ABD’yle İran İstanbul’da görüşmese mi?
Son İran- ABD müzakerelerine az daha İstanbul ev sahipliği yapacaktı. Çeyrek kala yine Umman’a kaydırıldı. Söylendiğine göre İran’ın talebiydi, Umman’a güveniyorlardı, İstanbul’u istemediler.
Bir Maskat’ta bir Cenevre’de buluştular, Umman Dışişleri Bakanı Busaidi buluyordu aralarını, yapıcı ve verimli geçtiğini söylediler, ilerleme kaydediyorlardı, anlaşmaya yakınlardı.
Fakat son nükleer görüşmelerinden 2 gün sonra, anlaştıklarını duyurmaları an meselesi sanılırken Trump, sağ gösterip yine sol vurdu. 28 Şubat’ta Tahran beklemediği bir saldırıyla sarsıldı.
Netanyahu- Trump ikilisi, İran’a arifeyi gösterdi ama bırakın bayramı, dördüncü turu bile göstermediler. Dini Rehber Hamaney’i vurarak başladı, rejimi sürpriz bir sabaha uyandırdılar.
İlk kez olmuyordu. İran’a 13 Haziran saldırısından önceki müzakerelerin de ev sahibi Umman’dı. Bir Maskat’ta bir Roma’da buluşuyorlardı. Güya iyi gidiyordu, Tahran altıncı tura hazırlanırken komuta heyetinin vurulduğu kanlı bir sabahta buldu kendini.
İkisinde de İran, aralarındaki nükleer müzakerelerin süreceğini umarken Trump, verdiği sürenin dolduğu gün düğmeye bastı. Anlaşmaya yanaşmıyorlar, müzakereler başarısız diye.
Aynı Trump şimdi yeni bir müzakere turuna oturmaya çağırıyor. Bir elinde zeytin dalı, diğerinde gürz. Hem barış şartlarını içeren anlaşma teklifini uzatıyor hem de 5 gün ek süre verdi, Tahran’a tehdit kılıcı sallıyor.
Tabii iki kez tekrarlanan şeyin üçüncü kez olmayacağından İran çok şüpheli. Haksızlar mı? Mekân, ara bulucu ve muhatap değişikliğiyle yoğurda üflüyorlar şimdilik.
Daha önce kendilerini iki kez oyuna getiren Trump’ın özel temsilcisi Witkoff ve damadı Kushner’le görüşmeyi reddettiler.
Kendi oyuncuları Dışişleri Bakanı Arakçi’ydi, o da değişecek mi, İran’ın ağzının bir daha yanmayacağını garanti eder mi, belirsiz.
Müzakereler için Umman’dan başka bir ev sahibi, yeni bir ara bulucu da aranıyor. Mekan olarak Pakistan’la Türkiye’nin adı geçiyor. Diplomatik kanal olarak Mısır da devrede.
Oysa güvenilmez olan Trump’ın kendisi. Mekanın, ara bulucunun, Kushner’in veya Witkoff’un suçu değil. Umman’ın kusuru muydu yani?
Geçmiş deneyimlere bakalım...
Trump, ipiyle kuyuya inilmez bir blöfçü ama bir konuda kolpa yapmadı, verdiği sürenin bitiminde vurdu.
Zaman kazanmak için şaklabanlıklar eder, alay konusu olur, kendisine güldürürken son gülen olmaya oynadığı, asıl onun herkesle alay ettiği anlaşıldı sonra.
TRUMP’IN OYUNUNA ALET OLMA RİSKİ
Görünen şu...
Dişlerini, tırnaklarını sökmeden rejimi yaralı bırakacaklarını beklemek safdillik olur.
ABD medyasında İran’ı yenemediği, savaşın berabere kaldığı yorumlarına Trump fena bozuk, baksanıza saklayamıyor.
Yine de büyük zafer kazandığını, İran’ı bitirdiğini, rejimi bile değiştirdiğini, bir anlaşma için yana yakıla takla attıklarını, kendisine jest için petrol ve gaz hediyesi gönderdiklerini söylüyor. Ve bununla ardına bakmadan kaçmaya yol yaptığı, acilen bir çıkış aradığı izlenimi doğurması umurunda değil.
Bu hâllerine güldüreceğini, gerçeğin öyle olmadığını, herkesin fark edeceğini bilmez olur mu? Bir sürpriz daha hazırladığı yok, mecâli kalmadıysa niye bir yandan da askeri yığınağa devam ediyor?
Tipik Trump, aynı eli oynuyor, klasik oyalama şovu.
Tahran’daki yetkililerin zokayı yutmadığını dünya medyası anlatıyor. Trump anlaşmaya ne kadar muhtaç ve zorda olduklarını yokluyor, kendilerini tartıyor diye bakıyorlarmış. Onun için üstüne atlamıyorlar. Barutları ve nefesleri ABD’den daha uzun dayanırmış gibi tepkiler veriyorlar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Dışişleri Bakanı Fidan’ın tansiyonu düşürme, savaşı durdurma çabaları önemli. Sürekli taraflarla görüşüyorlar. İran komşularına füze atmasın, Körfez ülkeleri karşılık vermesin, Suud’la Emirlikler İran’la savaşa girmesin, aralarında uzun bir yıpratma savaşına dönmesin diye uyarıyorlar...
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan da Erdoĝan’ın rolünü takdir ettiklerini duyurdu.
Bölge güçleri arasında böyle aktif ara buluculuk üstlenmek elbet Ankara’ya düşerdi.
Ancak Trump’a gelince, ara bulucusu olacağınız birine benzemiyor. Arada, ortada bırakma ihtimali yüksek. Muhataplar nezdindeki kredibilitenizi harcatmaya değmez.
