Ahbap destekçileri Haluk Levent'in suç ortağı mı?

Haluk Levent çırpındıkça batıyor, sorgu ifadesinden belli, ona diyecek yok. Ama Haluk Levent’in yediği herzeler yangında, selde, depremde Ahbap üzerinden yardıma çağıran herkesi suç ortağı yapar mı?

Haluk Levent’in durumunu tüm Ahbap destekçilerine mâl edenler var. Onlara gün doğdu. Kim ki Ahbap’a para yatırmaya çağırdı, hepsinden hesap sorulsun istiyorlar.

Ahbapçılar iktidarı âciz gösteriyormuş, başından beri bununla suçluyorlardı. Şimdi de Haluk Levent’e suçlamaların kendilerini haklı çıkardığını sanıyorlar, ne alâkası varsa.

Bir cadı avı daha başlattılar.

Hiç de zekice bir saptırma değil oysa.

Haluk Levent ve derneği Ahbap; AFAD’la Kızılay’ın, hatta İHH’nın önüne geçmemek, bilâkis onları öne çıkarmak için korkudan üstlerine titriyordu. Yine de devletle yarıştırılmaktan ve hedefe konmaktan kaçınamıyorlardı.

Ahbap’ı iktidarla yarıştıransa ‘devleti âciz gösterme’ yâveleri yumurtlayan bu aklıevvellerin tâ kendisiydi.

İktidarın hazırlıksızlığını saklamak için, önüne geçen her yardım organizasyonunu karalama kampanyalarıyla hedef alıyorlardı.

Halkın kendi arasında yardımlaşması, depremzedelerle dayanışması suç sanırdınız.

Âfette toplaşıp yardıma koşmak; devlete karşı bir kalkışma, iktidarı âciz göstermeye dönük örgütlü bir suç eylemi havasına sokuluyordu.

Gecikeni, aksayanı nasıl düzeltip hızlandıracağımıza bakacaklarına herkesi yavaşlatmaya, aksatmaya uğraşıyorlardı.

Yeter ki ulaşsın, kimden gelirse gelsin, demediler hiç. Yardım ve müdahalenin âfetzedelere zamanında yetişmesiyle ilgilenmediler. Kimin yetiştirdiğini önemsediler. İktidardan değil de başkasından bilinecek yardımı engellemeyi seçtiler hep.

‘Siz kim oluyorsunuz da yardıma koşuyor, devleti gölgede bırakıyorsunuz’ diye STK’ları suçlamak, olacak şey değildi.

Suçu, sosyal yardımlaşma ve dayanışma duygularına yıkmaktan çekinmediler, çekinmiyorlar.

Devleti kenara itmekmiş, paralel devletçilikmiş gibi neredeyse yardımlaşmayı devlet tekeline aldıracak, STK’lara yasaklatacaklar.

6 Şubat Maraş depreminde “müdahaleleri arzu ettiğimiz hıza ulaştıramadığımız bir gerçektir” diyen, bizzat Cumburbaşkanı Erdoğan’dı. Üstelik, deprem bölgesinde durumu gözleriyle gördükten sonra kabul etmişti.

Devletin yetişemediği zamanlar oldu, oluyor demek.

Fakat o sorun edileceğine, başkası yetişince durumun çok görünür olması sorun ediliyor.

Devleti âciz, iktidarı yetersiz gösterme suçlamasının absürtlüğünü şuradan anlayın...

Sonra da depremde nasıl yıkıldığımızı dünya görsün, diye led ekranlı kamyonete enkazımızı yansıtıp New York sokaklarında dolaştırdılar.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “seninleyiz Türkiye” kampanyası başlattı. 18 zengin ülkede, 6 Şubat Maraş depreminin enkazını sergilediler. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’dan Japonya ile Suudi Arabistan’a kadar...

Duymuştum da böylesini duymamıştım. Felaketin reklamı mı olurdu! Devleti yetersiz göstermeme şekilleri buysa yetersiz gösterme biçimlerini siz düşünün.

‘Biz bize yeteriz evelallah’ ama onlar da yardımlaşmanın sevabından faydalansın, diye miydi?

Amaç, hâlimize acındırmak değildi elbette. Dünyayı yardıma, bizle dayanışmaya çağırmaktı.

Enkaz görüntülerimizi kamyonetlere yükleyip dünya başkentlerinde turlatmak millete kaça patladı, derseniz... Hâlâ bilmiyoruz.

Dış güçlerden kaç para toplandı, değdi mi, o da açıklanmadı.

Devlet yardımda gerekli hıza ulaşamadı, müdahalede geç kaldıysa suç, Ahbap destekçilerinde değil velhâsıl.

Haluk Levent her ne suç işlediyse bu da devleti âciz gösterme suçlamasını haklılaştırmaz. Apayrı şeyler bunlar, sapla saman.

İktidar gecikmiş görünmesin, diye depremde kimse kimsenin imdadına yetişmesin mi?

Âcizliğin görünür hâle gelmesini engellemenin en etkili yolu, zevâhiri kurtarmak yerine yetersizliği ortadan kaldırmaktır.

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.