Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya; yüksek tansiyon, kalp ve psikiyatri tedavilerinde kullanılan spesifik etken maddelerin vücudun terleme ve ısıyı atma mekanizmasını kilitleyerek acil tıbbi müdahale gerektiren tablolara yol açabileceğini bildirdi.
HİPERTANSİYON VE KALP İLACI KULLANANLAR DİKKAT
İklim değişikliğinin tetiklediği şiddetli sıcak hava dalgaları, vücudun termoregülasyon (ısı düzenleme) sistemini zorlarken, düzenli kullanılan bazı ilaçlar bu mekanizmayı tamamen devre dışı bırakabiliyor. Prof. Dr. Şevket Özkaya'nın klinik uyarılarına göre, yüksek tansiyon tedavisinde yaygın reçete edilen diüretikler (idrar söktürücüler), ACE inhibitörleri ve ARB grubu ilaçlar, terlemeyle birleştiğinde şiddetli dehidrasyona (sıvı kaybı) ve elektrolit dengesizliğine zemin hazırlıyor.

Özellikle ACE inhibitörleri ve ARB'ler, insan fizyolojisinde susuzluk hissini tetikleyen hormonların işlevini bozarak hastanın sıvı ihtiyacını fark etmesini engelliyor. Kalp ritim bozukluklarında kullanılan 'Beta bloker' sınıfı ilaçlar ise cilde giden kan akışını sınırlandırarak vücudun ter yoluyla ısıyı dışarı atmasını fiziksel olarak zorlaştırıyor.
ANTİDEPRESAN İLAÇLAR TERLEME FONKSİYONUNU BASKILIYOR
Sıcak hava dalgalarında risk oluşturan bir diğer farmakolojik grup ise psikiyatri ve nöroloji ilaçları. Depresyon, anksiyete, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tedavilerinde kullanılan trisiklik antidepresanlar ile antikolinerjik özellik taşıyan ilaçlar, sinir sisteminin ter bezlerine gönderdiği sinyalleri kesintiye uğratıyor.

Prof. Dr. Özkaya; Parkinson hastalığı, aşırı aktif mesane sendromu, spesifik alerjiler ve bazı solunum yolu hastalıklarının tedavisinde kullanılan bu etken maddelerin, vücudun kendisini soğutma yeteneğini bloke ettiğini belirtti. Bu hastaların güneşin dik açıyla geldiği saatlerde dışarı çıkması, doğrudan sıcak çarpması (hipertermi) riskini beraberinde getiriyor.
O BELİRTİLERE DİKKAT
Oyun çağındaki çocuklar ve 65 yaş üstü bireylerin termoregülasyon kapasitelerinin fizyolojik olarak daha zayıf olması, ilaç yan etkileriyle birleştiğinde hayati riskleri artırıyor. Prof. Dr. Şevket Özkaya, kronik ilaç kullanan bireylerde zihinsel durumda ani bir değişiklik, kafa karışıklığı (konfüzyon), uyku hali veya hastanın kendi karakteri dışında davranışlar sergilemesi durumunda hiç vakit kaybetmeden en yakın acil servise başvurulması gerektiğinin altını çizdi.

Uzmanlar, hastaların sıcak havaya veya idrara çıkma sıklığına bakarak kendi inisiyatifleriyle ilaç dozajında değişiklik yapmalarının kalp krizi ve felç gibi ölümcül sonuçlar doğurabileceği konusunda kesin bir dille uyarıyor.
SICAK HAVALARDA TANSİYON İLACININ DOZU DÜŞÜRÜLMELİ Mİ?
Sıcak havalarda kan damarları genişlediği (vazodilatasyon) için kan basıncı doğal bir eğilimle düşüş gösterir. Bu durumu fark eden hastalar, tansiyonlarının çok düştüğünü düşünerek ilaçlarını bırakma veya dozunu azaltma eğilimine girerler. Ancak terlemeyle birlikte atılan sodyum ve potasyum, kalbin çalışma ritmini doğrudan etkiler. İlaç dozunun uzman bir kardiyolog veya dahiliye uzmanı muayenesi olmadan, evdeki tansiyon aletinin sonucuna göre hasta tarafından düşürülmesi, ani ritim bozukluklarına ve hipertansif krizlere neden olabilir.
İLAÇLAR SICAK HAVALARDA NASIL SAKLANMALI
Vücut ısısı kadar ilaçların saklandığı ortamın sıcaklığı da tedavinin seyrini değiştiren kritik bir faktördür. Eczacılık standartlarına göre, aksi prospektüste belirtilmedikçe (örneğin insülin gibi soğuk zincir gerektirenler hariç), hap ve şurup formundaki ilaçların oda sıcaklığında (maksimum 25°C) muhafaza edilmesi gerekir. Yaz aylarında araç torpidolarında, güneş gören pencere kenarlarında veya 30 derecenin üzerindeki nemli banyo dolaplarında bekletilen ilaçların etken maddeleri (özellikle antibiyotikler ve hormon ilaçları) kimyasal bozulmaya uğrar. Bozulan bir ilaç toksik etki yaratabileceği gibi, tamamen etkisiz hale gelerek hastanın tedavisiz kalmasına da yol açar. Ailelerin yaz aylarında ecza dolaplarını evin en serin, güneş görmeyen ve kuru bölgesine taşıması gerekmektedir.
