Bilim insanlarına göre sürekli geç kalanların 3 ortak huyu

Bilim insanlarına göre sürekli geç kalanların 3 ortak huyu

Randevularına ve işe sürekli geç kalan kişilerin sergilediği bu alışkanlık, sanılanın aksine salt bir disiplinsizlikten değil; üç temel zihinsel süreçten kaynaklanıyor. Bilişsel araştırmalar, zamanı fazlasıyla iyimser hesaplama eğilimi olan planlama yanılgısı, hazırlığı son ana bırakma refleksi ve tam evden çıkarken başka işlere odaklanma arzusunun kronik gecikmeleri tetiklediğini gösteriyor.

Bilişsel psikoloji alanında çalışma yürüten Roger Buehler, Dale Griffin ve Michael Ross, bireylerin günlük işleri tamamlama sürelerini hesaplarken geçmiş tecrübelerine rağmen en kusursuz senaryoya odaklandıklarını deneysel verilerle ortaya koydu.

Gündelik randevulara, kritik toplantılara veya işe vaktinde varamamak yalnızca saat kontrolü yapmamaktan kaynaklanmıyor.

Bilimsel araştırmalar, geç kalma davranışının altında yatan zihinsel süreçleri ve davranış biçimlerini incelediğinde üç temel faktörün öne çıktığını belirledi.

İnsanların zamanı yönetmesini ve randevularına zamanında yetişmesini engelleyen bu kritik unsurlar şu şekilde sıralandı:

— Planlama yanılgısı: Bireylerin işlerin süresini fazlasıyla iyimser hesaplayarak olası aksaklıkları göz ardı etmesi.

— Erteleme refleksi: Sıkıcı veya zahmetli bulunan hazırlık süreçlerini son dakikaya bırakıp kısa süreli rahatlamayı seçmesi.

— Polikroniklik: Tam evden çıkacakken birden fazla küçük işe yönelip dikkatini dağıtması.

PLANLAMA YANILGISI ZAMAN HESABINI ALTÜST EDİYOR

Sürekli geç kalan kişiler, bir yere gitmek veya hazırlanmak için ihtiyaç duydukları süreyi gerçekte olduğundan çok daha kısa tahmin ediyor.

Psikoloji literatüründe 'planlama yanılgısı' olarak tanımlanan bu eğilim, geçmişte benzer işlerin çok daha uzun sürdüğü bilinmesine rağmen yeni planların hiçbir pürüz yaşanmayacakmış gibi kurgulanmasına yol açıyor.

Akademik ve günlük faaliyetlerin bitirilme süreleri üzerine odaklanan araştırmalarda, katılımcıların tahminlerinde aşırı iyimser davrandığı saptandı.

Trafik yoğunluğu, evde aranan anahtarlar, beklenmedik telefon görüşmeleri veya uzayan hazırlıklar hesaba katılmadığında, birkaç dakikalık küçük gecikmeler bir araya gelerek büyük bir zaman kaybına dönüşüyor.

ERTELEME REFLEKSİ HAZIRLIK SÜRECİNİ SON ANA SIKIŞTIRIYOR

Gecikme alışkanlığının merkezinde yer alan bir diğer önemli etkeni hazırlıkları sürekli son ana bırakma refleksi oluşturuyor.

Erteleme davranışı üzerine yoğunlaşan bilimsel çalışmalar, bireylerin sıkıcı ya da rahatsız edici buldukları bir işe başlamak yerine kendilerine anlık ferahlık veren farklı eylemleri seçtiğini ortaya koyuyor.

Hazırlık aşamasının son dakikalara sıkışması ise yolculuk sırasında meydana gelebilecek öngörülemeyen engeller karşısında telafi imkanı bırakmıyor.

Böylece en ufak bir aksilik bile randevu saatine yetişmeyi bütünüyle imkansız hale getiriyor.

KAPIDAN ÇIKMADAN ÖNCE ÇOKLU GÖREVLERE YÖNELME EĞİLİMİ

Bazı kişiler evden ayrılmalarına dakikalar kalmışken gelen mesajlara cevap yazmak, odayı toparlamak veya yarım kalmış küçük bir ev işini bitirmek istiyor.

Aynı anda birden fazla işle ilgilenme eğilimini mercek altına alan araştırmalar, 'polikroniklik' olarak adlandırılan bu alışkanlık ile işe geç kalma arasında belirgin bir bağ yakaladı.

Buna karşın uzmanlar, çoklu görev alışkanlığının doğrudan ve tek başına gecikmeye neden olduğunu kesin bir dille iddia etmiyor.

Söz konusu eğilim, özellikle kısıtlı zaman aralıklarında bireyin odaklanma dengesini bozarak kapıdan çıkış süresini geciktiriyor.

KRONİK GECİKME TEK BAŞINA BİR SAYGISIZLIK DEĞİL

Uzman değerlendirmelerine göre, her yere sürekli geç kalmak salt bir saygısızlık, tembellik veya belirli bir psikolojik rahatsızlık göstergesi sayılmıyor.

Söz konusu eylem; bireyin zamanı algılama biçimi, planlama yetisi, dikkat odaklama becerisi ve erteleme alışkanlıklarının bir araya gelmesiyle şekilleniyor.

Geç kalma eyleminin hangi ortamlarda, hangi sıklıkla ve ne tür şartlarda gerçekleştiği, bu durumun ardındaki gerçek nedenleri anlamak adına tek başına gecikmenin kendisinden çok daha kapsamlı bilgiler sunuyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN