Antalya’daki Aspendos Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda, Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait yaklaşık 1.800 yıllık mermer heykel grubu gün yüzüne çıkarıldı. Geleceğe Miras Projesi kapsamında ortaya çıkarılan eserde, Antik Çağ’ın sağlık tanrısı Asklepios ile tedavinin tamamlanmasını ve iyileşmeyi temsil eden oğlu Telesphoros birlikte betimleniyor.
Yaklaşık 2,20 metre yüksekliğindeki heykel grubu, Tiyatro Caddesi üzerinde bulunan Doğu Meydanı’nın batı cephesindeki Anıtsal Kapı’nın kuzey kanadına ait yıkıntılar arasında bulundu.

MS 2. YÜZYILIN SON ÇEYREĞİNE TARİHLENİYOR
Kazı heyetinin değerlendirmesine göre eser, MS 2. yüzyılın son çeyreğine tarihleniyor.
Figürlerin duruşu, giysi kıvrımlarının düzeni, Asklepios’un yüz tipi ile saç ve sakalındaki ayrıntılı işçilik, heykelin Roma İmparatorluk Dönemi sanat anlayışını yansıttığını gösteriyor.
Eser, yalnızca sanatsal özellikleriyle değil, hastalığın tedavisinden kişinin tamamen iyileşmesine kadar uzanan süreci anlatan ikonografik yapısıyla da önem taşıyor.

ASKLEPIOS AYAKTA VE CEPHEDEN BETİMLENDİ
Heykel grubunun ana figürünü oluşturan Asklepios, ayakta duran, cepheden gösterilen, olgun yaşta, uzun ve gür saçlı, sakallı bir erkek olarak tasvir edildi.
Figürün vücut ağırlığını sol bacağı üzerine verdiği, sağ bacağının ise hafifçe bükülerek öne ve yana doğru uzatıldığı görülüyor.
Asklepios’un üst gövdesi büyük ölçüde çıplak bırakılırken “himation” olarak adlandırılan giysisi sol omzunun üzerinden geçirilerek bel ve bacaklarının çevresinde yoğun kıvrımlar oluşturacak şekilde düzenlendi.
Figür, sol eliyle giysisinin kıvrımlarını tutuyor. Büyük bölümü günümüze ulaşmayan sağ kolunun ise Asklepios’un en önemli sembollerinden biri olan yılan sarılı asaya dayanacak biçimde tasarlandığı değerlendiriliyor.
İYİLEŞMENİN SİMGESİ TELESPHOROS
Asklepios’un sol ayağının önünde, ana figüre kıyasla daha küçük boyutlarda Telesphoros yer alıyor.
Çocuk görünümündeki figür, vücudunu tamamen örten uzun ve kapüşonlu giysisiyle betimleniyor. Anatomik ayrıntıların büyük bölümünü gizleyen giysi, figüre sütunu andıran bir görünüm kazandırıyor.
Antik Çağ’da Asklepios hekimliği, tedaviyi ve sağlığın korunmasını temsil ederken Telesphoros tedavinin başarıyla tamamlanması, iyileşme ve nekahet dönemiyle ilişkilendiriliyordu.
İki figürün aynı kompozisyonda yer alması, hastalığın tedavi edilmesinden kişinin bütünüyle iyileşmesine kadar uzanan şifa sürecini bütüncül biçimde anlatıyor.

ŞİFA KÜLTÜNÜN ASPENDOS’TAKİ İZLERİ
Heykel grubunun kentin kamusal ve törensel önem taşıyan bölümlerinden biri olan Anıtsal Kapı’nın yıkıntıları arasında bulunması, eserin geçmişte önemli bir alanda sergilenmiş olabileceğini gösteriyor.
Buluntu, Roma Dönemi Aspendos’unda Asklepios kültünün varlığına ve sağlık inancının kent yaşamındaki yerine ilişkin önemli arkeolojik kanıtlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Asklepios’un Telesphoros ile birlikte betimlenmesi, tedavi ve iyileşme kavramlarının kentte gelişmiş bir sembolik anlatımla ele alındığını ortaya koyuyor.
ROMA HEYKELTIRAŞLIĞININ İZLERİNİ TAŞIYOR
Heykelde Asklepios’un yüzü, saçları ve sakalında görülen yoğun matkap işçiliği ile giysi kıvrımlarındaki hareketli düzen, dönemin heykeltıraşlık özelliklerini yansıtıyor.
Figürlerin ölçüleri ve kompozisyon içindeki konumları da Asklepios ile Telesphoros arasındaki mitolojik ve kültürel ilişkiyi vurguluyor.
Eserin korunması, belgelenmesi ve bilimsel incelemelerinin tamamlanmasının ardından Aspendos’un Roma Dönemi’ndeki dinsel, toplumsal ve kamusal yaşamına ilişkin daha ayrıntılı bilgilere ulaşılması bekleniyor.
GELECEĞE MİRAS PROJESİ KAPSAMINDA BULUNDU
Keşif, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen Geleceğe Miras Projesi kapsamındaki kazı çalışmalarında gerçekleştirildi.
Buluntunun kamuoyuna duyurulmasının ardından yapılan değerlendirmelerde, heykel grubunun Aspendos’un sağlık kültlerine, inanç dünyasına ve toplumsal yaşamına ışık tutan önemli bir arkeolojik eser olduğu belirtildi.
Asklepios ve Telesphoros heykel grubu, sanatsal niteliğinin yanı sıra antik dönemde sağlık, tedavi ve iyileşme kavramlarının nasıl algılandığını göstermesi bakımından da Aspendos’taki dikkat çekici buluntular arasına girdi.
