Türkiye ekonomisinde uygulanan dezenflasyon programı ve sıkı para politikası, bankacılık verilerine net bir şekilde yansımaya devam ediyor. Merkez Bankası’nın güncel verileri, 2026 yılının ilk çeyreğinde faiz oranlarının yukarı yönlü ivmesini koruduğunu ve Türk Lirası varlıklara olan ilginin maliyet artışlarıyla paralel ilerlediğini ortaya koydu.
MEVDUAT FAİZLERİNDE "7 AYIN ZİRVESİ"
Yatırımcıların güvenli liman arayışında ilk sıraya yerleşen TL mevduat, sunduğu getiriyle yeniden cazibe merkezi haline geldi.
En yoğun tercih edilen vadelerden biri olan 1-3 ay vadeli TL mevduat faizi, ortalama %40,6 seviyesine yükseldi.
Bu artış, son yedi ayın en güçlü getiri oranına işaret ederken, hanehalkının tasarruflarını TL enstrümanlarında tutma eğilimini pekiştirdi.
KREDİ MALİYETLERİNDE SERT YÜKSELİŞ: İHTİYAÇ KREDİSİ %50’Yİ AŞTI
Ekonomim'in haberine göre, borçlanma kanadında ise artan maliyetler hem bireysel tüketiciyi hem de reel sektörü baskılamaya devam ediyor. 10 Nisan 2026 ile biten haftalık verilere göre:
İhtiyaç Kredileri: Bireysel borçlanmanın en yaygın türü olan ihtiyaç kredisi faizleri, psikolojik sınır olan %50,1 seviyesine ulaşarak rekor tazeledi.
Ticari Krediler: Reel sektörün finansmana erişim maliyetini temsil eden ticari kredi faizleri ise %40,9 olarak kaydedildi.
2025-2026 PROJEKSİYONU: DALGALI SEYİRDEN ZİRVEYE
2025 yılının başından itibaren izlenen dalgalı seyir, Nisan 2026 itibarıyla yerini istikrarlı bir yükselişe bıraktı. Ekonomi kurmayları, kredi maliyetlerindeki bu yüksek seyrin iç talebi dizginleme ve enflasyonu baskılama stratejisinin bir parçası olduğunu vurguluyor. Likidite koşullarındaki sıkılaşmanın, bankaların mevduat toplama iştahını artırdığı ve bunun da faiz yarışını tetiklediği görülüyor.
