Altın piyasasında yatırımcıların davranışı değişiyor. Yüksek faiz, güçlü petrol fiyatları ve küresel piyasalardaki belirsizlikler altın üzerinde baskı oluştururken, fiyatların yeni dip seviyelere gerilememesi dikkat çekiyor. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5’in üzerine çıkması ve petrolün varil fiyatının 100 doların üzerinde seyretmesi, normal şartlarda faiz getirisi olmayan altın için önemli bir baskı oluşturuyor. Buna rağmen altının temmuz ayından bu yana yeni dip yapmaması, piyasadaki satışların karşısında güçlü bir alıcı kitlesi bulunduğunu gösteriyor. Asıl dikkat çekici gelişme ise yatırımcıların pozisyonlarında yaşanıyor. Uzmanlar trend takip eden yatırım fonlarının altındaki net kısa pozisyonların Ekim 2021’den bu yana en yüksek seviyeye çıktığını, ihtiyari yatırımcıların uzun pozisyonlarını. ise haziran ayındaki zirveye göre yaklaşık yüzde 55 azaldığını söylüyor.
VADELİDE AÇIK POZİSYON AYARI
CME altın vadeli işlemlerindeki açık pozisyonların da düşük seviyelere gerilemesi, spekülatif yatırımcıların piyasadaki ağırlığının ciddi biçimde azaldığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, “Bu tablo vatandaş açısından önemli bir ayrıntıya işaret ediyor: Altının fiyatını aşağı çekebilecek kısa vadeli yatırımcıların önemli bölümü zaten pozisyonlarını azaltmış durumda. Ancak bu durum otomatik olarak yükseliş anlamına gelmez. Yüksek faiz ve doların seyri, altının önündeki en önemli riskler arasında bulunuyor” dedi. Verilere göre piyasadaki diğer tarafta ise daha uzun vadeli yatırımcılar bulunuyor. Merkez bankaları ve resmi kurumların altın alım temposu 2021-2022 dönemindeki seviyenin iki katından fazla. Kurumsal yatırımcıların altın piyasasındaki ağırlığı da 2021’den bu yana yaklaşık yüzde 70 arttı. Uzmanlar, “Ortaya çıkan tablo oldukça farklı. Kısa vadeli yatırımcı satıyor, uzun vadeli yatırımcı alıyor. Bu ayrışma, altının yüksek faiz ortamında neden yeni dipler oluşturmadığını açıklayan en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor” dedi.
FAİZ DOLAR VE TALEP ÜÇGENİ ÖNEMLİ
Altın birikimi yapan vatandaş açısından bugün en önemli veri, “altın düşecek mi, çıkacak mı?” Uzmanlara göre hangi parayla ve hangi vadeyle yatırım yapıldığı daha önemli. Uzmanlar kısa vadede kullanılması gereken para ile uzun vadeli birikimin aynı şekilde değerlendirilmesinin doğru olmadığını dile getiriyor. Analistlere göre de özellikle borç, kira, eğitim veya acil ihtiyaç için kullanılabilecek paranın tamamını altına bağlamak fiyat dalgalanması riskini artırıyor. Uzun vadeli altın birikimi yapanlar açısından ise piyasadaki yatırımcı dağılımı takip edilmesi gereken önemli bir gösterge haline geliyor. Tek seferde yüksek miktarda alım yapmak yerine alımları zamana yaymak, fiyatın kısa vadeli sert hareketlerinden kaynaklanabilecek riski azaltabilir. Uzmanlar, “Vatandaşın bakması gereken üç önemli gösterge var. Bunlar faiz, dolar ve merkez bankalarının altın talebi. Faizlerin yüksek kalması altın üzerinde baskı yaratabilir. Doların güçlenmesi de altının hareketini sınırlayabilir. Buna karşılık merkez bankalarının güçlü alımları uzun vadeli destek unsuru olmaya devam edebilir. Altının yatırımcı pozisyonlarının düşük seviyelere gerilemesi önemli bir gelişme olsa da yalnızca bu veriye bakarak “altın ucuzladı” sonucuna da varmak doğru olmaz. Çünkü altının fiyatını belirleyen tek unsur yatırımcı pozisyonları değil. Küresel faizler, dolar, jeopolitik gelişmeler, merkez bankalarının rezerv tercihleri ve yatırımcıların risk iştahı birlikte fiyatlama üzerinde etkili oluyor” uyarısında bulundu.
ÇİN TATİLİYLE SERT HAREKET UYARISI
Altında kısa vadede önemli bir risk daha bulunuyor. Çin’deki Golden Week tatili nedeniyle piyasadaki işlem hacminin azalması bekleniyor. Çinli yatırımcıların piyasadan çekildiği dönemde likiditenin düşmesi, fiyat hareketlerinin normalden daha sert gerçekleşmesine neden olabilir. Bu nedenle altın fiyatında kısa süreli güçlü bir satış yaşanması ihtimali bulunuyor. Böyle bir hareketin gerçekleşmesi ise tek başına uzun vadeli görünümün değiştiği anlamına gelmeyecek.
