Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Saat 03.02’de gerçekleşen 7,4 büyüklüğündeki deprem; Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce’de büyük yıkıma yol açtı. 45 saniyede 17 bin 480 kişi yaşamını yitirdi, 43 bin 953 kişi yaralandı. Ekonomik kayıp, 200 milyar dolara yaklaştı. Uzmanlar “Pek çok adım atıldı ancak her sarsıntıda yıkımlar ve can kayıplarının devam etmesi, istenilen seviyeye gelinmediğinin ispatı” dedi.
ÇARESİZLİK İÇİNDE BEKLEYİŞ
İstanbul Planlama Ajansı’nın yaptığı bir araştırmaya göre; katılımcıların yüzde 69,6’sı megakentin yakın gelecekte yıkıcı bir deprem riski taşıdığını düşünüyor. Yüzde 50,9, herhangi bir önlem almadığını ifade ederken en çok tercih edilen tedbir, yüzde 28,5 ile deprem çantası hazırlamak oldu. Halkın sadece yüzde 18,4’ü evinin dayanıklılığını kontrol ettirdiğini belirtti. Bir başka çalışma ise, Türkiye genelindeki konutların yaklaşık yarısının sigortasının bulunmadığını ortaya koydu.

27 YIL GEÇTİ AMA HÂLÂ HAZIR DEĞİLİZ
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. 17 binden fazla insanın hayatını kaybettiği felaketin acısı hafızalara kazınmışken, aradan geçen yıllara ve uzmanların uyarılarına rağmen olası depreme karşı hazırlıkların tamamlanmaması ise endişeyi artırıyor. Toplanma alanlarının AVM’lere dönüşmesi, deprem vergilerinin akıbetine ilişkin soru işaretleri ve İPA araştırmasında İstanbulluların en yaygın hazırlığının deprem çantası çıkması, vahim tabloyu gözler önüne seriyor.
Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Saat 03.02’de 7,4 büyüklüğünde meydana gelen ve 45 saniye süren sarsıntı, Türkiye’nin hafızasından bir daha silinmeyecek büyük bir acıya yol açtı. Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce’de resmi rakamlara göre, 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi yaralandı. Yaklaşık 200 bin kişinin evsiz kaldığı, 66 bin 441 konut ve 10 bin 901 iş yerinin yıkıldığı depremden 16 milyona yakın kişi farklı düzeylerde etkilendi, 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 iş yerinde hasar tespit edildi. Depremde İstanbul’da 454 kişi yaşamını yitirirken Yalova, Düzce ve Gölcük’ten kentteki hastanelere getirilen yaralılardan hayatını kaybedenlerle bu sayı 981’e çıktı. İstanbul’da depremden en çok zarar gören yer Avcılar oldu. İlçede 270 kişi hayatını kaybederken yüzlerce kişi yaralandı.
Yaşanan felaketten 27 yıl sonra hâlâ deprem uzmanları olası Marmara depremine ilişkin hazırlıklı olunması gerektiğine dair uyarılarını her fırsatta yineliyor. Ancak onca yıla rağmen hâlâ önlemler tamamlanmadığı gibi toplanma alanlarının AVM’ye dönmesi, acil ulaşım hattı yollarının unutulması, deprem vergilerinin akıbetinin soru işaretlerine yol açması, gelinen noktada durumun iç açıcı olmadığını gösteriyor.
TOPLANMA ALANI KALMADI
Ülke nüfusunun yaklaşık üçte biri hâlâ 1999 öncesinde yürürlükte olan eski mevzuat ve yetersiz malzeme standartlarıyla inşa edilmiş binalarda yaşıyor. Uzmanlara göre, bütüncül bir kentsel dönüşüm ve acil yapı envanteri çıkarılmadan bu binalarda yaşamını sürdüren milyonlarca yurttaşın can güvenliğini sağlamak mümkün görünmüyor. Olası Marmara depremine karşı uzmanların uyarıları sürerken Türkiye ve megakent üzerine paylaşılan bazı veriler şöyle: Türkiye’nin 10 milyon yapı stokunun en az 6 milyonu riskli yapı olarak belirlendi. İstanbul’daki 600 bin riskli yapı stokunun yüzde doksanı yıllardır yenilenmedi. İstanbul’da 2001’de 512 olarak belirlenen acil çıkış yollarının çoğu otopark olarak kullanıldığı belirlendi. Ülke genelinde 18 bin 910 toplanma alanının büyük bir kısmı imara açıldı.
KONUTLARIN YARISINDA DASK YOK
Diğer yandan Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), 25 yılı aşkın süredir zorunlu deprem sigortalılık oranını artırmak üzere çalışmalarını sürdürürken Türkiye genelindeki konutların yaklaşık yarısının sigortası bulunmuyor. DASK’tan edinilen bilgiye göre, ülke genelinde Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi bulunan konutların oranı yüzde 58 seviyesinde bulunuyor. Zorunlu Deprem Sigortası yaptırılan toplam konut sayısı da 11 milyon 700 bin 223 oldu. En yüksek sigortalılık oranı yüzde 65 ile Marmara Bölgesi’nde görüldü.
EN BÜYÜK HAZIRLIK DEPREM ÇANTASI
Deprem hazırlıklarına ilişkin çarpıcı diğer bir veri ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA), 17 Ağustos’un yıl dönümünde, İstanbullulara depreme karşı aldıkları önlemleri ve endişe durumlarını somasıyla ortaya çıktı. Araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 69,6’sı İstanbul’un yakın gelecekte yıkıcı bir deprem riski taşıdığını düşünüyor, yüzde 70,8’i olası bir deprem için endişeli olduğunu belirtiyor. Katılımcıların yüzde 50,9’u, depreme karşı herhangi bir önlem almadığını ifade ederken, en çok tercih edilen önlem, yüzde 28,5 ile deprem çantası hazırlamak oldu. Araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 69,6’sı İstanbul’un yakın gelecekte yıkıcı bir deprem riski taşıdığını düşünüyor. Katılımcılara deprem endişesi sorulduğunda, yüzde 70,8’i olası bir deprem için endişeli olduğunu belirtti. En yüksek endişe oranı, 18-35 yaş arası grupta görüldü. Kadınların yüzde 78’i erkeklerin ise yüzde 63,5’i deprem konusunda endişeli olduğunu kaydetti. İstanbul’da gerçekleşmesi olası afet türleri içinde en çok hangisinden endişe duyulduğu sorulduğunda da ilk sırada yüzde 91,5 ile deprem yer aldı.
‘FAY ZONLARINDAKİ YAPILAŞMA DERHAL DURDURULMALI’
CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Müzeyyen Şevkin, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümü dolayısıyla uyarılarda bulundu. Deprem hazırlığının yalnızca enkaz altındaki arama-kurtarma çalışmalarına indirgenemeyeceğinin altını çizen Dr. Şevkin, afet öncesi, anı ve sonrasını kapsayan bütüncül bir devlet politikasına acil ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Yerleşim alanlarının seçiminde zemin etütlerinin kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğini ifade eden Şevkin, fay hatları ve fay zonları üzerindeki yapılaşmanın derhal sona erdirilmesi ve mevcut yapıların bu bölgelerden acilen taşınması gerektiğini söyledi.
FELAKETİN İZLERİ DENİZ ALTINDA İLK GÜNKÜ GİBİ
17 Ağustos Depremi’nde Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde sulara gömülen yapı ve eşyalar, dalgıçlar tarafından görüntülendi. Gölcük’e bağlı Değirmendere’de kıyıda bulunan otel, vapur iskelesi, çay bahçesi ve bazı evlerin sular altında kalmasıyla oluşan batık bölge, bugün dalış yapılan alanlardan biri olarak kullanılıyor. Değirmendere Sahili’nin yaklaşık 180 metre açığında bulunan ve 18 ila 55 metre derinliğe uzanan bölgede, deprem sırasında kökünden sökülen çınar ağaçları ile çay bahçesine ait şemsiyeler, sokak lambaları ve seyyar satıcı tezgahlarının kalıntıları bulunuyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’na bağlı dalgıçlar ile Değirmendere Sualtı Topluluğu (DESSAT) ekipleri, bölgede dalış yapıp depremden yıllar sonra su altında kalan yapı kalıntılarını görüntüledi.
‘TÜRKİYE’NİN YAPI STOĞU ENVANTERİ ÇIKARILMALI’
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, 17 Ağustos’un yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada; Türkiye’de yapıların birçoğunun riskli olduğunun, büyük bir depremde yapı stokunun ağır darbe alacağının bilindiğini ama hangi yapıların risk taşıdığının bilinmediği belirtti. Türkiye’nin bütün yapı stokunun bilimsel, güncel, şeffaf ve sürekli yenilenen bir envanterinin oluşturulması gerektiğini vurguladı. Çak “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının resmî açıklamalarına göre Türkiye genelinde yaklaşık 36 milyon bağımsız bölüm bulunduğu, bunların yaklaşık 6 milyonunun risk altında olduğu ve 2 milyon bağımsız bölümün acil olarak dönüştürülmesi gerektiği belirtilmektedir. İstanbul’da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli, toplam 1,5 milyon konutun ise dönüşmesi gerektiği de ifade edilmektedir. Ancak riskin büyüklüğünü tahmin etmek ile riskin nerede olduğunu bilmek aynı şey değildir” ifadelerini kullandı.
