Saç dökülmesi sorunu yaşayan kişilerin operasyon öncesinde en çok merak ettiği "Saç ekimi için en doğru yaş hangisi?" sorusuna Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Sezgin açıklık getirdi. Yaşın tek başına bir engel ya da kesin bir kriter olmadığını belirten Op. Dr. Sezgin, operasyon planlamasında dökülmenin devam edip etmemesi ile donör sahadaki greft gücünün belirleyici olduğunu kaydetti.

"18 YAŞ SINIRI VAR ANCAK 20'Lİ YAŞLARIN BAŞI DİKKAT İSTİYOR"
Operasyon için yasal ve biyolojik olarak 17-18 yaşın tamamlanması gerektiğini ifade eden Op. Dr. Mehmet Sezgin, özellikle çok genç yaşta ekim planlayanları uyardı:
"Genel sağlık durumu elverişli olan ve cerrahiye engel bir tablosu bulunmayan bireylerde saç ekimi oldukça geniş bir yaş aralığında güvenle uygulanabilir. Ancak özellikle 20’li yaşların henüz başında olan adayların çok detaylı incelenmesi şarttır. Erken yaşta yapılan ekim sonrasında, işlem yapılan alanın çevresindeki mevcut doğal saçlar genetik dökülme sürdükçe dökülmeye devam edebilir. Bu durum geliştiğinde ise kişi ilerleyen yıllarda seyrelen alanlar için mutlaka ikinci bir ekim seansına ihtiyaç duyar."
KADIN VE ERKEKTE DÖKÜLMENİN SEBEBİ FARKLI
Dökülme kaynağının operasyon kararı verilmeden önce doğru analiz edilmesi gerektiğini aktaran Sezgin, cinsiyetler arasındaki biyolojik farklara işaret etti:
"Saç dökülmesinin nedeni doğru saptanmadan doğrudan operasyona geçilmemelidir. Kadınlarda dökülme çoğunlukla demir eksikliği anemisi, tiroid hormon dengesizlikleri veya doğum sonrası hormonal değişimlerden kaynaklanabilirken; erkeklerde temel belirleyici faktör genetik yatkınlık ve erkeklik hormonlarıdır. Tedavi veya ekim süreci, bu nedenler tespit edildikten sonra şekillendirilmelidir."
EKİMİN BAŞARISINI DONÖR SAHADAKİ GREFT GÜCÜ BELİRLİYOR
Saç ekiminden alınacak nihai sonucun doğrudan donör alanın gücüyle bağlantılı olduğunu aktaran Op. Dr. Mehmet Sezgin, ense ve yan bölgelerdeki saç tellerinin kalınlığı, kök kalitesi ve greft yoğunluğunun kişiye özel planlamayla haritalandırılması gerektiğini belirterek, her hastanın kendi biyolojik yapısına göre bir süreç yürütülmesinin önemini vurguladı.
