Terörsüz Türkiye ittifakında CHP ayrışması

AK Parti Sözcüsü Çelik dün nihayet konuya girdi ama CHP içindeki çatışmalarda taraf olmadıklarını tekrarlamaktan öteye geçmedi.

Çelik'e göre hiçbir siyasi parti ve Cumhur İttifakı da tarafı değilmiş. CHP adasından kim gönderilmiş, kim kalmış; kendilerini ilgilendirmezmiş.

Parmakları ve ilgileri olduğunu reddetmesi başka. Kendilerini ilgilendirmediğini söylemesi başka.

İlgileri yoksa bile hukuk ve demokrasiden yana taraf olmaları, onlara ne olduğunun kendilerini ilgilendirmesi gerekmez mi? Kendilerinden bilinmesini baştan boşa düşürürdü bu tavır.

İlgileri yokmuş gibi görünenlerin, üstüne yakıştırılamayanların ne yaptığına bakmaları yeterli.

AK Parti dışında hangi parti 'bizi ilgilendirmez, taraf değiliz' diye kayıtsız kalıyor?

İttifak ortakları MHP ile Terörsüz Türkiye ortakları Öcalan ve DEM'in de ilgileri yok. Ama 'bize ne, CHP'nin ne hâli varsa görsün, yargıyla onların meselesi' demedi, demiyorlar.

CHP'deki iç kavgaya taraf olmayın ama hukuk ve demokrasinin de mi tarafı değilsiniz, bu da mı sizi ilgilendirmiyor, siyasi yarışın demokratik işleyişine müdahalelere de mi diyeceğiniz bir şey yok?...

Bu soruları, diğer partiler sordurmuyor kendilerine. Tarafsız kalmayıp tavır alıyorlar. YSK güvencesi altında demokratik siyasi yarışın ortadan kalkmasını sadece CHP'nin iç sorunu olarak görmüyorlar.

Diğer partilerin tuttuğu, yanında hizalandıkları taraf, Özgür Özel ve arkadaşları değil. Kendi siyasi varlıklarını da anlamsızlaştıracak bir gelecek ihtimaline karşı demokrasinin ve hukukun üstüne titriyorlar.

AK Parti'nin yabancısı olduğu bir duyarlılık mı, kime ne anlatıyoruz? Sözcüsü Çelik'in bugün hâlâ övündüğü demokrasi mücadelesi geçmişi, bu tavrın örnekleriyle dolu. Bırakın yargı işini yapsın, demeyip siyaset üstünde yargı vesayetine karşı milleti ve diğer partileri yanında mücadeleye, birlikte demokrasi nöbetine çağıran onlardı.

İktidar partisinin mahkeme kararlarını hukuki değil siyasi bulduğu, sandık dışı yollarla ön kesme olarak gördüğü, demokratik siyasete müdahale diye karşı çıktığı örnekleri saymama gerek var mı? Tanımıyorum, uymuyorum, saygı da duymuyorum diye kabul etmediklerinden bahsetmiyorum. Bugün niye öyle davranmıyorlar?

Şimdi AK Parti dışındaki partiler, siyaset kurumu olarak bindikleri dalı kestirmemek için teyakkuza geçti. Hür ve âdil şartlarda demokratik siyasi rekabetten, YSK güvencesinin korunmasından ve partilerin kim tarafından yönetileceğine ancak partililerin karar verebileceğinden yana taraf tutuyorlar.

Üstelik ayrışma sadece demokrasi ve hukuka sahip çıkma konusunda yaşanmıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye Süreci'nde MHP ve DEM'le üçlü olarak yürüyeceklerini ilan etmişti. Geçen yıl temmuzda, partisinin Kızılcahamam kampındaydı.

İşte bu üçlü Terörsüz Türkiye ortaklığında da bir öncelik ayrışması ortaya çıkıyor.

YA ETKİSİZ CHP YA TERÖRSÜZ TÜRKİYE

Önceliklerin farklılaşması yeni mi belirdi, öngörülemez miydi? Hayır. Ayak sesleri duyuluyordu.

Bahçeli, CHP'nin başına kayyum atanmasının doğru ve mümkün olmadığını tâ bir yıl önce söylemişti. Dışarıdan yönlendirme ve başka parmakların karışmasına açıkça karşıydı.

Yine Bahçeli; mutlak butlan kararından hemen önce CHP'nin içinin karıştırılmasına ve hukuken zedelenmesine müsaade edilmemesini istemişti.

MHP lideri, butlan kararı çıkınca da Kılıçdaroğlu'nu yargı kararıyla CHP'nin başına oturmaktan feragat etmeye çağırmıştı.

MHP'nin hukukçu kurmayı Feti Yıldız, bir süre sonra paylaşımını silse de daha dün siyasi partiler yasasını hatırlattı. Parti içi seçimlere YSK'dan başka mahkemelerin karışamayacağı hükmüne göndermeydi. YSK'nın Özgür Özel'e verdiği genel başkanlık mazbatasını başka kimse geçersiz sayıp iptal edemez, anlamı taşımıyor mu?

DEM, derseniz... Özgür Özel ile dayanışma içinde. Partilerin yargı kararıyla dizayn edilemeyeceğinden giriyor, parti binasına polis zoruyla, gaz ve plastik mermiyle girilemeyeceğinden çıkıyorlar.

Öcalan'ın İmralı'dan yolladığı mesaj da hayli sert. "Demokratikleşme hayati ihtiyaçtır, böyle müdahale demokraside olacak şey mi, CHP'ye yapılanlar doğru işleyen bir demokrasinin ve demokratik siyasetin olmamasıyla ilgilidir, işleri bu noktaya getiren sebep budur, önemsememek vahim bir hatadır, Cumhuriyetin demokratik niteliğini geliştirmek kadar aciliyet taşıyan bir durum yoktur" vurguları hâkim.

Sürecin nerede tıkandığı, niye buralara geleceği belliydi. Çünkü taraflar başından beri, herkese hukuk ve demokrasiyle iç cephe güçlendirilmeden Terörsüz Türkiye'nin tamamlanamayacağını ısrarla anlatıyorlardı.

Terörsüz Türkiye ile Etkisiz CHP, birbirine zıt süreçlerdi.

"Öcalan’a statü yolları CHP’ye kayyumlar" başlığıyla mayıs başında yine uyarmıştım.

Öcalan'la DEM kapsayıcı bir hukuk ve demokratikleşme güvencesinden, Bahçeli Terörsüz Türkiye’den, ortağı da Bahçeli’den vazgeçmeyecekse dönüp dolaşıp Bahçeli'nin dediğine gelmeliydi.

İktidar, iki zıt süreç arasında bir yol ayrımına yaklaşıyordu. Ya Terörsüz Türkiye’yi seçecekti ya Etkisiz CHP’yi.

Bu seçimi yapmamakta ayak diremek, bugünkü farklılaşmalara ve aralarındaki makasın açılmasına davetiye değil mi?

YORUMLAR (3)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.