Kavgalısı da aynı kapıya çıkıyor, gürültüsüzü de…

CHP genel merkezine polislerle müdahale edilmesini, seçilmiş genel başkan Özgür Özel’in binanın dışına çıkartılmasını TV’lerde izlerken, siyasi tarihimizin bir dizi olayı gözümün önünden geçti.

Geçmişten iki örnek önemli.

İlki, AK Parti kadrosunun vaktiyle içinde yer aldıkları siyasi hareketin kurucu önderi Necmettin Erbakan’ın, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) başkanı seçilmesini içine sindiremeyen dönemin başbakanı Süleyman Demirel tarafından bir sabah baskınıyla yerinden edilmesi olayı.

Almanya’daki doktora eğitimi sonrası ülkeye dönüp İTÜ’de hocalık yaparken, bir yandan da ülkenin sanayileşmesi için çabalar göstermekteydi Prof. Erbakan.

Süleyman Demirel’in de onayıyla ilk aşamada TOBB’a genel sekreter olarak atanan Erbakan, oradaki konumunu yerli sanayii güçlendirmek için kullanmaya başlayınca ‘istenmeyen adam’ haline gelivermişti.

Erbakan Hoca, genel sekreter görevi sırasında tanıştığı Anadolu sermayesini temsil eden sanayicileri arkasına alarak TOBB başkanlığına seçilmeyi başardı.

Demirel’in yargıyı ve güvenlik birimlerini devreye sokmasına, TOBB seçimlerinin mahkeme kararıyla ertelenmek istenmesine, delegelerin binaya girişinin engellenmeye çalışılmasına rağmen hem de…

Bütün tedbirlere rağmen seçildi Erbakan TOBB başkanlığına (24 Mayıs 1969).

Adalet Partisi (AP) -bunu siz Demirel olarak anlayın- Erbakan’ın TOBB başkanı seçilmesini kabul edemedi. Erbakan’ın sanayileşme hamlesine kalkışmasını gerçeğe dönüşmeden engelleme yoluna gitti.

Odalar Birliği’nin işlemlerine Ticaret Bakanlığı müfettişleri el koydu. Kota kullanma yetkileri, emrine tahsis edilmiş 500 bin dolarlık yatırım kotası kullanma yetkisi ile birlikte, Odalar Birliği’nden alındı.

Yargıya müdahale edildi. Aleyhinde açılan davalar olumsuz karara bağlanırken, kendisinin açtığı kotayla ilgili dava, başvurduğu tarihte Erbakan’ın Odalar Birliği adına dava açacak sıfat ve ehliyeti olmadığı gerekçesiyle reddedildi (Haziran 1969).

Danıştay’a göre, Erbakan ‘hukuki başkan’ değil ancak ‘fiili başkan’ idi.

TOBB’un içi karıştırılarak eski başkan Sırrı Enver Batur etrafında muhalif bir kanat oluşturuldu.

Erbakan’ı destekleyen Anadolu delegeleri tarafından koltuğundan edilen eski başkan, yanına kendi taraftarlarını alarak TOBB’a baskına gitti ama başarılı olmadı.

Sonrasını da aktarayım:

‘‘8 Ağustos (1969) günü Ankara Valiliği’nin emriyle Erbakan, Odalar Birliği’nden çıkartıldı. Emniyet güçleri, Odalar Birliği’nin başkanlık odasının kapı kilidini kırarak açtı. (..) Demirel’in ‘Siz Vilayet’e, Vilayet de Emniyet Müdürlüğü’ne yazılı emir versin, Emniyet de Erbakan’ı Odalar Birliği’nden atsın’ emriyle Erbakan Ankara Emniyet Müdürü İbrahim Ural’ın gözetiminde Odalar Birliği’nden çıkartılmıştı.’’

O sıralarda ülkede TV yayını olmadığından, olan-biteni ertesi gün gazetelerden öğrenebildi Türkiye. Polis nezaretinde başkanı olduğu TOBB binasından zorla çıkartıldığı Erbakan fotoğrafı, aradan geçen bunca yıla rağmen, belleğimde taptaze…

Erbakan birkaç ay sonra -12 Ekim 1969’da- yapılan ve bağımsız aday olarak katıldığı genel seçimde üç kat fazla oy alıp milletvekili seçilerek TBMM’ye girdi.

Bir sonraki seçimde -1973- başbakan yardımcısı olacak, yıllar sonra ise -1996’da- başbakanlığa erişecekti Erbakan.

Bugünkü AK Parti kadrosu, kavgalı-gürültülü o olayı hatırlamayacak yaşta.

Özetleyeceğim ikinci olayı hatırlayacaklarına ise eminim.

‘Erdemliler hareketi’ olayını…

Refah Partisi’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması üzerine onun yerini Fazilet Partisi almıştı. Partiye yeni bir hava kazandırmayı amaçlayan genç bir grup, yapılacak ilk kongreye kendi adaylarıyla katılmayı kararlaştırdı.

‘Erdemliler hareketi’ böyle doğdu.

Kurucu genel başkan Recai Kutan’dı ve Refah’ın 150 milletvekili toplu halde Fazilet’e geçmişti.

Çok geçmeden Cumhuriyet Yargıtay Başsavcısı tarafından Fazilet’in de kapatılması için dava açıldı. Davanın gölgesi altında yapılan kongrede siyasi yasaklı Erbakan, Recai Kutan’ın adaylığına destek verirken hareket, genel başkan adayı olarak Abdullah Gül’ü kongreye sundu.

Seçimde Gül’ün 521 oyuna karşılık Kutan 633 oy alarak Fazilet’e genel başkan oldu.

Fazilet Partisi Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılırken (22 Haziran 2001), hareketin öncü isimleri Ak Parti’yi kurdu. (14 Ağustos 2001)

Fazilet’e genel başkan seçilemeyen Gül, AK Parti iktidara gelince, önce başbakan, en sonda da cumhurbaşkanı seçildi.

Hareketin bir diğer önemli ismi Tayyip Erdoğan, bugün cumhurbaşkanı.

İlk örnek kavgalı süreçle ilgili, ikinci örnek ise kavgasız-gürültüsüz bir yol ayrımıyla.

İkisinde de, kaybetmiş görünenler aslında süreçten kazançlı çıktı.

CHP’de yaşananlardan kim kazançlı çıkar?

[Yazımda, Pamukkale Üniversitesi dergisinde çıkan Hüseyin Çavuşoğlu’nun makalesinden de yararlandım.]

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.