23 Eylül 2020 Çarşamba
BIST 100
1096.16
%0,84
DOLAR
7,6721
%0,11
EURO
8,9892
%0,08
ALTIN
468.507
%0,03
16°/26°
İSTANBUL
Güneşli
14.09.2020  01:33
SON GÜNCELLEME: 
14.09.2020  01:50
Doğu Akdeniz’de güçlü diplomatik ilişkiler kurmalıyız
39
+
-
Haza Pabuççular, 12 Adalar konusunda uzman. Taha Akyol’un sorularını cevapladı.

Öncelikle “12 Adalar” nedir, diğer Ege’deki diğer adalardan farkı nedir?

Ege Denizi kabaca 5 farklı ada grubundan oluşur. Oniki Ada bu ada gruplarından biridir. Tarih boyunca Güney Sporadlar, Menteşe Adaları ve Oniki Ada gibi çeşitli isimlerle anılmıştır. Bizim Boğazönü ve Saruhan Adaları dediğimiz ada gruplarıyla beraber Anadolu’ya coğrafi olarak en yakın olan adalardır. Daha da basitçe açıklamak gerekirse, Anadolu kıyısından bakıldığında Samos’un güneyinden başlayarak Meis’e kadar inen hatta bulunan adaları bu gruba sokuyoruz. Hem Anadolu’ya hem de Mısır ve Suriye’ye yakınlığı sebebiyle tarih boyunca ticari ve stratejik olarak önemli olan bir ada grubu diyebiliriz.  

Türkiye 12 Adalar’ı nasıl kaybetti? Uşi anlaşmasında kesin kayıp yok, değil mi? 

Son dönemde hem siyasette hem de kamuoyunda çokça tartışılan bir konu bu. Biraz da kayıptan siyasi ve hukuki olarak ne anladığınızla yakından ilişkili. “De facto” yani fiili olarak Oniki Ada’nın kaybı, Trablusgarp Savaşı sırasında, 1912’de gerçekleşmiştir. İtalyanlar, Libya’daki durumu nihayete erdirmek için savaşı Akdeniz’e yaymış ve pek de zorlanmadan Oniki Ada’yı işgal etmiştir. Ben de kitabımı 1912’den başlattım, zira bu kaybı Lozan Antlaşması’na yükleyip konuyu 1923’ten başlattığınız vakit hata yaparsınız. Çünkü mesele 1912’de başlıyor. 

Bahsettiğiniz Uşi Antlaşması’nda ise Oniki Ada’nın geleceği, Libya meselesine bağlanıyor. İtalyanlar, Türkler Libya’dan tam olarak çekildikten sonra adalardaki kuvvetlerini çekeceklerini taahhüt ediyorlar. Meselenin buradan sonrası iyi analiz edilmeli. İtalyanlar, Libya’da kalan Osmanlı askerlerini bahane ederek adalardan çekilmeyeceklerini duyuruyorlar. Osmanlı İmparatorluğu’nun da bu duruma büyük bir tepki vermediğini söylemek gerek, çünkü 1912-1913 yılları, biz tarihçilerin “travmatik” olarak nitelendirdiğimiz Balkan Savaşı yıllarıdır. İtalyanlar çekildiği takdirde, Osmanlı İmparatorluğu’nun adaları elinde tutması zor, hatta imkânsız. Büyük ihtimalle Oniki Ada, Balkan Savaşı sırasında Kuzeydoğu Ege Adaları’nı da işgal etmiş olan Yunanistan tarafından işgal edilecek. İtalyanlar, katıldıkları tüm uluslararası toplantılarda bu söylemi kullanıyor: “Biz çekilmiyoruz, çünkü aslında Türkler de bunu istemiyor.” Kısa bir süre sonra da anlaşılıyor ki, İtalyanların adalardan çekilmek gibi bir niyetleri asla yok ve 1913 sonrası diplomatik pazarlıklarını da zaten bu yönde yapacaklar.  

Burada özellikle altı çizilmesi gereken birkaç şey var: Birincisi, Balkan Savaşları ile birlikte Kuzey ya da Güney fark etmeksizin tüm Ege Adalarının bir Avrupa meselesi haline dönüşmesidir. Osmanlı İmparatorluğu ve İtalya, Oniki Ada konusunun sadece kendilerini ilgilendirdiğini söyleseler de İtalya’nın o dönemde Almanya ile ittifak halinde olmasından ötürü Fransa ve İngiltere Oniki Ada meselesiyle yakından ilgileniyor. İkincisi ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun yumuşak karnını oluşturan adalar, güneydeki Oniki Ada’dan ziyade kuzeyde Çanakkale Boğazı’na yakın olan ve o dönemde Yunan işgali altındaki adalardır. Ve son olarak, Birinci Dünya Savaşı’na gelindiğinde Osmanlı İmparatorluğu’nun fiilen sahip olduğu hiçbir ada yoktu. Buna, 1914’te 6 Büyük Devletin Osmanlı İmparatorluğu ve Yunanistan’a tebliğ ettiği kararda Osmanlı’ya ait olduğu kabul edilen Bozcaada, Gökçeada ve Meis de dahildir.  

Misak-ı Milli 12 Adalar’ı kapsıyor mu? 

Sınır konusunda Misak-ı Millî’nin belirleyici diyebileceğimiz kıstası; 30 Ekim 1918’de, yani Mondros Mütarekesi imzalandığı vakit, bir yerin Osmanlı askerinin elinde olup olmadığıdır. Eğer Osmanlı askerinin elindeyse Misak-ı Millî’nin içindedir. Bu noktadan hareketle analiz ettiğimizde Oniki Ada, Misak-ı Millî sınırları içinde değildir. Zira önceden kaybedilmiştir.  

LOZAN’DA 12 ADALAR 

Lozan’da 12 Adalar sorunu nasıl cereyan etti? 

Lozan’da Oniki Ada ile ilgili kıyasıya bir mücadele olduğu söylenemez. Lozan konusunda iki aşamalı bir öncelik sırası yapabiliriz. Birincisi, Lozan’daki Türk delegasyonunun genel önceliğinin ne olduğu, ikincisi ise mevzubahis adalar olduğunda delegasyonun neye özellikle önem verdiğidir. Birincisi açısından, bulunduğum her portalda söylediğim şeyi tekrar etmek isterim: Lozan’daki Türk delegasyonu açısından en önemli husus, sınırları ne olursa olsun kapitülatif sistemden arınmış, bağımsız ve tam egemen bir Türkiye’nin kabul ettirilmesidir. Bunun dışındaki her şey ikincil önemde ve tartışılabilir görünmektedir. Zaten İsmet Paşa’ya verilen talimatnamede, gerekirse görüşmeler kesilebilir denen iki madde vardır; biri kapitülasyonlar, diğeri ise Ermeni yurdu meselesidir. Bu talimatta adalarla ilgili duruma göre tavır takınılacağı ve durumun Ankara’dan sorulacağı yazılıdır. Bu noktadan anlıyoruz ki, adalar meselesi Ankara’nın önceliği değildi. İkinci aşamaya geçtiğimizde, yani adaların tartışılması konusunda, delegasyonun eforunu daha çok kuzeydeki, özellikle Boğaz’ın önündeki adalara yönelttiğini görüyoruz. Bu da güvenlik önceliğiyle alakalı bir durum. Oniki Ada konusunda ise kıran kırana bir mücadele yok ama, Meis için durum farklı. 

MEİS’İ NEDEN ALAMADIK? 

Meis, 12 Adalar’dan ayrı, Meis’i neden / nasıl alamadık? 

Lozan Konferansı’nın ikinci döneminin açılmasıyla Türk delegasyonu, Meis’i kendi karasularında olması dolayısıyla istemişti. Meis, konferansın sadece ikinci döneminde müzakere edilmeye başlandıysa da konferansın sonuna kadar çözülemeyen bir konu olarak masada kaldı. Burada Türkiye, Meis konusunda uzun süre diretse de karşısında birleşmiş bir müttefik bloğu buldu. Önemle altını çizmek istiyorum: Millî Mücadele sırasında birbirlerinden giderek uzaklaşan bu devletler, Lozan’da birçok konuda birbirlerini destekledi. Türklerin Meis isteği karşısında Fransızlar, Meriç sınırını tartışmaya açtı; İtalyanlar ise müttefik tazminatları meselesini yeniden masaya getirdi. Meis, kapandığı düşünülen birçok konuyu yeniden açtı ve barış antlaşmasına giden yolda çözülemeyen en önemli problemlerden biri oldu. Sonuç olarak, İsmet Paşa bir açıklama yaparak, Türkiye’nin bu konuda haklı olduğunu ama barışa ulaşmak için bu fedakarlığı yaptığını belirtti. Meis müzakeresi bize, Lozan’ın diplomatik çerçevesi ile ilgili önemli bir şey söyler: Orada herkesin masaya koyacak bir meselesi vardı ve sonunda belirleyici olan şey de gücünüz dahilinde önceliklerinizdi. 1922’de Oniki Ada’nın karşısına konan şey kapitülasyonlar, 1923’te Meis’in karşısına konan şey ise tazminat ve Meriç talvegiydi. Bu nedenle meseleye çok yönlü bakmak gerekir. 

VERDİLER, NİYE ALMADIK? 

İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’ye 12 Adalar teklif edildi; kimler teklif etmişti?

Oniki Ada ve Türkiye meselesi 1939’dan 1945’e kadar sıklıkla masada olan bir mesele. İki savaş arası dönemde bu adalar, Türkiye’nin tehdit algısının en önemli unsuruydu. Bu sebeple ülkeler, Türkiye’den istediklerini adalar vasıtasıyla halledebileceklerini düşünüyordu. Almanya, Sovyetler Birliği, İngiltere bazen Türkiye ile, bazen müttefikleriyle, bazen de kendi kurumları ile adaların teklifini ya da geleceğini müzakere ettiler. Örneğin, daha 1939’da, Alman Büyükelçi von Papen’in Türkiye’yi Müttefiklerden uzaklaştırmak için Saraçoğlu ile birkaç adanın geleceğini konuşması, kendi Dışişleri ile arasını bozmuştu. Almanların Oniki Ada’ya dair bazen net, bazen de belli belirsiz teklifleri savaş boyunca da devam etti. 1941 Saldırmazlık Paktı imzalanmadan önce de Almanlar adalardan bir tanesini ve Bulgar sınırında Türkiye lehine değişiklik önermişti. 1943’te ise İtalyanlar ateşkes imzalayınca Almanlar Oniki Ada grubunu Türklere teklif ediyor. 1944’e dair de bu tarz teklifler bulmak mümkün. Ancak tabii ki farklı dönemdeki tekliflerin ya da müzakerelerin farklı hedefleri var. 

Türkiye’yi müttefiklerden uzaklaştırmak, Türkiye’den transit geçiş hakkı istemek, Türkiye’yi savaş dışı tutmak ya da aksine Türkiye’yi savaşa sokmak gibi konjonktüre göre değişen farklı mantıkları var bu tekliflerin. Türk dış politikasını yönetenler de her şeyin çok farkında. Örneğin, Stalin’in İngiliz Dışişleri Sekreteri Eden ile yaptığı bir görüşmede Türkiye’nin Oniki Ada’yı alması, Suriye ve Bulgaristan sınırının da Türkiye’nin lehine değiştirilmesi gerektiğini söylemesi, Türkiye’de kesin Boğazlarla ilgili bir istek gelecek şeklinde yorumlandı. 

Kısacası bu teklifler belgeleriyle duruyor. Bazen de çok şaşırtıcı bir şeymiş gibi kamuoyuna sunuluyor. Tarihçiliğin tam da burada devreye girdiğini görüyoruz, çünkü belgeye sahip olabilirsiniz ama onu yorumlamak ciddi bir birikim ister. Tabii, meselenin tarihçilikten ziyade siyasetle ilgili olduğunun da farkındayız. İnönü üzerinden erken cumhuriyet Türkiyesi ile hesaplaşılmaya çalışılıyor. 

HİTLER’İN TEKLİFİ   

Hitler nasıl bir ortamda 12 Adalar’ı teklif etti. Feridun Cemal Erkin’e göre alabilirdik. Siz ne diyorsunuz? 

Dışişleri içinde önemli görevler edinmiş ve Türk-Sovyet ilişkileri üzerine kitap yazmış bir kişidir Erkin. Bu sebeple anılarını okurken Türkiye’nin, savaşın sonlarına doğru gelen Alman teklifini reddetmesini bir hata olarak görmesine şaşırmıştım. Çünkü bahsettiği dönem 1944, Türkiye’nin tehdit algısını Boğazlar meselesi sebebiyle Sovyetler Birliği’ne çevirdiği bir dönem. Üstelik bu tehdit karşısında, savaş dışı tutumu sebebiyle yalnız kalmış bir Türkiye var. Hatta savaşın sonlarına doğru Türkiye’nin temel hedefi bu yalnızlığı kırmak oluyor. Böyle bir konjonktürde, Türkiye’nin savaşı kaybedeceği belli olan ve zaten bu sebeple adalardan çekilmek isteyen Almanların teklifini kabul etmesini beklemek iyi bir analiz değil. Çünkü bu analiz Sovyetler dinamiğini içermiyor.  Bu dinamiği, “savaş sonrası dönemde Türkiye neden Oniki Ada için daha aktif bir politika izleyemedi?” sorusunu cevaplarken de unutmamak lazım.  

Bugün Yunanistan adaları anakara kıta gibi değerlendirip Ege ve hatta kısmen Akdeniz’i Türkiye’yi kapatmak istiyor. Yunan tezi nedir? 

Yunanistan ve Türkiye arasındaki ilişkiler, içinde farklı sorunları barındırıyor. Bugün Doğu Akdeniz’deki gergin durum için daha çok tartıştığımız mesele adaların kıta sahanlığı meselesi. Çünkü Yunanistan, 1982 BM Deniz Hukuku Sözleymesi’ne dayanarak adalarının anakaraya benzer bir kıta sahanlığına sahip olduğunu ileri sürüyor. Meis gibi Türkiye’ye Yunan anakarasından çok daha yakın ve coğrafi olarak küçük adalar düşünüldüğünde bu söylem Türkiye için kabul edilemez bir durum ortaya çıkarıyor. Fakat şunu da eklemem gerekiyor ki bugün Doğu Akdeniz sadece bir meseleyi oluşturuyor. Konunun bir de Ege boyutu var. Orada işin içine bir de egemenliği devredilmemiş adacıklar giriyor. Nedense, bu konu gündemde daha az tutuluyor. 

EGEMENLİĞİ DEVREDİLMEMİŞ ADALAR 

Bir de ‘egemenliği devredilmemiş adalar’ var, bunlar nedir? 

Lozan’ın adalarla ilgili çizdiği bir çerçeve var. Bu çerçeveye göre Ege Denizi’nde, Türkiye’nin devrini açıkça kabul ettiği adalar ve onlara bağlı adacık ve kayalıkların dışında bazı ada, adacık ve kayalıklar var. Bu coğrafi formasyonlar ikinci bir ülkeye, yani İtalya veya Yunanistan’a antlaşmalarla açık bir şekilde devredilmemiştir. 1947 devri de farklı bir hüküm getirmemiştir. Ancak Yunanistan, Ege’de egemenliği devredilmemiş coğrafi formasyonların, gri bölgelerin olduğunu kabul etmiyor. Yani, tüm bu ada, adacık ve kayalıkların 1923 ve 1947 itibariyle kendisine devredildiğini iddia ediyor. Bu durum Türkiye ve Yunanistan arasında önemli bir sorun. Bu sorunun kamuoyunca en çok bilinen örneklerinden bir tanesi, Türkiye ve Yunanistan’ı savaşın eşiğine getiren Kardak Kayalıkları’dır. Ancak Kardak sadece bir örnek. Kardak’a benzer statüde bulunan ada ve adacıkların bir kısmının bugün Yunan işgali altında olduğunu basından okuyoruz. Eşek ve Bulamaç Adası bu açıdan sadece iki ama önemli örnek. Yani Yunanistan bu ada ve adacıklarda fiilî bir durum yaratmış halde. Ben Ege’deki bu durumun Doğu Akdeniz kadar önemli olduğunu düşünüyorum.  Çünkü bu durum da, Yunanistan’ın denizlerdeki yaklaşımının bir başka tezahürü; Ege’de yaşadığımız sorunların bir parçasını oluşturuyor. Ve tabii her şeyden önce bir egemenlik meselesi. 

TÜRKİYE’NİN HAKKANİYET İLKESİ  

Türkiye’nin savunduğu “hakkaniyet” ilkesi Doğu Akdeniz’de (Ege dahil) ne anlama geliyor? 

Temel olarak uluslararası deniz hukukunun da gözettiği adilane bir yaklaşımı ifade ediyor bu ilke. Örnek vermek gerekirse, Meis, nüfusu 1000’in altında olan ve kendisinden çok uzaktaki anakaranın egemenliğindeki çok küçük bir ada. Karşısında ise 85 milyonluk bir ülkenin 1500 km’lik bir kıyı şeridi var. Burada hakkaniyet ilkesi, bu adanın Türkiye’nin haklarını orantısız bir biçimde sınırlandıramayacağını söylüyor bize. 

Türkiye’nin “hakkaniyet” ilkesini kabul ettirmek için ne yapması lazım? 

Bu etapta, bu sorunun kısa vadede çözülebileceğini düşünmüyorum. Zira tek bir meseleden de bahsetmiyoruz. Doğu Akdeniz’den bahsederken meselenin Kıbrıs boyutu var. Ege’de de kıta sahanlığı, egemenliği devredilmemiş adacıklar, adaların silahlandırılması gibi sorunlar var. Kısacası, müzakere edilip hemen kabul ettirilecek ya da kolayca yargıya intikal ettirilecek tek bir sorundan bahsetmiyoruz. Alanda askeri gücünüzle var olmak önemli ancak bu tek dayanak olmamalı. Türkiye’nin bu süreçte diplomatik olarak elini güçlendirmesi gerektiğini, bölge ülkeleri ile ilişkilerini gözden geçirmesi gerektiğini, orta büyüklükte devletler için “değerli yalnızlık” gibi söylemlerin kesinlikle bir opsiyon olmadığını düşünüyorum. Bunun yanında Türkiye, üyesi olduğu tüm uluslararası kurumlarda aktif bir politika izlemeli ve kamuoyuna ulaşma gibi de bir gaye gütmeli. Kamu diplomasisini daha aktif bir şekilde kullanmak gerekiyor. 

YORUMLAR (39)
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Gayrimuslum Vatandas
14.09.2020 22:57
Ege'de insan yasamayan adacik ve kayaliklar oralara ilk yerlesenlere aittir diye uluslararasi bir kanun var. Yunanlar o adacik ve kayaliklarin bazilarina asker cikarmis. Bizimkiler cikarmamis. Sayin uzman bu onemli ayrintiyi unutmus olsa gerek...Her halukarda bu kucuk kaya parcalari icin 2 komsu ulkenin kavga etmesi sacmalik.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Ali
14.09.2020 22:56
Tavsiyeniz üzerine kitabı okudum. Geniş kapsamlı bir çalışma. Notlar kısmında verilen kaynaklar, çok sayıda belgenin incelenmiş olduğunu gösteriyor. Konu hakkında epey bilgi var.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Mürsel
14.09.2020 22:41
Lozan' a göre karasuları 3 mil şimdi ne kadar? İşe ordan başlamalıyız.Adalar kıta sahanlığı olursa Akdeniz bize kapanır Kıbrıs elden gider.Hükümete kızıp düşmanca yazanlar kini aklını vicdanını esir alanlar çoğu da fetöcü çakallar.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Dis politika nasil yonetilemez
14.09.2020 18:04
Dis politika sadece kaba gucle yurutulemez. Diplomasi ve ulkelerin kredibilitesi cok onemli faktorler. Mevcut iktidar Turkiye' nin diplomasi birikimini cope atti. Dolayisiyla bilgisiz. Iktidarin diger ulkeler ve muhahap ulkeler nezdinde ise hicbir kredibilitesi yok. Is kaba guce kalirsa iktidarin inanilmaz bir beceriyle (!) birlestirdigi karsimizdaki ittifakin gucu Turkiye' den kat kat fazla. Sonuc: Ici bos bol hamasetle yelkenler indirilecek! (netekim oruc reis dondu).
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
İBRAHİM ÖZBEKLİ
14.09.2020 16:24
- BAK DERVİŞ AGA SÖZE BAK : MACRON GİDİCİ..NE POLİTİK SÖZ AMMA..! Demişler.Derviş külahını çıkarmış kabak kafasını kaşımış : " Ey oğul.! Macron gidici de Fransa gidici değil..! " demiş.Yürümüş,gitmiş.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
İçişleri bakanı bir zamanlar RTE için neler demişti?
14.09.2020 14:52
Soylu: Anayasa Mahkemesi Başkanı'na buradan söylüyorum. Bisikletinle işe git gel bakalım. Hadi git gel, özgürüz ya. Tamamen her şey güvenlik altında ya, hadi git, niye polis koruma alıyorsun, niye eskortlarla geziyorsun o zaman? - Üst düzey yetkililer polis koruması olmadan caddelerde gezemiyorsa bunun sorumlusu Anayasa mahkemesi başkanı değil hükümet ve içişleri bakanıdır Eğer Anayasa mahkemesi başkanı sokakta güvenliği sağlanmadan gezemeyecek duruma geldiyse sorumlu içişleri bakanının istifa etmesi gerekmez mi?
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Memleketi Kendinden Kurtaran Kahraman
14.09.2020 14:39
5-Bu seviyede değilseniz diğer ülkelere posta koymak, diğer ülkelerle bilek güreşine girip gücünüzü haybeye tüketmek değil ortak çıkarlarla ittifak kurmak aklın yoludur. Akılsız yol yol değildir. Eğitimsiz milleti uyanıklıkla ulufeyle kandırabiliriz ama dünya devletlerini eğitimsiz kadrolar yönetmiyor uyanıklıkla ulufeyle kandıramıyoruz.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Memleketi Kendinden Kurtaran Kahraman
14.09.2020 14:35
3-Kendi kaliteli bilim adamlarınız ve beyaz yakalılarınızla ve artan bağımsız teknolojinizle tüm stratejik askeri teçhizatını(bakınız Fransız ordusu) bağımsız üretirsiniz ve askeri gücünüzden değil bölge ülkeleri, G-8 ülkeleri bile çekinir(İrandan bile çekiniyorlar çünkü İranın uzun menzilli seyir,balistik, yüksek hava irtifa savunma füzeleri var biz de hiçbiri yok).4-Ekonomik, mühendislik, entellektüel, askeri gücünüz böyle olunca problemleri diplomasiyle güzelce çözersiniz hasımlarınız bile sizinle masaya oturmak ister.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Memleketi Kendinden Kurtaran Kahraman
14.09.2020 14:33
