Joachim Trier’in son filmi 'Manevi Değer' psikolojik perspektifle incelendi: Travmanın kuşaklararası aktarımı

Joachim Trier’in son filmi 'Manevi Değer' psikolojik perspektifle incelendi: Travmanın kuşaklararası aktarımı

Cannes ve Avrupa Film Ödülleri’ndeki başarısının ardından Oscar adaylığıyla gündeme gelen Joachim Trier imzalı "Manevi Değer" vizyona girdi. Klinik Psikolog Hatice Keltek, Dizi Doktoru platformunda kaleme aldığı yazıda filmi "Sinema Psikolojisi" perspektifiyle inceleyerek, konuşulmayan travmaların aile içinde nasıl devredildiğini analiz etti.

Yönetmen Joachim Trier’in sinemasında sıkça rastlanan aile, yas ve hafıza temalarını bu kez üç kuşaklık bir hikaye üzerinden ele aldığı yeni filmi "Manevi Değer" (Sentimental Value), izleyiciyle buluştu. Uluslararası festivallerde dikkat çeken yapım, sadece sinematografik başarısıyla değil, karakterlerin psikolojik derinliğiyle de tartışılıyor.

Klinik Psikolog Hatice Keltek, Dizi Doktoru’ndaki köşesinde filmi mercek altına aldı. Keltek, anlatının merkezine "Bir travma konuşulmadan nasıl devredilir?" sorusunu yerleştirerek, mekân ve bellek ilişkisine dikkat çekti.

w-1280.webp

EV BİR DEKOR DEĞİL, HAFIZA MEKANI

Analizde, filmde üç kuşağın yaşantısına tanıklık eden evin, hikayede sadece bir arka plan olmaktan çıkıp anlatının taşıyıcısı konumuna yükseldiği belirtiliyor. Keltek’e göre söz konusu ev, "duyguların bastırıldığı ama silinmediği bir hafıza alanı" işlevi görüyor.

Duvarlara sinen sesler, kapısız bodrum ve odalar arasındaki geçirgenlik, filmde bilinçdışı süreçlerin mekânsal karşılığı olarak yorumlanıyor. Bu bağlamda travma, sadece kişiler arası bir iletişim sorunu olmaktan çıkıp, mekân üzerinden nesillere aktarılan bir olgu olarak değerlendiriliyor.

photo-2026-01-28-15-01-26.jpg

SEÇİLMEMİŞ ROLLERİN AĞIRLIĞI

Filmin duygusal merkezini, annenin ölümünden sonra evde kalan iki kız kardeş ile yıllar sonra geri dönen baba arasındaki ilişki oluşturuyor. Özellikle Nora karakterinin çocukluktan itibaren üstlendiği "dengeleyici" rolün, yetişkinlikte bir yüke dönüştüğü vurgulanıyor.

Klinik Psikolog Keltek, Nora’nın babasına karşı sergilediği reddedişleri kesin bir kopuş olarak değil, "zamanı gelmemiş temaslara karşı geliştirilen ruhsal bir savunma" olarak nitelendiriyor. Analizde, bireylerin kendi seçimi olmayan rollerin zamanla kişilik üzerinde baskı yarattığına dikkat çekiliyor.

SAHNE KORKUSU VE BEDENSEL HAFIZA

Filmde Nora’nın yaşadığı sahneye çıkamama durumu, ilk bakışta bir performans kaygısı gibi görünse de psikolojik okumada farklı bir temele oturtuluyor. Keltek, bu sahneleri çocuklukta yaşanan kaotik ev atmosferinin "bedensel hafızası" ile ilişkilendiriyor.

"Tiyatro sahnesi, Nora için çocukluğundaki evin salonudur" tespitinde bulunan Keltek, karakterin kaçma ve donakalma tepkilerinin sinir sistemi düzeyinde okunması gerektiğini belirtiyor.

AFFETMEK BİR KARAR DEĞİL, SÜREÇTİR

Filmin finalinde Nora’nın, babasının filminde rol almayı kabul etmesi, analizde klasik bir yüzleşme sahnesinden öte bir anlam taşıyor. Keltek’e göre bu durum, affetmenin anlık bir karar değil, zamana yayılan bir süreç olduğunu izleyiciye hatırlatıyor.

"Manevi Değer", bir ailenin hikâyesi üzerinden sessiz yasları, taşınan rolleri ve kuşaklararası yükleri görünür kılan yapısıyla psikolojik bir anlatı sunuyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN