Türklerin yapay zekaya güvenme oranı dünya genelini katladı

Türklerin yapay zekaya güvenme oranı dünya genelini katladı

Robert Bosch GmbH tarafından 7 ülkede gerçekleştirilen kapsamlı kamuoyu araştırması, Türk toplumunun dijital dönüşüme yaklaşımını ortaya koydu. Vatandaşların yüzde 73'ü yapay zeka dönemine adım atmaya hazır olduğunu belirtirken, sürecin ilerleme hızı konusunda ise denetimli ve temkinli bir duruş sergiliyor. Araştırma çevrim içi anket yöntemiyle tamamlandı.

Teknoloji dünyasının küresel devlerinden Robert Bosch GmbH tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir kamuoyu araştırması, Türkiye genelinde dijitalleşmeye ve geleceğin sistemlerine yönelik güçlü bir toplumsal ilgi bulunduğunu ortaya koydu.

Yenilikçi adımlara adaptasyon seviyesinin yüksek çıktığı bu çalışmada, dönüşümün getireceği köklü değişimlerin hızına karşı ise ihtiyatlı ve kontrollü bir yaklaşımın sürdürüldüğü net şekilde görülüyor.

Yapay zeka sistemleri, mobilite araçları ve robotik mekanizmalar toplumsal fayda sağlama beklentisiyle listenin ilk sıralarında konumlanırken, yeniliklerin asıl lokomotifi olarak özel sektör şirketleri işaret ediliyor.

KÜRESEL TEKNOLOJİ ENDEKSİNDE TÜRKİYE İLK KEZ SAHNEYE ÇIKTI

Uluslararası ölçekte bu yıl beşinci defa hayata geçirilen ve dünya genelinde yedi farklı ülkeden 11 bini aşkın kişinin katılım sağladığı Bosch Tech Compass 2026 araştırmasının kapsamına bu dönem ilk kez Türkiye de dahil edildi.

Endeksten elde edilen çarpıcı veriler, Türkiye genelindeki katılımcıların teknolojik gelişmelere yaklaşımının bir taraftan yeniliğe açıklık ve kararlı bir ilerleme arzusuyla şekillendiğini gösteriyor.

Madalyonun diğer yüzünde ise bu hızlı dijital dönüşüm dalgasının toplumsal hayatta yaratacağı olası etkiler hakkında temkinli bir duruşun elden bırakılmadığı dikkat çekiyor.

YAPAY ZEKA ÖNÜMÜZDEKİ 10 YILIN EN GÜÇLÜ AYGITI OLACAK

Yayımlanan raporun en dikkat çekici bölümlerinden birini, yapay zeka çözümlerinin önümüzdeki 10 yıllık süreçte insanlığı en çok etkileyecek teknoloji kolu olarak kabul görmesi oluşturuyor.

Türkiye sınırları içindeki katılımcıların yüzde 71'i bu vizyoner görüşe katılırken, her iki kişiden birinden fazlası, yani yüzde 54'lük kesim yapay zekanın toplumsal yapıya kesinlikle olumlu bir katkı sunacağı fikrini taşıyor.

TÜRK VATANDAŞLARI DİJİTAL ÇAĞI KARŞILAMAYA HAZIR

Geleceğin dünyasını şekillendirecek olan yapay zeka çağını göğüsleme konusunda Türkiye genelindeki insanların yüzde 73'ü kendisini tamamen hazır hissediyor.

Bahse konu bu oran, yüzde 56 seviyesinde ölçülen küresel ortalamanın gözle görülür derecede üzerinde seyrediyor.

Türkiye, bu hazırlık oranıyla dünya arenasında Hindistan ile Çin gibi devlerin hemen arkasında yer alarak üçüncü sıraya yerleşti.

YAŞAM KONFORU İÇİN GİZLİLİKTEN VAZGEÇMEYE NİYETLİLER

Araştırmaya yanıt veren Türk vatandaşlarının yüzde 78'i yeni nesil araçlarla uğraşmaktan ve bu mekanizmaların tam olarak nasıl çalıştığını çözmeye gayret etmekten büyük keyif alıyor.

Hatta her 10 kişiden yaklaşık altısı, yani yüzde 55'i günlük hayatını kolaylaştırması ve konfor sunması vaadi karşılığında kişisel verilerini yapay zeka tabanlı hizmetlerle paylaşmaya rıza gösteriyor.

Çalışmadaki bir diğer ezber bozan veri ise katılımcıların yüzde 42'sinin insan beyninin doğrudan internet ağına entegre edilmesi fikrine sıcak bakması olarak öne çıkıyor.

turkiye-yapay-zekayi-nasil-kullaniyor-1.png

HIZLI DİJİTAL DÖNÜŞÜM DALGASINA KARŞI KONTROL TALEBİ

Geleceğe yönelik bu son derece iyimser ve heyecanlı tabloya, aynı zamanda güçlü bir kontrol altında tutma arzusu da eşlik ediyor.

Toplumun yüzde 58'i, uzun vadede doğabilecek sonuçların ve risklerin çok daha net anlaşılabilmesi amacıyla teknolojik ilerleme adımlarının biraz yavaşlatılması gerektiği düşüncesini savunuyor.

Katılımcıların yüzde 32'si ise dijital alandaki bu baş döndürücü değişim hızına yetişmekte bariz şekilde zorluk çektiğini beyan ediyor.

Genel kitleye bakıldığında insanların yeni teknolojilerden birincil beklentisi yüzde 62 ile günlük iş süreçlerini kolaylaştırması olarak kaydediliyor.

Bunu yüzde 59 ile yaşamı daha konforlu kılması ve yüzde 52 ile daha gelişmiş sağlık olanakları sağlaması beklentileri takip ediyor.

TÜRKİYE'DE GELİŞİMİN ANA LOKOMOTİFİ ŞİRKETLER SEÇİLDİ

Anketin ortaya koyduğu en çarpıcı ayrışmalardan biri, inovasyon süreçlerini hangi odağın sırtlayıp ileriye götüreceği sorusunda kendisini gösteriyor.

Dünya genelinden elde edilen ortak sonuçlarda teknolojik atılımların ana kaynağı olarak eğitim kurumları, üniversiteler ve nitelikli iş gücü ön plana çıkıyor.

Buna karşın Türkiye genelindeki katılımcıların yaklaşık üçte biri, ülkedeki inovasyon hamlelerini yukarı taşıyacak asıl birincil gücün özel sektör kuruluşları ve şirketler olduğuna inanıyor.

SANAYİDE YENİLENME ARZUSU DÜNYANIN İKİ KATINI AŞTI

Gelişime ve yenilenmeye en çok hangi alanlarda ihtiyaç duyulduğu incelendiğinde, Türkiye'de eğitim sektörü yaklaşık yüzde 50'lik payla açık ara lider konumda bulunuyor.

Tarım ve sağlık kolları da modern çözümlere gereksinim duyulan diğer kritik sektörler olarak ağırlığını hissettiriyor.

İmalat ve üretim sanayisi içinde inovasyon yapılması gerektiğini düşünenlerin oranı Türkiye'de yüzde 31 seviyesine ulaşarak yüzde 14 olan dünya ortalamasını iki katından fazla bir farkla geride bırakıyor.

YENİ SİSTEMLERİN ROTASI İKLİM KRİZİ VE SAĞLIK OLDU

Türk tüketicileri, hayata geçirilecek teknolojik atılımların öncelikle küresel iklim sorunları ve sağlık ekseninde yoğunlaşmasını talep ediyor.

Görüş bildirenlerin yaklaşık üçte biri inovasyon hamlelerinin ilk etapta iklim değişikliği ile mücadele politikalarına kanalize edilmesi gerektiğini düşünüyor.

Aynı orandaki bir kesim ise modern sağlık hizmetlerine erişimin iyileştirilmesini en acil ve kritik başlık olarak tanımlıyor.

Piyasaya sürülecek yenilikçi bir ürün söz konusu olduğunda tüketicilerin satın alma kararını etkileyen en hassas özelliklerin başında yüzde 35 ile veri gizliliği ve güvenlik unsurları geliyor.

Bunu yüzde 34 ile sürdürülebilirlik kriteri izliyor.