1-Liyakate dayalı sistem, bir ülkenin eğitiminde, bilim keşfinde, teknoloji üretim ve uygulamasında, ticari ve kamu verimininde ve nihayetinde ekonomik büyüklüğünde, yabancı yatırım da artış ve cari fazlayı beraberinde getirir. 2-Ekonomi büyüdüğünde askeri ve istihbari bütçeniz büyür.(Türkiye 2010 yılına kadar olan reform ve büyüme trendini sürdürseydi savunma bütçesi bugünkünden en az yıllık 15 milyar dolar fazla olurdu"200 F-16 parası eder ki tüm savaş uçağı envanterimiz")
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Adil Gündüz
14.09.2020 14:32
Adalar konusunda değerli yazar, İstanbul hukuktan sınıf arkadaşım Taha bey gibi düşünüyorum.Ayrıldığım tek nokta 2.ci dünya savaşı sonlarında ŕissklerini de göze alarak ada tekliflerini kabul etmemiz gerektiğidir.Değerli hariciyecimiz Feridun Cemal Erkin de bu görüşte idi.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Memleketi Kendinden Kurtaran Kahraman
14.09.2020 14:13
İslamcı demeyin onların da bir duruşu vardır her ne kadar tasvip etmesek de. İktidarcılar deyin lütfen. Şimdi iktidarcıların ve iktidarı eleştirenlerin hem tarihte hem bugün haklı olduğu noktalar var. 2 dünya savaşında çökmüş ortadan ikiye yarılmış Almanya çok çalışarak değil, iyi eğitimli insanların net ve herkes için aynı kurallara bağlı şekilde verimli çalışmasıyla bugüne geldi. Tarihte, Lozanda, 2.Dünya Savaşında devlet yöneticileri tarafından hata yapılmış da olabilir, bugün ne yapmak lazım esas öemli olan o.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Uzlaşmacı
14.09.2020 13:59
Lozan’da Meis’i alıp Trakya’dan bir miktar toprak versek iyiymiş. Daha makul bir durum olurdu.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
içişleri bakanından anayasa mahkemesi başkanına
14.09.2020 13:16
iktidar da olan içişleri bakanı...var mı böyle başka ülke bu dünyada?: İçişleri Bakanı Soylu: Anayasa Mahkemesi Başkanı'na söylüyorum, kendi arabamla tek başına gitmeye ben varım, sen var mısın?
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Muhtefi.
14.09.2020 13:07
Arab Birligi,,Islam isbirligi teşkilatı falan,filan hepsi MASAL..ihvan tayfası vb..bunlar hepsi utopik tayfa..Insan guzele aşıktır Kabe Imaminin Kizi,Hanımı,Oglu cici spor ayakkabi ver atlar balıklama,insan aptal degildir.Guzele gider.Leninin,Stalinin torunlari Cici Elbiseler,Ayakkabilar,Arabalar ister.Mesela.Bakin internet ortaminda Arab Halkina ne kullanir,ne icer,,nasil yasar..ortada..***.Halkin günceline,pratiğine,midesini etkileyen.Beyninide ETKILER..Vesselam..
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Muhtefi.
14.09.2020 12:57
Almanya ikiye bölündü ve Yikildi,2.Dunya savasinda..Sonra da cici arabalar vb vererek Ruslara,geri aldi yarisini,hala yedek parça ve Sanayi uretimi satarak intikam alıyor Rustan ve Dunyadan..Tum Balkan,D.avrupa ve Bizler Alt yapi vb işlerde Almanyaya Hizmet ediyoruz..:))..Biz ne yaptik Sapka,Papyon,Takke,Fes ile ugrastik 2.Mahmut doneminden beri..Sonra bize vermislerdi,vereceklerdi,verebilirlerdi aslinda Adalari,.:))..Beles bisey YOKTUR Dunyada.!...Lozanda almak istemedik falanlar,filanlar..ilim,sanayi sonra ahlak,edeb ile Taclansa ne konuşurduk acaba,Gundemimiz ne olurdu.!..
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Husam
14.09.2020 12:46
Gorunen o ki bizim ihvanci islamcilarimiz paralel evrende yasiyorlar. Saldiralim savasalim keselim oldurelim hakkimizi bu sekilde alalim diyorlar. Anlasilan Osmanlinin son donemlerini hafizalarinsan sildiler. Ne diyelim su anda onlar iktidardadirler. Verin mehteri millete saldirin yunana Allah hepimize once aklimizi kullanmayi nasip eylesin. AMIN
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Kaan
14.09.2020 12:36
Bize çok yakın adalara göre planımız olmalı, zaman bununda ilacıdır. Sans hazır olandan yanadır. Bir planımız var mı? Varsa mm uygulamalıyız. Tarihçilerimiz, müzakereciler ortak çalışmalı... sanki 12 adalar bizim gibi görünüyor... Ama bize çok yakın olmasına rağmen bize uzakta...
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Halil Akıncı
