Küresel teknoloji devi Robert Bosch GmbH tarafından gerçekleştirilen uluslararası kamuoyu araştırması, Türk toplumunun yenilikçi teknolojilere duyduğu yüksek güveni ve uyum yeteneğini ortaya koydu.
Yapay zeka kullananlarda beyin aktivitesi yüzde 55 oranında düşüyor
TÜRKİYE, YAPAY ZEKA ÇAĞINI KARŞILAMAYA DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDE ORANLA HAZIR
Bu sene beşinci kez düzenlenen ve dünya genelinde yedi ülkeden 11.000'i aşkın kişinin katılımıyla tamamlanan Bosch Tech Compass 2026 çalışmasına Türkiye ilk defa dahil edildi.
Elde edilen çarpıcı bulgular, ülkemizdeki vatandaşların teknolojik ilerlemeleri büyük bir açık fikirlilik ve ilerleme arzusuyla karşılarken, bu hızlı dönüşümün sosyal etkileri konusunda belirli bir ihtiyatı da elden bırakmadığını gösteriyor.
Yapay zeka, mobilite ve robotik çözümler toplumsal fayda beklentisiyle öne çıkarken, inovasyonun itici gücü olarak özel sektör dikkat çekiyor.
ÖNÜMÜZDEKİ 10 YILIN EN ETKİLİ TEKNOLOJİSİ YAPAY ZEKA OLACAK
Araştırmanın sonuçları incelendiğinde, önümüzdeki 10 yıllık süreçte en belirleyici gücün yapay zeka olacağı fikri öne çıkıyor.
Türkiye'den katılanların yüzde 71'i bu tespiti onaylarken, yüzde 54'ü yapay zekanın toplumsal yapıya olumlu katkılar sunacağı görüşünü paylaşıyor.
Gelecekteki dijital dönemi göğüslemek adına kendisini hazır hisseden Türk vatandaşlarının oranı ise yüzde 73 gibi yüksek bir seviyede seyrediyor.
Küresel çapta yüzde 56 olan bu ortalamayı net bir biçimde geride bırakan Türkiye, yapay zeka farkındalığı ve hazırlığı kulvarında sadece Hindistan ve Çin'in arkasında yer alıyor.
Yapay zeka kullanımı, endişeler rağmen hızla artıyor
TÜRK VATANDAŞLARI KONFOR KARŞILIĞINDA KİŞİSEL VERİLERİNİ PAYLAŞMAYA RAZI
Çalışmaya katılanların yüzde 78'i yeni teknolojilerle ilgilenmekten ve mekanizmaların çalışma prensiplerini çözmeye çalışmaktan keyif aldığını ifade ediyor.
Hatta her 10 kişiden yaklaşık altısı, yani yüzde 55'i, gündelik yaşam kalitesini artırması ve kolaylık sağlaması durumunda kişisel verilerini yapay zeka tabanlı hizmetlerle paylaşmaya hazır olduğunu söylüyor.
Bunun da ötesinde, katılımcıların yüzde 42'si insan beyninin doğrudan internet ağlarına entegre edilmesi fikrine sıcak bakıyor.

TOPLUMUN YÜZDE 58'İ TEKNOLOJİK İLERLEMENİN YAVAŞLATILMASINI SAVUNUYOR
Tüm bu yüksek adaptasyon ve iyimser yaklaşımların yanında, güçlü bir denetim ve kontrol mekanizması arzusu da dikkat çekiyor.
Toplumun yüzde 58'i, yaşanan gelişmelerin doğuracağı sonuçların daha berrak biçimde kavranabilmesi amacıyla teknolojik ilerleme hızının biraz düşürülmesi gerektiğini savunuyor.
Katılımcıların yüzde 32'si ise dijital dönüşümün mevcut süratına ayak uydurmakta zorluk çektiğini açıkça belirtiyor.
Vatandaşlar, geliştirilen teknolojilerden öncelikli olarak iş süreçlerini pratikleştirmesini (yüzde 62), hayat standardını daha konforlu hale getirmesini (yüzde 59) ve daha gelişmiş sağlık çözümleri sunmasını (yüzde 52) bekliyor.
Yapay zekanın dalkavuk sohbet robotlarının tehlikeli sarmal modeli
TÜRKİYE İNOVASYONUN ANA MOTORU OLARAK ÖZEL SEKTÖRÜ İŞARET EDİYOR
Yenilikçi adımların kimin öncülüğünde atılması gerektiği sorusu, Türkiye ile küresel kamuoyu arasındaki en net fikir ayrılıklarından birini oluşturuyor.
Dünya genelindeki ortak kanaat inovasyonun temel kaynağı olarak üniversiteleri, eğitim kurumlarını ve nitelikli insan kaynağını gösterirken, Türkiye'deki katılımcıların yaklaşık üçte biri bu sorumluluğu doğrudan şirketlere, yani özel sektöre yüklüyor.
Ülkemizde yenilikçiliğe en fazla ihtiyaç duyulan sektörlerin başında ise açık ara farkla eğitim geliyor.
Ankete katılanların yaklaşık yarısı bu sektörü ilk sıraya yerleştirirken, tarım ve sağlık da yoğun talep gören diğer alanlar arasında bulunuyor.
Sanayi ve üretim alanında inovasyon yapılmasını şart görenlerin oranı ise Türkiye'de yüzde 31 ile yüzde 14 olan küresel ortalamanın iki katından fazla bir düzeye ulaşıyor.
