Çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemlerini tamamlayan AK Parti’nin son durağı...
Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan, “Cumhurbaşkanı adayımızın kim olduğu belli ama şimdiden açıklarsak iktidar onu da tutuklar Silivri’ye gönderir” çıkışının ardından, AK Parti’nin siyasi tarihine ve Erdoğan liderliğindeki AK Parti iktidarının alnına bu kez de “AK MATİK” etiketini de yapıştırdı.
Yeni Yol Partisinin grup toplantısına “AK MATİK” yazılı deterjan kutusuyla çıkan Saadet Partisi lideri, hakkında yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet gibi suçlamalardan soruşturma başlatılmış, iktidar medyasınca haberleri yapılmış CHP’li Belediye Başkanlarının AK Parti’ye geçişleriyle ilgili şu nitelendirmeyi yaptı:
“Hakkında yolsuzluk iddiası mı var? Önemi yok. Usulsüzlükle suçlanıyorsun? Hiç dert etme. İhaleye fesat mı karıştırdın? Sorun yok, ‘AK-MATİK’ var. Her türlü şaibeyi, her türlü siyasi lekeyi tek yıkamada temizleyen, ‘aküpak’ eden bir ürün. 23,5 yıllık iktidarın yüzde yüz yerli ve milli ürünü. Bir yıkamada, bir rozet değişikliği ile her şey bir anda tertemiz oluveriyor.” (13 Mayıs)
Arıkan’ın “AK -MATİK” nitelendirmesi gitti AK Partinin alnına zamkla yapıştı. Oradan kolay kolay sökülmesi mümkün değil.
İki sebeple.
Bu nitelendirmeyi mesela CHP lideri Özgür Özel yapmış olsaydı ki çok daha ağırlarını söylüyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu tipik bir muhalefet polemiği olarak görebilir, kendi tabanında kolayca etkisizleştirebilir, mevzuyu “CEHAPE zihniyeti” karşıtlığına kilitleyerek değersizleştirebilirdi.
AK Parti tabanında da kesinlikle karşılık bulmazdı.
Ama bu nitelendirmeyi yapan, dindar mütedeyyin kesimin içinden, dindar kesim için öteki değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la aynı siyasi ve ideolojik kökenden gelen, Erdoğan’ın içinden çıkıp geldiği siyasi partinin lideri Mahmut Arıkan.
Yani Erdoğan’ın kolaylıkla nehrin öteki tarafına atabileceği, düşmanlaştırabileceği, ötekileştirebileceği, değersizleştirebileceği bir siyasi parti lideri değil.
***
İkincisi ise ortada, ‘yolsuzluk, rüşvet, haksız kazanç, ihaleye fesat karıştırma’ iddiaları üzerinden yalnızca ‘CHP’li belediyelere’ yönelik bir ‘temiz eller’ operasyonu yürüten iktidarın, artık görmezden gelinemeyecek kadar büyük, akıllara durgunluk veren bir çelişkisi var.
Bir yandan yargı, hakkında yolsuzluk, rüşvet ya da ihaleye fesat karıştırma suçlamalarıyla soruşturma başlatılan ‘bazı CHP’li belediye başkanlarını’ gözaltına alıyor; ardından tutuklu yargılanmalarına karar vererek cezaevine gönderiyor…
Bir yandan da iktidara ‘yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele’ taahhüdüyle gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hakkında rüşvet, yolsuzluk ya da ihaleye fesat karıştırma suçlamalarıyla soruşturma başlatılmak üzere olduğu bilgileri sızdırılan, hatta iktidar medyasında günlerce bu yönde haberlerle hedef alınan ‘bazı CHP’li belediye başkanlarının’ yakasına AK Parti rozeti takıyor.
Gerçek anlamda “yolsuzluk, rüşvet, kamu malına zarar verme” operasyonu yürüten bir iktidar partisi, hakkında bu iddiaların olduğu, hakkında soruşturma açılan belediye başkanlarına partisinin kapılarını açar mı?
‘Belediyeleri soyup soğana çevirmişler’, ‘belediyelere işi düşenin adeta iliğini kurutmuşlar’, ‘yolsuzluk, usulsüzlük, haraç ve rüşvet almış başını gitmiş’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın haklarında soruşturma başlatılan veya şaibeli olduğu ileri sürülen CHP’li belediye başkanlarının yakasına partisinin rozetini takmasında yok mu tuhaflık?
“Yolsuzlukta yamyamlığın kitabını yazmışlar sadece İstanbul değil, başka iller de ne yazık ki felaket durumda. Daha kamuoyuna yansıyanlar buz dağının sadece görünen kısmı” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yolsuzlukta yamyamlığın kitabını yazanların” yakasına partisinin rozetini takmasında bir anormallik yok mu?
CHP’nin Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu hakkında “ihaleye fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma” suçlarından 18 dava, 20 ayrı soruşturma, hatta 8 yıldır devam eden bir davası varken yakasına AK Parti rozetini taktırdı. AK Partiye geçme nedenini yakınlarına “6 metrekarelik cezaevi koğuşu!” açıklamıştı.
AK Partiye geçtikten sonra 8 yıldır devam eden dava bir anda beraatle sonuçlanıverdi.
***
En son yakasına AK Parti rozeti takılan isim, CHP’nin Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal oldu. Daha iki hafta önce iktidar medyası Sabah’ından Star’ına topyekûn olarak Burcu Köksal ve eşi hakkında ‘Afyonkarahisar’da 700 milyonluk rüşvet çarkı’ manşetleri atmışlardı. Ki Burcu Köksal sıradan bir CHP’li de değildi. Sonra birden CHP’de siyasetin bittiğini, AK Partinin muhteşem bir parti olduğunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ne kadar önemli bir lider olduğunu fark etti.
Derken AK Parti, Burcu Köksal’ın ne kadar başarılı bir belediye başkanı olduğunu keşfetti… Ve yakasına rozet takılıverdi.
Yakasına AK Parti rozeti takılanlar arasında hakkında herhangi bir soruşturma bulunmayan, medyaya özel hayatıyla ilgili çeşitli iddialar sızdırılmayan ya da adı şaibeli iddialarla anılmayan isim neredeyse yok gibi.
Yani tam olarak ortada, iktidarın ‘temiz eller’ iddiasıyla yan yana durması imkânsız, tam da ‘bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu’ dedirttiği bir tablo var.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “silkeleyin” talimatının ardından il, ilçe düzeyinde 22 CHP’li belediye başkanı hakkında tutuklama kararı verildi, çoğu tutuklanarak görevden uzaklaştırıldı, üç belediye başkanının yerine kayyım atandı, bazılarının yerine belediye meclisince vekil seçildi. Bir büyükşehir, biri il, 12’si ilçe belde olmak üzere 16 CHP’li belediye başkanı AK Partiye geçti.
Yani AK Parti’nin 2024 yerel seçimlerinde CHP’ye kaybettiği belediyeler ya rozet yoluyla geri AK Partiye geçmiş, rozet istemeyenler ise cezaevine gitmiş…
Yolsuzlukla mücadele vaadiyle iktidara gelen ve üstelik bir de “yolsuzluk, rüşvet” operasyonu yürüten iktidar partisi bir de bu transferleri “AK Parti yeni katılımlarla büyüyor’ diyerek duyuruyor.
Dolayısıyla Saadet Partisi lideri ‘AK MATİK’ diyerek sadece bir siyasi polemik üretmedi; doğrudan AK Parti iktidarının durum tespitini yaptı. İktidarın CHP’li belediyelere yönelik yürüttüğü ‘yolsuzluk’ operasyonlarının hukuki değil siyasi olduğunu söyleyerek, AK Parti’nin hâl-i pürmelalini ortaya koydu.
İşte bu sebepledir ki AK MATİK” tanımı dindar mütedeyyin kesimde büyük bir karşılık buldu, AK Parti tabanının önemli bir kesimi bu tanımı satın aldı.
Çünkü AK Parti tabanının artık inkâr etmekte; ‘siyaseten olur böyle şeyler’ diyerek geçiştirmekte; ‘onlar da bize yapmıştı’ diyerek tolere etmekte ve görmezden gelmekte zorlandığı; dindar-mütedeyyin kitlenin önemli bir kesimi artık siyasi rahatsızlığın ötesinde ahlaki bir sıkışma ve utanç duygusu içinde, bu kadarı da olmaz eşiğine gelmiş durumda.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2024 yerel seçimlerinde partisinin yaşadığı ağır hezimetin ardından verdiği “CHP’li belediyeleri silkeleyin” talimatının ardından yargının devreye girmesi iktidarın bir gerçeğini ortaya çıkardı.
Hani Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır ülkemizde güçlü bir muhalefetin eksikliğinden duyduğu üzüntüyü dile getiriyor “ah, ah” çekerek “Aslında güçlü bir demokraside güçlü bir muhalefete ihtiyaç var. Ama bizim talihsizliğimiz, Türkiye’de güçlü bir muhalefetin olmaması. Bu ülkede iktidar sorunu yok muhalefet sorunu var” yakınmaları yapıyordu ya.
Ülkemiz AK Partinin devri iktidarında güçlü bir muhalefetin başına neler gelebileceğini de görmüş oldu.
