Cumhurbaşkanı bu sesi duymalı

Geçen hafta Burgazada’da bir çay bahçesinde Heybeliada Sanatoryumuyla ilgili bir belgesel izlenmesine vesile oldu. Amaç, bu hastaneye yeniden sağlık işlevi kazandırmak için duyarlık, seferberlik yaratmak.

Önce kendimle ve adalarla ilgili birkaç söz:

Ada hayatına hep yakından tanık oldum. Büyükbabam henüz ben doğmadan emekli olunca kardeşlerinin Gevgili’den göçtüğü Büyükada’ya taşınmış. Bir ayağımız hep Büyükada’da oldu, ben çocuk ve gençken. Bir halam yıllar yılı bir dönem iskele girişinde bulunan Denizbankın müdiresiydi, diğer halam adanın ünlü Nevin öğretmeni, ilköğretim müdür muavini. Büyükada’nın bir zamanlar iner inmez insanı karşılayan pastane (tazep paskalya çöreği) ve tezek karışımı kokusu, hâlâ koku hafızamda nadide bir yer tutar. Dahası var. Borçlanıp harçlanıp aldığım ilk ev Burgazada’da oldu. 25 yıldır uzun yaz ve sonbahar aylarımı eşimle burada geçiriyorum.

Adalar, dev, gürültülü, koşuşturmalı bir metropolün yanı başındaki küçük dünya cennetleridir. Yemyeşil, sakin, arabasız cennetler. Burgazada’da yaşamış Sait Faik’in burada yazdığı şiirler boşuna cennet makamı tınısı vermez insana…

Gelin görün ki, o cennet yaz aylarında bazen cehenneme döner. Diyelim ki 10 bin kişi için yapılmış altyapısı, hizmet düzeni bir anda, 100.000 nüfusla, ziyaretçi akınıyla karşılaşınca, sistemin başı döner, her şey birbirine girer.

Sağlık hizmetleri bunların başında gelir. Yerleşik nüfusu genellikle yaşlı insanlardan oluşan adalarda sağlık hizmeti altyapısı, personeli yetersizdir. İleri tetkik, yoğun bakım ve kapsamlı yataklı tedavi bulunmaz. 10 yatak 4 hekimli bir hastane o da sadece Büyükada’ya hizmet verir ve rutin işlerle uğraşmak zorunda kalır.

Adalar devlet hastanesi olmayan tek ilçe bu arada.

Burgazada’da Dr. Fisli, yanında bir hemşireyle ilk yardım, ilaç yazma, her yere koşturma gibi işleri mükemmelen yapsa da, imkânlar işte o kadardır.

Bunları yazarken akla doğal olarak Heybeliada’daki o ünlü ve dev sanatoryum binası geliyor.

Hata yapmamak için bir de yapay zekâya sordum şöyle diyor: “Heybeliada Sanatoryumu Hazine mülkiyetinde, tescilli ve doğal sit içinde bulunan, imar planında “sağlık alanı” olan; ancak 2026’da Diyanet’e yeniden tahsis edilmiş ve bu tahsisin hukuka uygunluğu hâlen mahkemede olan, fiilen kullanılmayan tarihî bir sağlık kompleksidir…”

Bir kez daha altını çizelim: Sanatoryumun “imar planındaki kullanım fonksiyonu hâlâ sağlık”. Adalarda en önemli ihtiyaç sağlık… Sanatoryumun devredilmeye çalışıldığı kurum, din işleri kurumu Diyanet…

Sadece insana değil, akla ve tarihe saygısızlık yapılıyor.

Sanatoryum orada çürüyor. Deprem zamanı tüm Anadolu Yakası için güvenli bir barınak, hastane olabilecek bir yer ve bir tarih yok oluyor.

Belgeseli birlikte seyrettiğimiz Jale Özgentürk ne güzel yazmış:

“Cumhuriyet henüz bir yaşındayken 1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla kuruldu ve Türkiye’nin ilk verem hastanesi olarak hizmet vermeye başladı. Dönemin en modern sağlık kurumlarından biriydi. Türkiye’nin ilk göğüs cerrahisi uygulamaları ve ilk kapsamlı röntgen incelemeleri burada gerçekleştirildi. Dünya Sağlık Örgütü tarafından eğitim ve araştırma merkezi olarak kabul edilen hastane, uzun yıllar göğüs hastalıkları alanında ülkenin en önemli referans kurumlarından biri oldu. Burada tedavi gören hasta sayısı yüz binleri buldu…”

Burası aynı zamanda bir hafıza mekânı…

Siyaset ve mantıksızlığın yok etmeye çalıştığı hafızanın mekânı…

Cumhurbaşkanı, Sağlık Bakanı, Kültür Bakanı aklın sesini duyar mı acep?

YORUMLAR (3)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.