ABD Yüksek Mahkemesi'nden seçimin kararını etkileyecek "oy sayım" kararı

ABD'de Yüksek Mahkeme, Pensilvanya eyaletinde, postayla zamanında kullanılmış oyların seçimden 3 gün sonrasına kadar sayılabilmesine hükmetti. Karar, oyların seçim günü sayılmasını isteyen Cumhuriyetçi Parti için önemli bir kayıp olarak görülüyor.

ABD Yüksek Mahkemesi'nden seçimin kararını etkileyecek "oy sayım" kararı

ABD Yüksek Mahkemesi, Cumhuriyetçi Partinin itirazını reddederek, Pensilvanya eyaletinde, postayla zamanında kullanılmış oyların 6 Kasım'a kadar sayılabilmesine karar verdi. 

3 Kasım'da yapılacak başkanlık seçimleri yaklaşırken Yüksek Mahkemenin aldığı  karar, Amerikan kamuoyunun gündemini sarstı.

Mahkeme, Cumhuriyetçi Partinin itirazını reddederek, Pensilvanya eyaletinde, postayla zamanında kullanılmış oyların seçimden 3 gün sonrasına kadar sayılabileceğine hükmetti.

Geçen ay Yargıç Ruth Bader Ginsburg'ün hayatını kaybetmesinin ardından 8 kişiyle çalışmalarını sürdüren Yüksek Mahkeme, söz konusu kararı 4 lehte ve 4 aleyhte oyla  aldı.

Mahkemedeki muhafazakar yargıçlardan Başyargıç John Roberts'ın liberal yargıçlarla birlikte hareket etmesiyle bu yönde bir eşitlik durumu ortaya çıktı.

Anayasa gereği Yüksek Mahkemede eşit oyun çıkması durumunda bir alt mahkemenin ilgili kararı geçerli sayıldığından, Pensilvanya Yüksek Mahkemesinin daha önce aldığı "kurallara uygun ve zamanında kullanılmış posta oyları seçimden 3 gün sonrasına kadar sayılabilir" kararı geçerli hale geldi.

Söz konusu karar, postayla oy kullanılması konusunda "avantajlı" olarak değerlendirilen Demokratlar tarafından adeta "zafer" olarak karşılandı.

Seçim sonuçlarının yakın çıkması ve 20 delegeye sahip Pensilvanya'da 3 Kasım gecesi bir adayın net bir fark yakalayamaması durumunda, 6 Kasım'a kadar sayılacak oyların hayati önem taşıyabileceği kaydediliyor.

ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhuriyetçiler, bazı eyaletlerde "oyların seçim gününden sonra da sayılabilmesi" yönündeki yaklaşıma şiddetle karşı çıkıyordu.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını dolayısıyla 3 Kasım seçimleri için ABD'de 70 milyondan fazla kişinin oylarını posta yoluyla kullanabileceği ve oyların sayılabilmesi için tek günün yeterli olmayabileceği belirtiliyor.

ABD'DE SEÇİMİN KADERİNİ ETKİLEYECEK KRİTİK EYALETLER

ABD başkanlık seçimlerine iki hafta kaldı. Yapılan kamuoyu yoklamaları, Demokrat Parti'nin adayı eski Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın ülke genelinde yarışı önde götürdüğüne işaret ediyor.

Ancak ABD'deki seçim sistemine göre, seçimi kazanmak için ülke genelinde daha fazla oy almak yeterli değil.

BBC'nin derlediği bilgilere göre, ABD'de uygulanan iki aşamalı sistemde, başkanı, eyaletlerin gönderdiği 538 delegeye sahip Seçici Kurul belirliyor. Bu kurulda, her eyaletin kendi nüfusuna göre delegeleri var.

Bu nedenle, bir adayın Başkan seçilebilmek için Seçici Kurul'da 270 delegeyi temsil eden eyaletlerde seçimi kazanması gerekiyor. Eyaletlerin büyük bir bölümü, belli bir partinin kalesi olarak biliniyor ve başkanlık seçimlerinde oy verdikleri parti genellikle değişmiyor.

Ancak az sayıda eyalet, adaya, politikalarına ya da mevcut gündeme göre seçimlerde faklı adayları tercih ediyor. Esas mücadele de bu kritik eyaletlerdeki seçmeni ikna etmek üzerine yaşanıyor.

2016'daki seçimlerde Başkan Donald Trump, Demokrat Partili rakibi Hillary Clinton'dan ülke genelinde yaklaşık 3 milyon daha az oy almasına karşın, yeterli delege sayısına sahip eyaletlerde seçimi kazanarak başkan seçilmişti.

Peki 2020 seçimlerinde kritik rol oynayan eyaletler hangileri? Buralarda son durum ne?

Pensilvanya

20 delegesi bulunan Pensilvanya, geleneksel olarak Demokrat adaya oy veren bir eyalet. Ancak dört yıl önce özellikle eyaletin batısında yaşayanların oylarıyla burada Trump kazandı.

Bu zaferin arkasında, eyaletin özellikle batısındaki en önemli ekonomik faaliyet olan enerji sektörüne yönelik Demokratların verdiği vaatlerin beğenilmemiş olması yatıyor.

Trump, seçim kampanyasında Demokratların kömür madenciliği ve kaya gazı sektörüne yönelik planladığı reformlara karşı eyaleti koruyacağını vaat etti.

Ancak Trump'ın bu vaadini ne kadar yerine getirdiği ise ayrı bir konu. Koronavirüs salgını başladığından bu yana işsizlik oranı çift haneli sayılara yükseldi.

Diğer yandan Biden bu eyalette, Pennsylvania'nın doğusunda bulunan Scranton kentinde doğmuş bir siyasetçi. Eyalet genelinde çok iyi tanınıyor ve biliniyor.

Wisconsin

Trump, 2016'da büyük bir sürprize imza atarak ufak bir farkla da olsa bu eyaleti kazandı. Trump'ın kazanmasında eyaletin kırsal alanlarından ve işçi sınıfından beyaz kadınların desteği önemli rol oynadı.

Ancak aynı seçmen grubu, 2018'de eyaletin başına Demokrat Partili bir valinin seçilmesine de yardımcı oldu.

Yapılan son kamuoyu yoklamaları, Biden'ın 10 delegeye sahip olan bu eyalette yarışı önde götürdüğünü gösteriyor.

Trump'ın uyguladığı ticaret politikaları, bu eyaletteki süt çiftliklerinin ihracatlarını olumsuz etkiledi ve bu da fiyatların düşmesine, bazı tesislerin kapanmasına neden oldu.

Eyalette seçmen tavrını etkilemesi beklenen bir diğer gelişme de ırklar arası yükselen gerilim. Kenosha kentinde siyah bir adamın polis tarafından vurulmasının ardından eyalet genelinde büyük protestolar düzenlenmişti. Cumhuriyetçiler, Demokratların kazanmasının şiddeti ve kaosu daha da artıracağını öne sürüyor.

Arizona

2016'da Trump'ın kazandığı eyaletler arasında yer alıyor. Genellikle Cumhuriyetçi Parti adaylarının kazandığı bu eyaleti Trump, ancak yüzde 4 oy farkla alabilmişti. Bu yıl için yapılan kamuoyu yoklamaları ise ibrenin Biden'ı işaret ettiğini gösteriyor.

11 delegesi bulunan Arizona'da Latin Amerika kökenli nüfus ve şehirli orta-üst sınıf giderek büyüyor. Her iki seçmen grubu da ağırlıklı olarak Demokratları tercih ediyor. Burası ayrıca koronavirüs salgınının da en kötü etkilediği eyaletler arasında yer alıyor. Seçmenlerin önemli bir kısmı Trump'ın krizi kötü yönettiğini düşünüyor.

Ancak Trump'ın düzensiz geçişleri engellemek için Meksika sınırına duvar örmesi ve yabancılara yönelik çalışma vizelerini zorlaştırması gibi göç politikalarının bazı kesimlerden oy almasını sağlayabileceği belirtiliyor.

Kuzey Carolina

2008 yılında Barack Obama'nın zaferine kadar ülkenin en koyu Cumhuriyetçi eyaletlerinden birisiydi. Bu sonuçlar, 15 delege gönderen eyaletin artık Cumhuriyetçi Parti'nin kalesi olmadığını da ortaya koydu.

Bu yıl, hem Biden hem de Trump eyalet genelinde çok ciddi reklam kampanyaları yaparak seçmeni etkilemeye çalışıyor. Yapılan anketler, Biden'ın önde olduğunu gösteriyor.

Kuzey Carolina, postayla oy kullanma işleminin başladığı ilk eyalet ve bugüne kadar postayla oy kullanma talebinde bulunanların sayısı da rekor düzeye ulaşmış durumda. Bu talepte bulunanların yarısından fazlası Demokrat Parti üyesi.

Postayla kullanılan oyların nihai sonucu değiştirmesi, Trump'ın istemeyeceği bir sonucun çıkmasına neden olabilir.

Michigan

2016'da Trump 16 delegesi olan bu eyaleti sadece yüzde 0,3 farkla kazandı. Geleneksel olarak Demokrat Parti'ye oy veren, işçi sınıfının güçlü olduğu bir eyalet, imalat sektörünü canlandıracak ticaret politikaları uygulama sözü veren Trump'ı seçerek 28 yıllık bir geleneği de bozmuş oldu.

Babası otomobil satıcısı olan Joe Biden, eyalette otomotiv sektörünün kalbi Detroit ile derin gönül bağına sahip. Biden, başkan yardımcılığı döneminde de bu eyaleti sık sık ziyaret etti.

Hatta eyaletin sevilen Valisi Gretchen Whitmer da bir dönem Biden'ın başkan yardımcılığı için değerlendirilen isimler arasında yer alıyordu.

Biden, güçlü ve ılımlı bir aday olarak görülüyor ve Michigan da genellikle bu profildeki isimleri tercih ediyor.

Florida

Florida, seçim yarışının hep çok başa baş geçtiği bir eyalet. Burası her ne kadar Donald Trump'ın sık sık ziyaret edip kaldığı bir yer olsa da, Trump 2016'da burayı ancak kıl payı kazanabildi.

Florida'nın 26 delegesinin olması ve belli bir partinin kalesi olmaması burayı da en kritik eyaletlerden biri haline getiriyor. Buranın bir başka özelliği de 1964 yılından bu yana bu eyaleti kazanan adayın Başkanlık seçimini de kazanmış olması.

Bu kritik eyaletten çıkacak sonuçları ise demografik yapısının çok farklı grupları içinde barındırması ve sürekli değişken olmasından dolayı tahmin etmek oldukça güç.

Eyalette yoğun bir Latin Amerika kökenli göçmen nüfus bulunuyor ve bu grup da genel olarak Cumhuriyetçi Parti'ye yakın duruyor. Bununla birlikte bu seçmenler, genellikle eyaletin Demokrat Parti'yi destekleyen bölgelerinde yaşıyor.

Ayrıca başka eyaletlerde yaşadıktan sonra emekliliğini Florida'da geçiren çok sayıda insan var. Bu grup arasında seçime katılım oranı oldukça yüksek.

Demokrat Parti'ye oy verme eğiliminde olan genç seçmen sayısı giderek artarken, eyaletin kırsal alanlarında yaşayan seçmenler de son dönemde giderek Cumhuriyetçi Parti'den uzaklaşmaya başlamış gibi görünüyor.

Georgia

Georgia, 1960 yılından bu yana iki seçim dışında yapılan tüm seçimlerde Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayını destekledi. Yine de Biden, bu yıl 16 delegeye sahip bu eyaleti kazanma konusunda umutlu.

Irkla ilgili meselelerde yapılan kamuoyu yoklamaları, Biden'ın politikalarının Trump'a kıyasla burada çok daha fazla destek topladığını gösteriyor.

Bu yıl, Georgia'nın bazı bölgelerinde özellikle gençler Black Lives Matter protestolarına destek veren gösteriler düzenledi.

Ancak Trump kendisini "düzen ve huzuru" getirecek aday olarak tanımlıyor. Bu söylem de eyaletin siyasi rotasını belirleyen beyaz, muhafazakar seçmende karşılık buluyor.

Diğer birçok yerde olduğu gibi, burada da seçime katılım oranının kazanan adayın belirlenmesinde önemli rol oynaması bekleniyor. 

 

İlgili Haberler
YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
1 Yorum
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN