Almanya ile Türkiye arasındaki adli sicil verisi paylaşımının boyutu, muhalefetteki Sol Parti'nin Federal Meclis'e yönelttiği soru önergesiyle yeniden gündeme geldi.
Alman Adalet Bakanlığı'nın verdiği bilgilere göre Türkiye'ye gönderilen adli sicil bildirimleri son yıllarda yüksek seviyelere ulaştı. 2022'de 62 bin 1 olan bildirim sayısı, 2023'te 71 bin 824'e, 2024'te 78 bin 675'e yükseldi. 2025 yılında ise Türkiye'ye 72 bin 991 bildirim gönderildi.
Bildirim sayısı ile hakkında veri aktarılan kişi sayısı aynı değil. Bir kişi hakkında birden fazla mahkûmiyet kararı bulunabilmesi nedeniyle 2022'de 44 bin 420, 2023'te 57 bin 339, 2024'te 63 bin 563 ve 2025'te 63 bin 87 kişi hakkında veri paylaşımı yapıldı.
HANGİ BİLGİLER TÜRKİYE'YE GÖNDERİLİYOR?
Alman hükümetinin yanıtına göre bildirimler Federal Adli Sicil Kaydı'ndaki temel bilgileri içeriyor.
Türkiye'ye aktarılan veriler arasında kişinin adı ve soyadı, doğum tarihi ve yeri, cinsiyeti, uyruğu ve adresinin yanı sıra mahkeme bilgileri, dosya numarası, karar ve kesinleşme tarihleri, suçun işlendiği son tarih, ilgili ceza maddesi ve verilen cezanın içeriği bulunuyor.
Buna karşılık mahkûmiyete konu olayların ayrıntılı anlatımı veya dava dosyasında yer alan somut suçlamaların tamamı otomatik bildirimlerin kapsamında bulunmuyor.
SADECE TÜRK VATANDAŞLARINI KAPSIYOR
DW Türkçe’de yer alan habere göre, Almanya'nın Türkiye'ye yaptığı düzenli adli sicil bildirimlerinin yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik olduğu belirtildi. Buna göre Alman vatandaşlığı bulunan Türkiye kökenliler ile çifte vatandaşlar bu otomatik veri aktarımının kapsamında yer almıyor.
Bildirimlerin üç ayda bir düzenli şekilde Türkiye Adalet Bakanlığı'na iletildiği ifade edildi.
PAYLAŞIMIN HUKUKİ DAYANAĞI BULUNUYOR
Alman hükümeti, adli sicil bilgilerinin Türkiye'ye gönderilmesinin uluslararası ve Alman hukukundaki düzenlemelere dayandığını belirtti.
Sürecin 1959 tarihli Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardımlaşma Avrupa Sözleşmesi'nin 22'nci maddesi ile Federal Adli Sicil Kanunu'nun 57'nci maddesi çerçevesinde yürütüldüğü, veri aktarımının Genel Veri Koruma Tüzüğü'ne de uygun olduğu kaydedildi.
Ancak hükümetin yanıtında, üç aylık otomatik bildirimlerde kişiler özelinde siyasi tehdit, güvenlik riski veya benzeri bir inceleme yapılmadığı da ortaya çıktı.
Alman hukukunda başka bir ülkeye adli sicil bilgisi aktarılırken bazı temel ilkeler ve insan hakları açısından değerlendirme yapılması öngörülse de bu kontrolün otomatik bildirimlerde kişi bazında gerçekleştirilmediği belirtildi. Böyle bir inceleme, Türkiye'nin belirli bir kişi hakkında özel bilgi veya sabıka kaydı talep etmesi halinde gündeme geliyor.
"TÜRKİYE'YE SEYAHAT EDENLER AÇISINDAN RİSK OLABİLİR"
Sol Parti ise uygulamanın özellikle Türkiye'ye seyahat eden kişiler bakımından sonuç doğurabileceğine dikkat çekti. Parti, Türkiye'ye aktarılan adli sicil bilgilerinden kişilerin geçmişteki siyasi faaliyetleri hakkında çıkarımlar yapılabileceğini savunurken, Türkiye'deki kişisel veri güvenliği ve olası veri sızıntılarına ilişkin endişelerini de dile getirdi.
Sol Parti ayrıca Almanya'nın gönderdiği adli sicil bilgileri nedeniyle Türkiye'ye girişte gözaltına alınan veya hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanan kişiler bulunup bulunmadığını hükümete sordu.
Alman hükümeti ise bu konuda elinde herhangi bir veri olmadığını bildirdi.
Berlin'in, aktarılan bilgilerin Türkiye'de yetkili adli makamlar dışında başka kurum veya kişilerin eline geçip geçmediği ya da hangi sistemlere aktarıldığı konusunda da bilgi sahibi olmadığı belirtildi.
