Türkiye'deki gençlerin sadece yüzde 23'ü bilinen Z kuşağı özelliklerini taşıyor

Türkiye'deki gençlerin sadece yüzde 23'ü bilinen Z kuşağı özelliklerini taşıyor

Research İstanbul tarafından gerçekleştirilen Nesil Künyesi çalışması, 26 şehirde yürütülen yüz yüze anketlerle genç nüfusun bilinmeyen yönlerini gün yüzüne çıkardı. Toplamda 2.000 gençle görüşülerek yapılan kapsamlı analiz, gençlerin önceliklerinin esnek çalışmadan ziyade iyi bir maaş ve iş güvencesi olduğunu net bir biçimde ortaya koydu.

Araştırma şirketi Research İstanbul tarafından 12 Temmuz 2025 ile 8 Ağustos 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen Nesil Künyesi araştırması, Türkiye genelinde 18-30 yaş grubundaki genç yetişkinlerin gerçek profiline ışık tutuyor.

Kamuoyunda yaygın olarak kabul gören ve dijitalleşme, sabırsızlık, esnek çalışma ile kurumsal aidiyetsizlik gibi niteliklerle tanımlanan Z kuşağı stereotipinin aslında gerçeği tam olarak yansıtmadığını ortaya koyan araştırma, genç nüfusun homojen bir yapıya sahip olmadığını gösteriyor.

26 ilde yapılan bu kapsamlı saha çalışması, Türkiye'deki gençlerin beklentilerinin, yaşam şekillerinin ve iş hayatına yaklaşımlarının temelde ekonomik belirsizlikler ve güvenlik arayışıyla şekillendiğini belgeliyor.

26 ŞEHİRDE 2.000 GENÇLE YÜZ YÜZE GÖRÜŞÜLDÜ

Araştırma, Türkiye genelinde sosyo-ekonomik ve bölgesel dinamikleri en iyi şekilde temsil edebilmek adına İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması Düzey 2 (NUTS2) kriterlerine göre tasarlandı.

Veri toplama süreci, Bilgisayar Destekli Yüz Yüze Anket (CAPI) yöntemi kullanılarak yürütüldü.

Çalışma kapsamında, cinsiyet, yaş ve istihdam durumu kotaları titizlikle takip edilerek toplamda 2.000 katılımcı ile görüşmeler sağlandı.

Bölgesel çeşitliliğin tam olarak yansıtıldığı bu metodoloji, gençlerin aile yapıları, gelir kaynakları ve iş hayatından beklentileri arasındaki ilişkileri somut verilerle ortaya çıkardı.

z-kusagi-ne-istiyor-ne-dusunuyor-neyi-talep-ediyor-3.jpg

GENÇLERİN SADECE YÜZDE 23'Ü STEREOTİPE UYUYOR

Kamuoyunda sıkça dile getirilen, her şeyden çabuk sıkılan ve kurumsal hayata mesafeli olan Z kuşağı anlatısı, veriler karşısında ciddi bir kırılma yaşıyor.

Araştırmada gerçekleştirilen detaylı segment analizine göre, Türkiye'deki 18-30 yaş grubundaki nüfusun yalnızca yüzde 23'ü bahsedilen bu klasik kimlik özellikleri ile uyum gösteriyor.

Geriye kalan yüzde 77'lik büyük çoğunluk ise daha farklı, heterojen ve gerçekçi önceliklere sahip.

Dolayısıyla gençleri tek bir davranış kalıbına indirgemek, hem ekonomik hem de sosyolojik analizlerde yanıltıcı sonuçlara yol açıyor.

GENÇ NÜFUSUN YÜZDE 70'İ AİLESİYLE BİRLİKTE YAŞIYOR

Araştırmanın yaşam alanlarına yönelik verileri, gençlerin hane içi dinamiklerini net bir biçimde sergiliyor.

Katılımcıların yüzde 70'i ailesiyle birlikte yaşadığını belirtiyor.

Bu grubu sırasıyla yüzde 19 ile eşi ya da partneriyle yaşayanlar, yüzde 6 ile yalnız yaşayanlar takip ediyor.

Arkadaşlarıyla birlikte kalanların oranı yüzde 2 iken, yurtta yaşayanların oranı da yine yüzde 2 olarak kayıtlara geçiyor.

Aile ile yaşama oranının yüksekliği İspanya, İtalya, Portekiz ve Yunanistan gibi Güney Avrupa ülkeleriyle benzerlik gösteriyor.

Ancak bu durum Türkiye'deki gençlerin bağımsız karar alma mekanizmalarını ciddi oranda kısıtluıyor.

Gençlerin en özgür hissettiği alanlar giyim kuşam, sosyal ortamlara katılım ve kariyer tercihleri olurken; eğitim düzeyi, meslek seçimi ve ailevi sorumluluklar gibi kritik alanlarda ailelerin etkisi çok daha belirgin hissediliyor.

Veriler ayrıca, aile baskısıyla alınan kararların gençlerde en yüksek pişmanlık oranına yol açtığını da belgeliyor.

z-kusagi-ne-istiyor-ne-dusunuyor-neyi-talep-ediyor-2.jpg

FİNANSAL ÖZGÜRLÜK KRİZİ DERİNLEŞİYOR VE AİLE DESTEĞİ ARTIYOR

Gençlerin finansal durumları incelendiğinde, ekonomik bağımsızlığın önündeki engeller ve TL bazındaki alım gücü kısıtlamaları daha da görünür hale geliyor.

Katılımcıların yüzde 55'i en önemli gelir kaynağı olarak ailesinin düzenli katkısını gösteriyor.

Kendi kazandığı düzenli bir ücrete sahip olanların oranı yüzde 52 iken, eşinin ya da partnerinin kazandığı gelirle geçinenler yüzde 15'i buluyor.

Geçici işlerden gelir elde edenler yüzde 10, burs alanlar yüzde 6, hisse senedi ve kripto gibi yatırım gelirlerine sahip olanlar yüzde 2, sosyal yardımlardan faydalananlar ise yüzde bir oranında kalıyor.

Düzenli bir işe ve maaşa sahip olan gençlerin bile yüzde 33'ü geçinebilmek için hâlâ aile desteğine ihtiyaç duyuyor.

Birikim yapabildiğini belirten gençlerin oranı yalnızca yüzde 24 düzeyinde seyrederken, 'istediğim kadar birikim yapabiliyorum' diyenlerin oranı yüzde altıyı geçmiyor.

Birikim yapabilen azınlığın bu başarıyı, aileden kalan ev, araba gibi varlıklar veya kira yükünün olmaması sayesinde gerçekleştirdiği görülüyor.

Birikim aracı olarak ise borsa ya da kripto paralar yerine geleneksel bir yöntem olan altın ilk sırada tercih ediliyor.

z-kusagi-ne-istiyor-ne-dusunuyor-neyi-talep-ediyor-1.jpg

ÇALIŞMA HAYATINDA ÖNCELİK UZAKTAN ÇALIŞMA DEĞİL GÜVENCE VE İYİ MAAŞ

Türkiye'deki yaygın inanışın aksine, genç çalışanların öncelikli talebi uzaktan ya da hibrit çalışma modeli değil.

İş hayatından beklentilere bakıldığında, 'uzaktan veya hibrit çalışma imkanı' seçeneğinin yüzde 12 düşük önem, yüzde 36 orta önem ve yüzde 52 yüksek önem alarak listenin en son sırasında yer aldığı görülüyor.

Bunun yerine gençlerin talepleri tamamen maddi, somut ve güvence odaklı şekilleniyor.

En yüksek önem derecesine sahip ilk üç başlık; yüzde iki düşük önem ve yüzde 16 orta önem oranına karşılık yüzde 82 yüksek önem alan 'iyi bir maaş', yüzde iki düşük önem ve yüzde 16 orta önem alan 'işten çıkarılma korkusu olmadan çalışmak' ve yüzde iki düşük önem and yüzde 19 orta önem alan 'güçlü yan haklar' olarak sıralanıyor.

Bunları sırasıyla yüzde iki düşük önem ve yüzde 20 orta önem alan 'kariyer gelişim fırsatları' (yüzde 78 yüksek önem), yüzde iki düşük önem ve yüzde 21 orta önem alan 'başarılarının takdir edilmesi' (yüzde 78 yüksek önem) ile yüzde iki düşük önem ve yüzde 20 orta önem alan 'terfi ve yükselme imkanı bulunması' (yüzde 78 yüksek önem) takip ediyor.

Çalışma ortamı ve iş arkadaşlarıyla iyi ilişkiler yüzde iki düşük önem, yüzde 24 orta önem ve yüzde 74 yüksek önem taşırken; pozisyondaki unvan yüzde üç düşük önem, yüzde 23 orta önem ve yüzde 74 yüksek önem; mesai saatleri dışında çalışmamak yüzde dört düşük önem, yüzde 23 orta önem ve yüzde 73 yüksek önem; eğitim alınan alana uygun bir iş yüzde dört düşük önem, yüzde 25 orta önem ve yüzde 71 yüksek önem; iş yükünün/sorumlulukların fazla olmaması yüzde beş düşük önem, yüzde 26 orta önem ve yüzde 70 yüksek önem taşıyor.

Yaratıcı veya anlamlı işler yapma fırsatı yüzde dört düşük önem, yüzde 31 orta önem and yüzde 65 yüksek önem; evine yakın bir iş yeri yüzde beş düşük önem, yüzde 31 orta önem ve yüzde 65 yüksek önem görüyor.

Uzaktan çalışmanın arka planda kalmasının üç temel nedeni bulunuyor: Hizmet sektörü gibi iş kollarının doğası gereği bu modele uygun olmaması, ailesiyle yaşayan gençlerin evden uzaklaşma isteği ve ekonomik belirsizlik dönemlerinde esneklik yerine güvenlik arayışının öne çıkması.

GENÇLİK SORUNLARI SADECE EKONOMİK BOYUTLU DEĞİL

Araştırma sonuçları, Türkiye'deki ağır ekonomik baskıların gençlerin omuzlarında büyük bir yük oluşturduğunu doğrulasa da, genel yönelimlerin Güney Avrupa ülkeleriyle paralellik göstermesi dikkat çekiyor.

Bu durum, Türkiye'deki gençlik sorunlarının yalnızca güncel ekonomik krizlerle açıklanamayacağını; altında yatan kültürel, yapısal ve demografik unsurların da en az ekonomi kadar belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Gençlerin toplumsal hayattaki konumları, aile bağları ve iş gücü piyasasındaki yapısal engeller, bu tablonun kalıcı hale gelmesinde önemli rol oynuyor.

YENİ VE GERÇEKÇİ POLİTİKALARA İHTİYAÇ VAR

Research İstanbul'un gerçekleştirdiği Nesil Künyesi çalışması, Türkiye gençliğine dair üç temel gerçeği netleştiriyor.

Gençlerin tek tip bir kitle olmadığı, eğilimlerinin ve kimliklerinin son derece çeşitli olduğu görülüyor.

İkinci olarak, ekonomik yetersizliklerin gençlerin bireyselleşmesi ve özgürleşmesi önündeki en büyük bariyer olduğu anlaşılıyor.

Son olarak, genç çalışanların iş dünyasından beklentilerinin soyut kavramlardan ziyade tamamen maddi güvencelere dayandığı teyit ediliyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN