MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” sürecinin geldiği aşamayı Türkgün gazetesine değerlendirdi. Bahçeli, sürecin ilk aşamasının PKK’nın silah bırakması ve bölgenin terör unsurlarından temizlenmesi olduğunu belirterek, bunun ötesinde Türkiye’nin dış politikada daha bağımsız hareket edebilmesini ve yakın coğrafyasındaki etkinliğini artırmasını hedeflediklerini söyledi.
Bahçeli, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada daha güçlü bir aktör haline gelmesini de “Terörsüz Türkiye” hedefinin parçası olarak tanımladı.
“YENİ SYKES-PICOT DÜZENİNİ BOZDUK”
Bahçeli’nin açıklamalarındaki en dikkat çekici bölüm, bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmeleri oldu.
Bölgede “Şark Meselesi’nin ikinci perdesinin” sahnelenmek istendiğini savunan Bahçeli, hedefin egemen devletleri parçalamak ve etnik, dini ve mezhepsel temelde yönetilebilir yapılara ayırmak olduğunu ileri sürdü.
Bahçeli şöyle konuştu:
“Türkiye, yeni Sykes-Picot düzenini, Balfour’daki sinsi planları ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle bozmuş, terörsüz bölgenin yeşermesiyle emperyalizmin bu coğrafyadaki emellerine darbe vurmuştur.”
MHP lideri, Lübnan, Irak ve Suriye gibi ülkelerdeki parçalı siyasi yapıların Türkiye’nin yalnızca sınır güvenliğini değil, egemenliğini ve toplumsal yapısını da etkilediğini savundu.
BAHÇELİ’DEN “TÜRK BARIŞI” VURGUSU
Bahçeli, açıklamasında yeni bir kavram olarak “Türk barışı” ifadesini öne çıkardı.
MHP’nin, Türkiye’nin tarihsel ve devlet tecrübesinden hareketle bölgeyi de kapsayan bir barış düzeni inşa etmek istediğini söyleyen Bahçeli, bu yaklaşımın “düzen, adalet ve istikrara” dayanacağını belirtti.
Bahçeli, “Milliyetçi Hareket Partisi, Türk tarihinden, köklü devlet kurumsallığından ve kadim medeniyet birikiminden aldığı ilhamla bölgesini de içine alacak şekilde Türk barışını inşa etmek arzusundadır.” ifadelerini kullandı.
Bahçeli, “Türk barışı”nın Suriye, Irak ve Lübnan gibi ülkelerde merkezi yönetimlerin güçlendirilmesini, milli birlik ve toprak bütünlüğünün korunmasını ve demokratik hukuk devleti sistemlerinin tesis edilmesini hedeflediğini söyledi.
Bu hedef için yasa dışı silahlı yapıların ve terör örgütlerinin ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı.
“BÖLGENİN EN BÜYÜK SORUNU GÜVENLİK”
Bahçeli, Orta Doğu’daki temel sorunun istikrar ve güvenlik olduğunu söyledi.
Bölgedeki radikalleşmiş ve silahlı örgütlerin devletleri dış müdahaleye açık hale getirdiğini savunan Bahçeli, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın bölgeyi yeni bir kaotik döneme sürüklediğini ifade etti.
Gazze’de yaşananlara ve Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılara da değinen Bahçeli, bunları “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.
Bahçeli’ye göre “Terörsüz Türkiye”nin başarısı ile Türkiye’nin dış politika stratejisi birbirini besleyen iki temel unsur olacak.
“BİNLERCE KİLOMETRE UZAKTAN BÖLGENİN KADERİYLE OYNAMA DÖNEMİ BİTMELİ”
Bahçeli, bölgenin geleceğinin bölge dışındaki güçler tarafından belirlenmesine karşı olduklarını söyledi.
MHP lideri, “Binlerce kilometre uzaktan gelerek bölge halklarının kaderiyle oynama dönemi artık geride kalmalıdır.” dedi.
Bahçeli, “Türk barışı” anlayışının ülkelerin iç işlerine ve toprak bütünlüğüne saygıyı esas aldığını; bölgenin kaynaklarının kalkınma ve refah amacıyla kullanılmasını hedeflediğini ifade etti.
ORTA KORİDOR, KALKINMA YOLU VE TURAN KORİDORU MESAJI
Bahçeli, güvenlik politikalarıyla ekonomik projeler arasında da doğrudan bağlantı kurdu.
Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasında enerji, ulaştırma ve ticaret yollarının kesiştiği stratejik bir konumda bulunduğunu belirten MHP lideri, Orta Koridor, Kalkınma Yolu Projesi, Turan Koridoru ve enerji nakil hatlarının başarısının güvenlik ve istikrar ortamına bağlı olduğunu söyledi.
“Terörsüz Türkiye”nin bu projelerin hızlanmasına katkı sunacağını savunan Bahçeli, savunma sanayii, lojistik, turizm, tarım ve sınır ticaretinde de yeni ekonomik fırsatların ortaya çıkabileceğini ifade etti.
“YA TERÖR YA DEMOKRASİ, YA SİLAH YA SİYASET”
Bahçeli’nin açıklamalarındaki bir diğer önemli başlık demokrasi ve siyaset oldu. Terörün sona ermesinin Türkiye’de demokratik siyasetin güçlenmesi için fırsat yaratacağını savunan Bahçeli, “Ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset dedik ve herkesi Türkiye için bir olmaya davet ettik.” ifadelerini kullandı.
PKK’nın fesih ve silah bırakma kararında ayrı devlet, federasyon, özerklik veya kültürel temelli kolektif talepler bulunmamasını “yeni bir başlangıç açısından önemli” olarak değerlendiren Bahçeli, etnik ve mezhepsel kimlik siyasetinin de geride bırakılması gerektiğini savundu.
KOLEKTİF HAKLARA KARŞI “BİREYSEL HAK” VURGUSU
Bahçeli, temel hak ve özgürlüklere ilişkin değerlendirmesinde ise bireysel haklarla kolektif haklar arasında ayrım yaptı.
Türkiye’nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu belirten Bahçeli, bireysel hak ve özgürlüklerin genişletilebileceğini söyledi.
Ancak belirli etnik, dini veya mezhepsel gruplara yönelik kolektif hak taleplerine karşı çıktı.
Bahçeli, devletin hak ve özgürlükleri dil, din, ırk, cinsiyet, mezhep veya etnik köken ayrımı yapmadan birey merkezli uygulaması gerektiğini belirterek MHP’nin yaklaşımını “sorumlu bireycilik” olarak tanımladı.
“ORTAK ZEMİN TÜRK VATANDAŞLIĞIDIR”
MHP lideri, farklı toplumsal kesimlerin ortak siyasi zemininin Türk vatandaşlığı olması gerektiğini söyledi.
Bahçeli, “Tüm vatandaşlarımızı eşit hak ve sorumluluklar temelinde ortak bir zeminde buluşturmayı savunuyoruz. Bu ortak zemin Türk milletinin tarihî ve siyasî mutabakatıyla oluşmuş, anayasamızda ifade bulmuş Türk vatandaşlığıdır.” ifadelerini kullandı.
Bahçeli’ye göre “Terörsüz Türkiye”, bireysel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesiyle üniter devlet yapısının korunmasını aynı çerçevede buluşturmalı.
“SADECE DAĞDAKİ TERÖRİSTİN TASFİYESİ YETMEZ”
Bahçeli, sürecin yalnızca PKK’nın silah bırakmasıyla tamamlanmayacağını da belirtti. Terörü veya şiddeti meşrulaştıran siyasi ve toplumsal yapıların da tasfiye edilmesi gerektiğini savunan Bahçeli, şiddetin bütünüyle sona ermesini hedeflediklerini söyledi.
MHP lideri, “Sürecin tam olarak başarıya ulaşması, terör örgütünün silah bırakmasının da ötesinde, herhangi bir şekilde terörü olumlayan, sırtını teröre ya da vandalizme dayandıran siyaset anlayışının ve bölücü zihniyetin de tarihe karışması ile mümkün olabilecektir.” ifadelerini kullandı.
BAHÇELİ: TERÖRSÜZ TÜRKİYE GELECEK TÜRK ASIRLARININ MÜJDESİ
Bahçeli, açıklamasının sonunda “Terörsüz Türkiye”yi yalnızca bir güvenlik politikası olarak görmediklerini belirtti.
Sürecin ekonomik refah, bölgesel istikrar ve Türkiye’nin diplomatik gücü açısından da kritik olduğunu savunan Bahçeli, “Terörsüz Türkiye gelecek Türk asırlarının müjdesidir. Aynı zamanda da kaos ve kargaşa ile anılan bölgemizde barış ve huzurun, kardeşlik ve dayanışmanın, istikrar ve kalkınmanın anahtarı olacaktır.” dedi.