14.09.2020 12:36
2.ilk yapacağınızı(diplomasi)sonraya bırakıp son yapacağınızı(diplomasi işlemezse silah tehdidi veya kullanma)önce yaparsanız çıkmaza kendi ayağınızla girersiniz.Batıya Ve diğer devletlere güvenilmeyeceğini doğrudur.Ancak hiç olmazsa karşımızdakileri bölmeye çalışabilir ortak çıkarlar yaratabilirdik.İlle herkesle aramızı bozmaya niyetli isek bunu teker teker sıra ile yapabilirdik.Bir inat uğruna Amerika’nın yanısıra Rusyayı da Güney Komşumuz haline getirmemiz şart değildi.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Halil Akıncı
14.09.2020 12:27
1.Lozan Antlaşmasındaki “Açıkça bir tarafa devredilmemiş adaların akıbeti karar bağlanmış veya bağlanacaktır”hükmü bizim tezimize temel teşkil ediyor.Ancak bu durumdaki ada ve kayalıklaraYunanistan nüfus yerleştirip kilise inşa ederken Kardaktaki gibi tepki göstermedik.Her işgale anında tepki gösterseydik şimdiki durum ortaya çıkmazdı. Eğer Yönetenler bu durumu bilseler veya bilip de öncelik vermeye gerek görmeselerdi veya sorup öğrenselerdi iş bu derecede şiddetli tepkiye ,tehditlere varmayabilirdi. Dışpolitikayı,içpolitikanın bir türevi haline getirip kullanacağınız araçlarda sonra
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Mürsel
14.09.2020 12:12
Bravo çok veciz çok ikna edici bir sohbet.Allah razı olsun. Rusya dahil Batı Ege ve Akdeniz' de bizi problemsiz bırakmaz ve yunan ile eşit görmez göremez.Eşit görür diyen cahilden öte bir şey! Haliyle önde yunan arkada rusya dahil batı var karşımızda..
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
RTE: şehitler tepesi dolacak
14.09.2020 12:01
Suriye'nin kuzeyinde Türk Kızılay aracına silahlı saldırı sonucu bir personel şehit oldu.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU
14.09.2020 11:34
Yeni doktrin : Yurtta kavga, dunyada kavga-savas, icte - dista gerginlik !! Her konuda biz hakliyiz...diger ulkeler kotu... tezine fakirler- issizler kolayca inandirildi medya vasitasiyla...Yedi duvele .... karsi topyekun savas palavrasini da militaristler iyi pazarliyor !! Hukuk, adalet, insan haklari, demokrasi, insanlar yok hukmunde !! Butun dunya artik bizden sorulur !! Avusturya, Hollanda, BAE, Fransaya gereken sert Ihvanci - Osmanli tokadi verildi !! Icteki %48 lik hain... zillet... ittifakina da gereken tokat verilmeli !!
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU
14.09.2020 11:26
Uzman bir kişiden aydınlatıcı bir makale sunduğunuz için teşekkür ederiz. Ancak bir de masanın öbür tarafında yer alan Feridun Cemal Erkin’e ait tez konusunu da ayrıntılı bir şekilde bilmek gerekiyor. Neden olsa bir diplomatın düşünceleri değerli olmalı ve bir takım maddi gerekçelere dayanmalıdır. Stalin'in boğazlar konusundaki isteği diplomatımız tarafından da bilindiğini kabul etmemiz gerekir. Bu konuda bir makale yazarsanız memnun oluruz.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Renas
14.09.2020 09:35
Ülkede tüm halka askeri yat-kalk yapan ( yandaşlar hariç zaten isteyerek yapan grup) Başkan, kızını alamayarak diğer devlet adamlarına yapmak istedi. Sonuç hüsran abartılı nutuklar dışında gemiler limana Demir attı.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
hakan sonok
14.09.2020 07:01
1565, 1571, 1770, 1827, 1853 tarihlerinde Osmanlı donanması İspanyol, İtalyan, Malta, İngiliz, Fransız ve Rus donanmalarıyla savaştı ve ağır yenilgiler aldı.Özellikle 1827 ve 1853 yenilgilerimiz Yunanistan'ın genişletilmesi için kullanıldı.İtalyan tersanelerinde inşa edilen Averof adlı Yunan gemisinin ayarında bir Osmanlı savaş gemisine sahip değildik.12 Adaları 1912'de İtalyanlara teslim etmek zorunda kaldık.Donanmanız güçlü değilse diplomasi masasında güçlü değilsiniz...
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Karar Okuyan
14.09.2020 06:56
