
Bir mimar çevresinde olup bitenlere nasıl bakar? Geçmişi, tarihi, toplumu ve hafızayı nasıl değerlendirir? Bunu yaparken ne tür estetik, felsefi ve kuramsal ilkelerden hareket eder? Eğer hafıza, tarih ve toplum tıpkı mimari bir eser gibi yapısal bir olgu ise o olgunun dinamikleri nelerdir? Bu soruların pratik karşılıklarını rahatlıkla bulabileceğimiz bir söyleşi kitabı ‘Toplumsal Hafıza, Mimarlık, Tarih ve Kuram’. Ülkemizin önde gelen mimarlarından Uğur Tanyeli, Erhan Berat Fındıklı’nın sorularına açıklıkla cevap veriyor. Kendi akademik hayatından, Türkiye’deki üniversite sisteminden başlayarak, bir mimar nasıl yetişir, mevcut uygulamalar nelerdir hepsini bir bir deşiyor. Uğradığı muameleleri kişiselleştirmeden toplumsal akışın bir yansıması olarak değerlendirip deneyimlerini kuramsal bilgiye dönüştürüyor. Mizah ile eleştirel düşünce yan yana yürüyor. Yeri geldiğinde hiç sözünü sakınmayan ama nezaketi de elden bırakmayan bir üslubu var Uğur Tanyeli’nin. Bugünkü kentleri birer ‘mimarat bahçesi’ olarak tanımlarken, plansız kentleşmenin kendi içinde yolsuzluk üretmekten beri kalamayacağını ileri sürüyor. Ona göre; ‘belli bir boyuttan daha büyük hiçbir inşaat yolsuzluğa bulaşmamış olamaz. Türkiye’deki imar rejimi öyledir ki, içinde yolsuzluk yapısal bir şekilde varlığını sürdürür. Yolsuzluk yapmadan Türkiye’de inşaat yapılamaz.’ Çok geniş bir alana yayılan (sinema, tarih, müzik, kitabiyat, edebiyat, mimarlık tarihi, felsefe vs) kültür altyapısı ile Tuğrul Tanyeli, dünyadan Türkiye’ye, Türkiye’den dünyaya, kültürel, politik ve tarihsel ilişkiler ve etkileşimler bağlamında bakarken, yapıların arkasındaki yapıyı estetik şuur ve tarihsel değerlendirmelerle tereddütsüz gösteriyor.

Toplumsal Hafıza, Mimarlık, Tarih ve Kuram
Uğur Tanyeli ile Söyleşi
Everest Yayınları
532 sayfa
30 TL
KİM BU ZİYA NEBİ?
Sahaflarda sıklıkla şaşırtıcı kitaplara rastlarım. Fakat hiç böylesini görmemiştim. İç kapağında bir bozkurt amblemi olan kitap çok kaliteli bir kağıda İzmir’de basılmış. Üstelik içindeki şiirler devrimci söylemle dolu. Nazım Hikmet etkisinde yazılmış. Duru bir Türkçesi var. Fiyatı 25 kuruş. Tasarımı özel. Şiirin 1935’ler Türkiye’sindeki yaygın değerini görmek ve II. Dünya Savaşı’nın hemen eşiğinde, o yılların yayın dünyasında yaygınlaşan bozkurt amblemi bakımından ilginç bir kitap. Ve kim bu Ziya Nebi?

Serseri Şair
Ziya Nebi
Ahmet Halit Kütüphanesi - İstanbul Mektepli Kütüphanesi İzmir 1935
KEŞKE 'NOTLARI' DENİLSEYMİŞ
İsmindeki iddiaya rağmen beklentileri tam karşılayamayan bir kitap ‘Şairane’den Şiirsele’. Teorik olarak bağlamı yeterince oturmamış ve yazım yöntemi bakımından da sorunlu. Murat Belge’nin Türk Şiiri hakkında bazı görüşleri, hatıraları ve notları olarak yayımlanabilirdi. Özel tanıklıklar, öznel yorumlar bu yolla daha bir anlamlı olurdu. Ayrıca, Sezai Karakoç ve Gülten Akın eksikliği de kabul edilebilirdi. ‘Bu bir anı kitabı değil, biyografi denemesi de değil’ dese de yazar, uzun vadede bu yönüyle değerlenecek bir kitap. ‘Yakın okuma’ yöntemine önem veren Belge, başka bir yönden de açığa düşüyor. Eğer bu bir dönem çalışması değilse, şiir gibi süreçler arası bir geçişkenliğe sahip bir konuda, asıl bugünün şiirinden yola çıkarak geçmişe doğru yol alınabilir. Oysa görüyoruz ki, neredeyse elli yıl olmuş yazarın şiirle organik ilişkisi kapalı. Belge, sevgisi azalmasa bile yazılmakta olan şiir hakkındaki görüşlerini güncelleyip ilerletme yetisini kaybetmiş. ‘Edebiyatın özü şiir’ ise eğer, bu özü bu yönden yeterince özümseyememiş Murat Belge. Ancak, şairlerle ilgili aktardığı şahsi tecrübelerin ve yorumların kıymetini düşürmez bu durum.

Şairaneden Şiirsele,
Türkiye’de Modern Şiir
Murat Belge
İletişim Yayınları
581 sayfa
39.50 TL
SELÇUKLULAR HAKKINDA PEK ÇOK ŞEY
Türkiye’de Osmanlı tarihinin bütün popülerliğine rağmen Selçuklular konusunda derin bir sessizlik ve yaygın bilgisizlik hâkimdir. Selçukluların kendi içlerindeki ayrışmalar konuyu çetrefilleştirirken (Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları ve daha alt bölünmeler), kaynak yetersizlikleri ve alan çalışması eksiklikleriyle de bu durum birleşir. Oysa Anadolu çeşitliliğinin ve bu zenginliğin kültürel ve siyasal köklerinin bilinmesi yönünden çok önemlidir Selçuklulara bakmak. ‘Doğunun ve Batının Hükümdarı: Müslüman ve Hristiyan Kaynaklarında Selçuklu Hanedanlığına Dair Kavram ve Unvanlar’ bölümünü okumak bile, Selçuklular konusunun ne kadar derin olduğunu bir kez daha gösterir.

Anadolu Selçukluları - Ortaçağ Ortadoğusu’nda Saray ve Toplum
Yapı Kredi Yayınları
236 sayfa
22 TL