Bu durum, üretim ve sanayide yenilenme ile yeni teknolojilere yatırım beklentisinin Türkiye'de diğer ülkelere kıyasla çok daha güçlü algılandığını gösteriyor.
YENİ TEKNOLOJİK ÜRÜNLERDE VERİ GİZLİLİĞİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÖNCELİKLİ ŞART
Teknolojik dönüşümın odaklanması gereken başlıklar sorulduğunda, Türk halkı önceliği çevre ve sağlık sorunlarına veriyor.
Katılımcıların yaklaşık üçte biri yeniliklerin iklim değişikliğiyle mücadele gayesiyle kurgulanmasını isterken, benzer bir kitle de sağlık hizmetlerine erişilebilirliğin iyileştirilmesini en kritik ödev olarak tanımlıyor.
Pazara sürülecek inovatif bir üründe tüketicilerin en çok hassasiyet gösterdiği özelliklerin başında yüzde 35 ile veri gizliliği ve güvenlik gelirken, bunu yüzde 34 ile sürdürülebilirlik kriteri takip ediyor.
Fiyat unsuru yüzde 30, performans ve pratik kullanım özellikleri ise yüzde 29'luk oranlarla önemini koruyor.
Bu durum, kaliteli ürün tanımının artık sadece ekonomik veya işlevsel olmakla kalmayıp, aynı zamanda güvenli ve doğaya zarar vermeyen çözümlerle özdeşleştiğini ortaya koyuyor.
Milyar dolarlık yapay zeka asistanı meğer sadece 'eğlence' içinmiş
HAVACILIK VE SAVUNMA TEKNOLOJİLERİ KÜRESEL REKABETTE TÜRKİYE'NİN EN GÜÇLÜ KALESİ
Küresel inovasyon arenasında Türkiye'nin en çok fark yarattığı ve öne çıktığı faaliyet alanı olarak yüzde 32'lik bir oranla havacılık ve savunma sektörü gösteriliyor.
Bu stratejik sektörü yüzde 27 ile bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon, yüzde 23 ile sağlık sektörü izliyor.
Türk tüketiciler, ilaç ve tıbbi ekipman tedariki ile yenilenebilir enerji alanlarındaki yerelleşme eğiliminde dünya geneliyle benzer bir duruş sergiliyor.
Bunun yanında, savunma teknolojilerinin yüzde 36, yapay zeka çözümlerinin ise yüzde 28 oranında dışarıdan ithal edilmek yerine tamamen yerli imkanlarla geliştirilmesi gerektiği inancı, küresel ortalamaların çok üzerinde bir kararlılıkla dile getiriliyor.

İNSANSI ROBOTLAR VE OTONOM SÜRÜŞ SİSTEMLERİNDEN BÜYÜK DESTEK
Bosch Tech Compass 2026 verileri, Türkiye'de mobilite ve robotik alanlarına yönelik beklentinin küresel ortalamanın üzerinde konumlandığını ortaya koyuyor.
Türkiye'deki katılımcıların yüzde 32'si insansı robotların ve servis robotlarının toplumsal refaha ciddi katkılar sağlayacağını düşünüyor.
Dünya genelinde ise bu oran yüzde 19 seviyesinde kalıyor.
Benzer şekilde, otonom sürüş teknolojilerinin topluma olumlu yansımaları olacağını öngörenlerin oranı Türkiye'de yüzde 31 iken, küresel ortalamada bu veri yüzde 20 olarak ölçülüyor.
Prof. Dr. Daron Acemoğlu: Yapay zeka sandığınız kadar verimli değil
BOSCH TECH COMPASS 2026 ARAŞTIRMASININ KÜRESEL METODOLOJİ DETAYLARI
Uluslararası çaptaki anket çalışması, Robert Bosch GmbH adına Gesellschaft für Innovative Marktforschung mbH (GIM) tarafından Ağustos-Eylül 2025 döneminde gerçekleştirildi.
Farklı kıtalardaki 7 ülkede, yani Brezilya, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) genelinde 18 yaş ve üzerindeki bireylerle internet üzerinden mülakatlar yapıldı.
Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık'ta asgari 1.000'er, Brezilya, Çin, Hindistan ve ABD'de ise en az 2.000'er katılımcıya ulaşıldı.
Örneklem seçiminde bölgelerin, cinsiyetlerin ve yaş dağılımlarının ülkeleri tam anlamıyla temsil etmesine özen gösterildi.
Görüşmeler esnasında katılımcılara, araştırmanın Bosch markasına ait olduğu bilgisi verilmedi.
TÜRKİYE SAHA ÇALIŞMASI ULUSLARARASI STANDARTLARDA ÖRNEKLEMLE TAMAMLANDI
Araştırmanın Türkiye ayağındaki saha operasyonu ise 24 Ekim-6 Kasım 2025 tarihleri arasında yürütüldü.
Bu kapsamda 18-69 yaş grubundaki 1.004 kişiyle Bilgisayar Destekli Web Anketi (CAWI) metodu kullanılarak çevrim içi ortamda anket yapıldı.
Türkiye'deki coğrafi bölge, cinsiyet ve yaş dağılımı kotalarına göre tam temsiliyet sağlayacak şekilde kurgulanan bu çalışma, küresel metodolojik standartlara sadık kalınarak tamamlandı.
Süreci yöneten pazar araştırma şirketi GIM, Uluslararası Standartlar Organizasyonu (ISO) 20252:2019 belgesine sahip kurumsal yapısıyla dikkat çekiyor.

