Yaz aylarının gelmesiyle birlikte özellikle 5 yaş altı çocuklarda yaygınlaşan el ayak ağız hastalığı, yüksek bulaşıcılığıyla kreş, okul, oyun alanı ve havuz gibi ortak mekanlarda ciddi risk oluşturuyor. Dr. Öğr. Üyesi Elif Öztürk, hastalığın temel bulaşma yollarından korunma yöntemlerine ve tedavi süreçlerine dair hayati uyarılarda bulundu.
ATEŞ VE BOĞAZ AĞRISIYLA BAŞLIYOR
Hastalığın ilk evrelerinde gösterdiği belirtilere dikkat çeken Dr. Elif Öztürk, tablonun çocuktan çocuğa farklılık gösterebileceğini belirtti:
"Hastalık genellikle ateş, halsizlik ve boğaz ağrısıyla başlıyor. Ardından ağız içinde ağrılı yaralar oluşuyor. El avuçlarında, ayak tabanlarında, bazen kalça ve genital bölgede içi sıvı dolu kabarcıklar görülebiliyor. Döküntülerin şiddeti çocuktan çocuğa değişebilmekle birlikte özellikle küçük yaş gruplarında süreç daha ağrılı seyredebiliyor."

AĞIZ İÇİ YARALARA KARŞI SOĞUK VE YUMUŞAK GIDALAR
Hastalık döneminde beslenmenin ve sıvı alımının kritik rol oynadığını ifade eden Öztürk, ağız içindeki lezyonların beslenmeyi ciddi derecede bozduğunu kaydetti:
"Özellikle sıvı alımı bu hastalıkta hayati önem taşıyor. Eğer çocuk yeterli sıvı alamıyorsa, idrar miktarı azaldıysa ve genel durumu kötüleştiyse mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ağız içi lezyonlar ağrılı olduğu için çocuklara daha soğuk, yumuşak ve kolay yutulabilen gıdalar verilmelidir. Çok sıcak, baharatlı ve can yakabilecek yiyeceklerden kesinlikle kaçınılmalıdır."
BULAŞ RİSKİNE KARŞI HİJYEN VE İZOLASYON UYARISI
Hastalığın ağız ve burun salgıları ile temas yoluyla son derece hızlı yayıldığını vurgulayan Dr. Öztürk, korunma önlemlerini şöyle sıraladı:
"Çocukların kullandığı bardak, tabak, kaşık ve havlu gibi eşyalar kesinlikle ortak kullanılmamalı. Oyuncaklar, sık temas edilen yüzeyler ve oyun alanları düzenli olarak temizlenmeli. Hastalık döneminde çocukların diğer çocuklarla yakın temasının sınırlandırılması bulaşın önlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Vakalar yetişkinlerde de görülebiliyor ancak çocuklardaki kadar sık ve ağır seyretmiyor."
"DÖKÜNTÜLER SUÇİÇEĞİ İLE KARIŞABİLİR, ANTİBİYOTİĞİN TEDAVİDE YERİ YOK"
Hastalık döküntülerinin suçiçeği lezyonlarına benzerlik gösterebildiğini ve ayırıcı tanı için hekim muayenesinin şart olduğunu belirten Dr. Öztürk, yanlış ilaç kullanımına da dikkat çekti:
"Bu hastalıkta antibiyotiklerin hiçbir yeri yoktur. Çünkü bu bir virüs enfeksiyonudur. Hastalık büyük oranda 7-10 gün içinde destekleyici tedaviyle kendi kendine geriliyor. Çocuğun ateşinin düşürülmesi, istirahatinin sağlanması, beslenmesinin desteklenmesi ve gerektiğinde ağız içi yaralar için lokal tedaviler uygulanması iyileşme süreci için yeterlidir. Ateşi düşen ve genel durumu düzelen çocuklar doktor önerisiyle günlük hayatına dönebilir."
