Uzun süreli ilişkilerde evlilik vaadiyle kandırılma durumu, günümüzde hukuki bir mesele olarak mahkemelere daha sık taşınıyor.
İstanbul adliyelerinde yoğunlaşan dosyalar, yalnız bir kalp kırıklığı olarak görülmeyen bu durumun nişan atılması tazminat taleplerinin temelini oluşturduğunu gösteriyor.
Hukuk sistemimiz, bireylerin eski sevgiliye dava açarak haklarını aramasına olanak tanıyor.
Mahkemeler, özellikle Yargıtay emsal kararları doğrultusunda hareket ederek tarafların yaşadığı maddi ve manevi mağduriyetleri gideriyor.
SADECE SÖZDE KALAN İFADELER HUKUKİ GEÇERLİLİK TAŞIMIYOR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararları çerçevesinde, herhangi bir resmiyet veya ciddi niyet barındırmayan nikah sözleri, hukuk önünde yalnızca duygusal bir hayal kırıklığı şeklinde değerlendiriliyor.
Ortada ailelerin tanışması, nişan töreni veya ev eşyası alımı gibi somut bir hazırlık yoksa, tarafların birbirine verdiği sözler tazminat talebi için yeterli görülmüyor.
Mahkemeler, öncelikle ilişkinin evliliğe giden yolda ciddiyet kazanıp kazanmadığını inceliyor.
İlişkide masum görünen ama ruhunuzu kemiren o tehlikeli cümleler
TÜRK MEDENİ KANUNU MAĞDURİYETİ GÜVENCE ALTINA ALIYOR
Ortada karşılıklı verilen ciddi bir evlilik sözü varsa ve bu söz haklı bir gerekçe sunulmadan bozuluyorsa, Türk Medeni Kanunu devreye giriyor.
İlgili kanun maddeleri, evlenme vaadinin haksız bir şekilde sonlandırılması durumunda zarar gören tarafın maddi ve manevi tazminat talep edebileceğini açıkça düzenliyor.
Adliyelerde bu tür dosyalar ilgili kanun maddelerine dayanılarak karara bağlanıyor.
SOMUT HAZIRLIKLAR MADDİ TAZMİNATIN ÇERÇEVESİNİ ÇİZİYOR
Yargı sürecinde hakimlerin en çok dikkat ettiği detay, evlilik için gerçek bir adım atılıp atılmadığı oluyor.
Resmi veya aile arasında yapılan bir nişan, kiralanan düğün salonu için ödenen kapora, alınan takılar, gelinlik ve eve alınan eşyalar için yapılan harcamalar maddi tazminat kapsamında değerlendiriliyor.
Ailelerin sürece dahil olması ve maddi kaynak harcanması, davanın seyrini doğrudan etkiliyor.
Sevgilinizle kanka olmaya başladıysanız dikkat
İTİBAR ZEDELENMESİ MANEVİ TAZMİNAT SEBEBİ SAYILIYOR
Maddi kayıpların yanı sıra, evlilik sürecinin iptal edilmesiyle ortaya çıkan psikolojik ve sosyal zararlar da yasa koyucu tarafından korunuyor.
Toplum veya çevre içerisinde küçük düşürülme, alay konusu olma ve itibarın zedelenmesi gibi ağır psikolojik yıpranmalar, manevi tazminat davasının konusunu oluşturuyor.
Karşı tarafın hayat planını bozarak duygusal çöküntü yaratan kişiler, yüklü miktarlarda manevi tazminat ödemek zorunda kalıyor.
DAVA AÇMAK İÇİN 1 YILLIK SÜREYE DİKKAT EDİLMESİ GEREKİYOR
Hukuki sürecin en kritik aşamasını ise zaman aşımı kuralı oluşturuyor.
Mağduriyet yaşayan kişilerin, evlilik vaadinin kesin olarak bozulduğunu anladıkları tarihten itibaren tam 1 yıl içinde adli makamlara başvurması zorunluluk taşıyor.
Bu 1 yıllık süre geçirildiği takdirde, kanunların verdiği dava açma hakkı düşüyor ve mağdur taraf herhangi bir hak iddia edemiyor.
Haklı bir sebep olmadan yarı yolda bırakılan kişiler, adaleti yasal yollarla arayabiliyor.
Evliler, karşı cinsin fotoğraflarını beğenirken iki kez düşünsün
