullanıcıların Claude Code’u bitki yetiştirmek dahil pek çok iş için kullandıklarını gözlemleyip Cowork’u geliştirmeleri hep bu yüzden. Hatırlatmakta fayda var: yapay zekanın kişisel bir bilgisayarı kullanabilmesini sağlayan Claude Cowork yazılımı yine yapay zeka tarafından sadece 10 günde geliştirildi.
Özetle, Claude Code’un göz dolduran başarısında, bence, Boris’in Japonya’da Miso üretimi esnasında ogrendigi, tatbik ettiği sabır ve derinlikli bakışın, satır aralarını okuma kabiliyetinin bir sonucu.
Peki biz yazılımcılar ne yapacağız? Öncelikle bir işsizlik fonu kurmayı teklif ediyorum.
Şaka bir yana uyarlanmayanın eleneceği bir döneme yaklaşıyoruz. Boris daha iyimser bu hususta. Boris bu süreci matbaanın keşfi sonrası yorucu işlerden kurtulan yazıcıların kitap ciltleme ve süslemeye odaklandığını, okur yazarlığın arttığını ve bunun sonucunda da Rönesans’ın gerçekleştiğini belirtiyor.