Bu iktidar secim yatirimi için boş iddia ve konuşmaları çok yapıyor ve zavallı milleti de kandırabiliyor. Akdeniz’de gaz ve petrol işi boş çıktı fakat bu bizim milletimiz kandırılmaya çok müsaittir. Merhum Demirel de iki anahtar verecem diye milleti kandırmıştı.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
hakan sonok
14.09.2020 05:36
Türkiye,Fayez al-Sarraj(Libya), Katar, İhvan koalisyonunun karşısına aldığı topluluğun üyeleri şunlar: Fransa, Rusya, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır,Bahreyn, Avusturya, İsrail, Ermenistan, Malta, Güney Kıbrıs, Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz, Suriye, İran, Hizbullah,İsveç, Fas,Irak
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU
14.09.2020 04:26
Dış politikayı iç politikanın aracı haline getirir ve içerde nasyonalist ve dindar kesimleri kosalide etmek için kullanırsan,dşarıyla normal diplomatik ilişkiler kurman ve geliştirmen olanıksız hale gelir.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU
14.09.2020 03:09
Sahada olduğu gibi masada da elimiz güçlü olmalıymış. Hikaye. Karşımızda bir Haçlı ittifakı var. Masada güçlü olmak falan hikaye. Sahadaki gücümüzle alacağız hakkımızı. Masa falan yok. Dünyada diplomasi mi kaldı? Lozanda güya diplomasi vardı ne aldık masada? Kuzey Kıbrısı diplomasi ile mi aldık? Haklıydık Kıbrıs meselesinde diyoruz. Kim tanıdı Kıbrıs Türk cumhuriyetini? Güç çağında yaşıyoruz. Gücünü koyup hakkını alacaksın. Diplomasi falan yok bu çağda. Yunanistan haksız olduğu halde NATO üyesi ülkeler biz de NATO üyesi olduğumuz halde bize karşı neden destekliyorlar?
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
hulusi keskin
14.09.2020 03:02
islamcılar adaları Lozan da kaybettik.İnönü ihanet etti teranelerine elbette devam edeceklerdir. Ancak 2004 den bugüne işgal edilen 18 adamızı hiç konuşmazlar. Hatırlatınca da yok öyle bir şey, iftira derler.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU
14.09.2020 02:52
Anlaşılan o ki Lozanda abi bizi devlet olarak tanıyın biz başka bir şey istemiyoruz denmiş. Hani biz yedi düvele karşı savaşıp hepsini yenmiştik. Masaya yedi düveli yenen bir millet olarak oturmuştuk. Resmi tarih hala böyle okutuluyor. Yedi düveli yenen bir millet yendiği devletlerden devlet mi dilenir? Bu röportaja göre böyle olmuş. Abiler nolur bir devlet abiler başka bir şey istemeyiz abiler olmuş. Diğer konuları bildiğiniz gibi çözün abiler denilmiş ismet tarafından. Buna da yurtta barış cihanda barış denmiş. Yurtta barış cihanda barış ver vatanı karış karış.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU
14.09.2020 02:51
Güçlü diplomatik ilişkiler mi? Bu iktidar Türkiye’yi ikinci İran yapmak için tüm gücüyle çalışıyor. Tek anladığı güç. Fransa uçak gemisini göndereceğini söyleyince hemen diplomasi akıllarına geldi, ikinci günde araştırma gemimizi çektiler.
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU
14.09.2020 02:00
Tesekkur ederiz roportaj icin. Islamcilarin boyle bilgiye dayali analizleri anlayabileceklerini sanmiyorum. Onlar adalari Lozan' da kaybettik sloganini atmaya devam edeceklerdir muhtemelen...
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
SON DAKİKA HABERLERİ
  • Sahnede ‘liste’ krizi
    02:15
  • Güvenirsen güven arttı
    01:55
  • 24 Eski hakim ve savcıya müebbet talebi
    00:43
  • FETÖ'ye operasyon dalgası
    00:42
  • Bu iyi haber inanılmaz talep var!
    00:42
  • Türkiye ile Yunanistan görüşmeye hazır
    00:41
  • Hesap değişti güven yükseldi
    00:40
  • Saldırıya uğrayan sağlık personeline ziyaret
    00:40
  • 'Bordo' taksi tartışması
    00:39
  • Türkiye'den yeni Navtex
    00:35
  • CHP bile, AK Parti’nin bana yaptığını yapmadı
    00:34
  • Koronavirüsten öldü, gömüldükten sonra tabutu yakıldı
    00:06
  • Nijerya'da silahlı saldırı: 14 ölü
    23:12
  • Trump ve Biden'ın ilk canlı yayın tartışma konuları belli oldu
    23:03
  • Ruhani’den BM’de 'yaptırım' tepkisi
    22:53
YUKARI