Kızmazsanız o marşı beğendim
Ne yalan söyleyeyim, popçu Sinan Akçıl'dan daha kötü bir Milli Takım Marşı bekliyordum.
Akçıl, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a dinletmiş. Cumhurbaşkanı mehter kısmında duygulanarak güzel bulmuş, Futbol Federasyonu beğenip onaylamışken ya ben beğenmezsem, diye korkarak açtım. Ama beklediğimden iyi çıktı.
Nesini beğendin, diye hemen kızmayın. Beklentimin düşüklüğünden o, Akçıl'ın bu marşla çıtayı çok yükseklere çıkarmasından değil.
Sinan Akçıl'ın hem şansı hem şanssızlığı, eski örneklerle kıyaslanması.
Herkes onun eserini 24 yıl önceki Tarkan'ın marşıyla kıyaslıyor, talihsizliği burada, nasıl aşsın.
Şanslı yanıysa kıyaslanabileceği, yakın tarihli başka bir marş daha olması. İletişim Başkanlığının 6 yıl önceki Kızılelma Marşı. Onun yanında şaheser kalır.
Gelin, hızlıca hafıza tazeleyelim, siz de bana hak vereceksiniz.
HEM ÜMMETİN HEM TURAN'IN MARŞI
2020'de, Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümünde çıkarılmıştı.
Ümmetin ve Turan'ın marşıydı. Kafası karışık, ne dediği belirsiz bir fikir bulamacıydı. Hem ırk milliyetçisi hem din ümmetçisi...
Oysa ümmetçilikle turancılık birbirini dışlar, bir arada olamazlardı.
Şöyle diyordu marş:
“Kızıl elma hedefine ulaşılacak.../ Kızıl elmanın fethiyle ancak/ Yeryüzü sükun, huzur bulacak...”
Daha ülkemize huzur getirememişiz, nerede kaldı yeryüzü. Kendimizi kurtarmışız da sıra, bizim tarafımızdan kurtarılmayı bekleyen Türk dünyasına, ümmete ve insanlığa gelmişti sanki. Cihana nizamat verecektik.
Ya çifte coşku veren şu dizelerdeki tutarsızlığa ne buyurulurdu:
"Nesebinden geliyor yine aynı kan/ Dirilişle yeniden yazıyor destan/ İ’lâ-yi Kelimetullah bekliyor cihan/ İstikamet kızıl elma, vermeyiz aman".
Fahrettin Altun'un İletişim Başkanlığının önümüze koyduğu marş, böyle bir safsata sayıklamasıydı işte. Kaş yapayım, bomboş hamasetle milletin ayranını kabartayım derken göz çıkarıyordu.
Sanırdınız ki ırklar üstü ümmetçilikle İslam’ın yasakladığı kan, soy ırkçılığı birlikte, el ele aynı kızılelmayı coşturabilir.
İktidarın yeni kızılelma ülküsüne bakıp maşallah çekmiştim. Bizden başka kime nasip, kısmet olurdu o tezatları bir araya getirmeyi başarmak?
SİNAN AKÇIL ZAMANIN RUHUNDAN ANLIYOR
Ekonomimiz yine şahlanıyor, Ay'a rötarlı sert inişe hazırlanıyoruz, biz de fezaya gidiyoruz, dünya uzay cemiyetinde mevkimiz yükseliyor, Türkiye Yüzyılı'na giriyoruz, dünyada bizim devrimiz başlıyor, yeniden tarih sahnesine çıkıyoruz ve Hans'la George ayak seslerimizi duyup 'çılgın Türkler geliyor' diye kaçışacaksa nasıl bir marş yapacaktı Sinan Akçıl?
Zamanın ruhuna en uygun nakaratı patlattı o da. Adını "Türkler geliyor" koydu. Savulun, der gibi.
2002 Dünya Kupası için Tarkan'ın hazırladığı Milli Takım Marşı'na tabii ki yetişemez."Bir oluruz yolunda" diye kendi tribünlerimize, takımımıza sesleniyordu o. Dünyaya, rakip tribünlere meydan okumuyordu. Irk üstünlüğüne, dini duygulara, siyasi sembollere göndermeleri yoktu. Futbola partizanlık karıştırmıyordu.
Tarkan'ın sözleri fetih şovenizmine de yaslanmıyordu. Zamansız olduğu, konjonktürel rüzgârlara takılmadığı için hâlâ tutuluyor, geçilemedi.
Fakat Akçıl, zamanın değiştiğini biliyor. Devir, o devir değil.
BOZKURTLU DOMBRA POP MEHTERE KARŞI
2026 Dünya Kupası'nda Milli Takım'ımıza motivasyon, taraftar tribünlerimize coşku verecek iki marş yarışıyor.
Akçıl'ın saat tam 19.23'te yayınladığı marş, bir pop mehterse... Semicenk'in, tamamını 19 Mayıs'ta yayınlayacağı da bir bozkurtlu dombra. İkisinin de derdi; müzikten çok mesaj. Yani stat tribünlerinden çok siyasi tribünlerin amigoluğuna oynuyorlar.
Öbürü daha kıpır kıpır, bu daha ağırbaşlı ama görüyoruz ki Semicenk de zamanın ruhundan Akçıl kadar anlıyor.
Şu, Akçıl'ın sözlerinden bir seçki:
"İyi bilirsiniz kimin torunuyuz... / Doğusundan batısına/ Selam çakıp Ata'sına/ Bu Dünya Kupası'na Türkler geliyor/ Eline bayrağı alan/ Annelerin duasıyla/ Bu Dünya Kupası'na Türkler geliyor/ Türkler geliyor (Ver mehteri)... / Başka bir milletiz/ Yok hiçbir eşimiz/ Kanımız, canımız/ Fetihtir adımız..."
Bunlar da size Semicenk'in nakaratı:
"Bu kudret gelir Ata'ndan/ Kanında destanlarla, zaferler senindir Türkiyem/ Yürü, bu yol şeref yolumuz/ dünya şahit olsun, haydi saldır Türkiyem... "
Altun'un Kızılelma Marşı'yla kıyaslayınca ikisini de beğenmez misiniz? Bence söz olarak daha manalı, tını olarak daha enerjikler. Dinleyin bakın.
