Sırtını Türkiye’ye dayayanlar

Mete Yarar

El Bab’a harekat planlandığı gibi ilerliyor. Bölgeye operasyon için gerekli personel ve ekipman sevkiyatı da yapılıyor. Eş zamanlı olarak topraklarımızda hem PKK ile hem de IŞİD ile mücadele sürüyor. Hangi bölgede olursa olsun emniyet güçleri ve TSK birimleri özverili bir şekilde çok uzun süredir mücadele etmeye devam ediyor. Bu mücadelelerini de kendilerini arkadan vuran cuntacılara rağmen yapıyorlar.

Türkiye El Bab’a doğru ilerliyor. İlerledikçe daha fazla zırhlı araca ve elit birliklere ihtiyaç duyuyor. Bunun en önemli nedeni, yan vererek ilerlemesi. Mümbiç ve Azez bölgesindeki PYD unsurlarına TSK ve ÖSO yan verdikçe kuvvet ihtiyacı da bir o kadar artıyor. Haritayı incelediğinizde El Bab’ın bir cep gibi PYD’nin tam ortasında kaldığını görürsünüz. Bu noktaya yapılan her harekatta kuvvet ihtiyacı üçle çarpılmak zorunda. Özel kuvvet grubu önde IŞİD’i kollarken, yanlarda da PYD’yi kollamak durumunda kalıyor.

***

Geçmişte örnekleri bol miktarda olduğu gibi PYD, ÖSO’ya karşı IŞİD ile şeytani pazarlıklar yapabiliyor. Aynı zamanda eş saldırılar düzenleyerek grupları pusuya düşürebiliyorlar. Zaman zaman alan boşaltarak IŞİD’in geriye sarkmasına müsaade edebiliyor. Daha anlatamayacağım onlarca örnek nedeniyle de özel kuvvet grubu artan bir tehdit ile El Bab’a doğru ilerlemek zorunda kalıyor.

Burada bir tercih yapılması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye sıralamayı önce El Bab sonra Mümbiç olarak mı yapmalı, yoksa tam tersi olarak mı? Bana sorarsanız Türkiye, PYD konusunda daha önce söylediklerini uygulayacak ise tercihini Mümbiç olarak yapmalıdır.

Bu şekilde ilerlemek, vurulan zırhlı araç sayısını artıracağı gibi kayıplarımızı da yükseltecektir.
Bugüne kadar 7 zırhlı aracımıza gelişmiş tanksavar silahları ile saldırı yapıldığını hatırlatmakta fayda var. Toplam kaç zırhlı aracımızın Suriye topraklarında olduğunu söylemeden, bir konudaki endişemi tekrarlayacağım. Şu andaki zırhlı sayımıza göre, saldırı sayısını oranladığımızda ortaya çıkan rakamın yüksek olduğunu hatırlatmakta yarar var.

***

Tanklar piyade birliklerinin emniyeti altında olmadan harekat alanında ilerlerse, gelişmiş tanksavar silahları karşısında daha açık hedef haline gelirler. Ayrıca piyade birliklerini de cephesi belli olmayan bir alana sokarsanız onları hedef haline getirirsiniz.

Evet biz başkaları gibi sırtımızı PYD’ye dayamıyoruz. Hatta PYD sınır güvenliği konusunda sırtını Türkiye’ye dayamış durumdayken bile. Neden böyle diyorum, çünkü PYD bizim bir devlet olduğumuzu ve namertlik yapmayacağımızı düşünüyor. Türkiye’yi uluslararası kamuoyuna ‘düşmanca tavırlar sergiliyor’ diye şikayet ederken, bir taraftan da sınırda hiçbir güvenlik tedbiri alma gereği duymuyor. Nedeni, bizim pusu kültüründen değil, düello kültüründen geldiğimizi biliyor olmaları.

***

Sınır güvenliği için gereken en az 20 bin kişiyi başka alanlarda kullanıyorlar. Bu tasarrufu yaparken bir taraftan da Türkiye’ye silah ve adam sokmaktan geri durmuyorlar.

Bu tasarruf edilen rakam, PYD’nin şu andaki kuvvetlerinin dörtte biridir. Bu rakam El Bab için oluşturulan özel kuvvet gruplarının en az beş katıdır.

Son bir hatırlatma! Sınır hattında IŞİD ile komşu olmaktan kurtulduğumuz bu günlerde PYD ile güvenli bölgede komşu olacağımızı unutmayalım. Çünkü o komşu, şu anda ÖSO’nun bir numaralı düşmanı ve muhaliflerin hayat damarını kesmeye çalışan bir grup.

Yani ister güvenli bölgenin güvenliğini sağlamak için olsun isterse PKK desteğini kesmek için, Suriye’de PYD ile son sözün söyleneceği bir karşılaşma kesinlikle olacaktır.

Bunun için de planlamanın bugünden yapılması gerekmektedir.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (14)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.