Maddi fiyat yüzde 30, yüksek performans ve pratik kullanım avantajı ise yüzde 29 oranında önem taşımakla beraber, ideal ürün tanımı artık hem güvenli hem de çevreye zararı en düşük çözümlerle bir tutuluyor.

turkiye-yapay-zekayi-nasil-kullaniyor-2.png

HAVACILIK VE SAVUNMA STRATEJİK YARIŞTA ZİRVEYE ÇIKTI

Küresel ölçekteki teknolojik rekabet ortamında Türkiye'nin elinin en güçlü olduğu ve en çok parladığı alan olarak yüzde 32'lik bir oranla havacılık ve savunma sanayisi işaret ediliyor.

Bu lokomotif sektörü yüzde 27 ile bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon, yüzde 23 ile de genel sağlık sektörü takip ediyor.

Katılımcılar ilaç sanayisi, tıbbi malzemeler ve yenilenebilir enerji kaynakları konularındaki öncelik sıralamalarını küresel verilerle paralellikte konumlandırıyor.

KRİTİK TEKNOLOJİLERDE İTHALAT YERİNE YERLİ ÜRETİM ŞARTI

İş savunma teknolojileri ve yapay zeka gibi stratejik alanlara geldiğinde Türk toplumunun beklentisi netlik kazanıyor.

Savunma alanında yüzde 36, yapay zeka alanında ise yüzde 28 oranında bir kitle, bu teknolojilerin yurt dışından ithal edilmesi yerine tamamen yerli imkanlarla ülke içinde geliştirilmesi gerektiği görüşünü savunuyor.

OTONOM SÜRÜŞ VE HİZMET ROBOTLARINDAN BÜYÜK BEKLENTİ

Bosch Tech Compass 2026 çalışmasının sunduğu veriler, Türkiye'de mobilite sistemleri ve robotik teknolojilere yüklenen anlamın dünya ortalamasını geride bıraktığını doğruluyor.

Endeksten elde edilen bulgulara göre ülkemizdeki vatandaşların yüzde 32'si insansı ve servis robotlarının toplumsal refaha katkı sunacağını öngörüyor.

Dünya genelinde bu beklenti yüzde 19 seviyesinde kalıyor.

Benzer şekilde otonom sürüş sistemlerinin topluma önemli ölçüde fayda getireceğini düşünenlerin oranı ülkemizde yüzde 31 olurken, küresel ortalamada bu değerin yüzde 20 seviyesinde kalması dikkat çekiyor.

7 ÜLKEYİ KAPSAYAN ARAŞTIRMANIN SAHA DETAYLARI

Söz konusu uluslararası araştırma, 2025 yılının ağustos ve eylül aylarını kapsayan dönemde, farklı kıtalarda yer alan yedi ülkede organize edildi.

Brezilya, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Birleşik Krallık ve ABD genelinde 18 yaşın üzerindeki bireylerle internet üzerinden anketler yapıldı.

Robert Bosch GmbH adına bağımsız pazar araştırma şirketi Gesellschaft für Innovative Marktforschung mbH (GIM) tarafından yürütülen çalışmaya Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık'tan en az 1.000'er kişi katıldı.

Brezilya, Çin, Hindistan ve ABD sahalarından ise en az 2.000 kişi veri havuzuna dahil edildi.

Belirlenen örneklem grupları bölgelere, cinsiyet dağılımına ve yaş kırılımlarına göre ilgili ülkeleri eksiksiz temsil edecek şekilde seçildi.

Saha çalışması yürütülürken anket sahipliğinin Bosch markasına ait olduğu gerçeği katılımcılardan gizli tutuldu.

TÜRKİYE SAHASINDA 1.004 KİŞİYLE MÜLAKAT YAPILDI

Büyük endeksin Türkiye ayağı ise 24 Ekim ile 6 Kasım 2025 tarihleri arasında, 18 ile 69 yaş grubundaki 1.004 kişiyle görüşülerek tamamlandı.

Bilgisayar Destekli Web Anketi (CAWI) veri toplama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen saha çalışmasında örneklem yapısı kurgulandı.

Çalışmanın Türkiye genelindeki coğrafi bölge, cinsiyet dengesi ve yaş dağılımları bakımından tam bir toplumsal temsiliyet kabiliyetine sahip olması sağlandı.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN