Enstitü Sosyal'den üniversite eğitiminin 3 yıla indirilmesi önerisi

Enstitü Sosyal'den üniversite eğitiminin 3 yıla indirilmesi önerisi

Enstitü Sosyal tarafından hazırlanan analizde, mevcut 4 yıllık lisans eğitiminin yeniden yapılandırılarak uygun bölümlerde 3 yıla indirilmesi önerildi. Model kapsamında programlardaki mükerrer içeriklerin azaltılması, öğrencilerin mesleki yetkinliklerinin güçlendirilmesi ve eğitim süresinin kısalmasıyla ortaya çıkacak kaynakların üniversitelerin araştırma ve inovasyon faaliyetlerine aktarılması öneriliyor.

Enstitü Sosyal tarafından hazırlanan "Yükseköğretimde Eğitim Süreleri ve Programlar: Dört Yıl Şart mı? Süreden Yetkinliğe Yeni Bir Lisans Eğitimi Modeli" başlıklı analizde, Türkiye'deki lisans eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması ve uygun disiplinlerde eğitim süresinin 4 yıldan 3 yıla düşürülmesi önerildi.

Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan ile Enstitü Sosyal Araştırmacısı Zeynep Yalçıntaş tarafından hazırlanan analizde, mevcut 4 yıllık ve tek tip lisans eğitim modelinin çeşitli sınırlılıkları bulunduğu değerlendirilerek alternatif bir eğitim modeli ortaya konuldu.

Çalışmada özellikle sosyal ve beşeri bilimler olmak üzere uygun disiplinlerde programların yeniden düzenlenmesi, tekrar eden ders içeriklerinin azaltılması ve öğrencilerin günümüz iş dünyasının ihtiyaç duyduğu yetkinliklerle mezun olmasının sağlanması amacıyla 3 yıllık lisans modeline geçilmesi önerildi.

ÜNİVERSİTELERİN EKONOMİK VE BİLİMSEL ROLÜNE DİKKAT ÇEKİLDİ

Analizde üniversitelerin yalnızca nitelikli insan kaynağı yetiştiren eğitim kurumları olmadığı, aynı zamanda araştırma, yenilikçilik ve girişimcilik faaliyetleriyle ekonomik büyüme, teknolojik dönüşüm ve ulusal rekabet gücüne katkı sağlayan stratejik kurumlar olduğu belirtildi.

Bu nedenle yükseköğretim sisteminin mevcut durumunun değerlendirilmesinde yalnızca eğitim sürelerine değil, üniversitelerin araştırma kapasitesi, öğrenci-akademisyen oranları ve mezunların iş gücü piyasasındaki durumları gibi farklı göstergelere de bakılması gerektiği ifade edildi.

Analizde, yükseköğretim sisteminin yeniden yapılandırılmasını gerekli kılan çeşitli göstergelere de yer verildi.

Çalışmada şu ifadeler kullanıldı:

"2005 yılında Türkiye'de sadece 77 üniversite varken ve üniversiteye yerleşme oranı yüzde 33 iken, 208 üniversitenin bulunduğu 2025 yılında bu oran yüzde 30'a geriledi. YKS başvurularında ise düşüş eğilimi sürüyor. 2026 yılında başvuru sayısı 2 milyon 425 bin 560 ile son 6 yılın en düşük seviyesine geriledi. Türkiye, akademisyen başına öğrenci sayısının (22,5) en yüksek olduğu 2. OECD ülkesi. Bu durum ve yoğun ders programları akademisyenlerin yayın ve araştırma yapma, proje geliştirme gibi bilimsel ve mesleki gelişimlerinin önüne geçmiş durumda."

ÜNİVERSİTE EĞİTİMİNİN EKONOMİK MALİYETİNE DİKKAT ÇEKİLDİ

Analizde, üniversite eğitiminin öğrenciler ve aileler açısından oluşturduğu ekonomik maliyet de değerlendirildi.

TÜİK verilerine atıfta bulunulan çalışmada, yükseköğretim mezunlarının esas iş gelirlerinin ortalama gelire oranının 2010'da 1,82 seviyesindeyken 2022'de 1,40'a gerilediği belirtildi.

Üniversite diplomasının gelir açısından sağladığı avantajın azalmasının özellikle erkek öğrenciler bakımından yüksek bir fırsat maliyeti oluşturduğu ve bunun iş gücüne daha erken katılma eğilimini güçlendirdiği ifade edildi.

Analizde, büyükşehirlerde eğitim gören üniversite öğrencilerinin aylık temel yaşam giderlerinin 10 bin ila 23 bin lira arasında değiştiği belirtilerek, eğitim süresinin bir yıl kısaltılmasının öğrenciler ve aileleri açısından önemli bir maliyet avantajı sağlayabileceği savunuldu.

Çalışmada bu değerlendirmelere ilişkin şu ifadeler yer aldı:

"Üniversite diplomasının sağladığı gelir avantajının azalması, özellikle erkek öğrenciler açısından yüksek bir fırsat maliyeti yaratıyor ve iş gücüne erken katılım tercihini güçlendiriyor. Büyükşehirde okuyan bir üniversite öğrencisinin aylık temel yaşam maliyeti 10 bin ila 23 bin lira arasında değişiyor. Eğitim süresinin 1 yıl kısalması, bir öğrenci ve ailesini de yıllık 100 bin ila 230 bin lira arasında değişen bir ekonomik yükten kurtaracak. TÜİK verilerine göre lisans mezunlarının yalnızca yüzde 56,7'si eğitim aldıkları alanla uyumlu bir meslekte çalışırken sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon gibi alanlarda bu oran yüzde 20,6'ya kadar düşüyor. Mevcut durumda lisans mezuniyeti, iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu yetkinliklerin sağlanması için tek başına yeterli olmuyor. Özellikle pratiğe ve sahaya dönük alanlarda öğrencilerin dersliklerin dışına çıkabileceği imkanların oluşturulması öneriliyor."

BÖLÜMLERE GÖRE MESLEKİ ÇEKİRDEK YETKİNLİK STANDARDI ÖNERİSİ

Enstitü Sosyal'in modelinde, lisans eğitiminin 3 yıla indirilmesinin yalnızca eğitim süresinin azaltılması anlamına gelmemesi gerektiği vurgulandı.

Bu kapsamda her bölüm için "Asgari Mesleki Çekirdek Yetkinlik Standartları" oluşturulması önerildi. Böylece öğrencilerin daha kısa sürede eğitimlerini tamamlamalarının yanı sıra, mezuniyet sonrasında ihtiyaç duyacakları temel mesleki bilgi ve becerileri edinmeleri hedeflendi.

Analizde özellikle pratiğe ve saha deneyimine dayalı alanlarda öğrencilerin yalnızca dersliklerde eğitim görmesi yerine uygulamalı imkanların artırılması gerektiği belirtildi.

BİR YILLIK TASARRUFUN ARAŞTIRMA VE İNOVASYONA AKTARILMASI ÖNERİLDİ

Çalışmada, eğitim süresinin kısaltılmasıyla ortaya çıkacak mali kaynağın yalnızca kamu bütçesinde bir tasarruf olarak değerlendirilmemesi gerektiği ifade edildi.

Önerilen modelde, bir yıllık eğitim süresinin kaldırılmasıyla oluşacak bütçe tasarrufunun üniversitelerin araştırma, Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerine aktarılması önerildi.

Analizde konuya ilişkin şu ifadeler kullanıldı:

"Lisans süresinin 3 yıla indirilmesiyle elde edilecek 1 yıllık bütçe tasarrufunun kamu bütçesinden kesilmesi yerine, doğrudan üniversitelerin araştırma, Ar-Ge ve inovasyon fonlarına aktarılması öneriliyor. Böylece hem akademisyenlerin ders yükü hafifleyecek hem de üniversitelerin uluslararası yayın ve rekabet gücü artacak."

Bu yaklaşımın, eğitim süresinin kısaltılmasını üniversitelerin araştırma kapasitesinin güçlendirilmesiyle birlikte ele alan bir finansman dönüşümü olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Yasal düzenleme önerisi

Analizde, 3 yıllık ve esnek bir lisans modeline geçilebilmesi için mevzuatta da değişiklik yapılması gerektiği ifade edildi.

Bu kapsamda 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile meslek odalarına ilişkin mevzuatta gerekli düzenlemelerin yapılması tavsiye edildi.

Önerilen modelin, tüm bölümlere aynı şekilde uygulanması yerine uygun disiplinler ve bölümlerin özellikleri dikkate alınarak esnek biçimde hayata geçirilmesi gerektiği belirtildi.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN