‘CHP tarikatına operasyon’ diyen niye çıkmadı?
Dün sabah 17 ilde eş zamanlı bir operasyonla yine daha önce adını duymadığımız bir suç örgütü çökertildi.
Örgüte verilen ad, Alihan Kuriş Suç Örgütü.
İktidara yardımcı medyaya bakılırsa çok da tehlikeli bir örgüt. 100 milyar lira mı ne, yurt dışına para transferleri tespit edilmiş.
Eylemleri arasında Almanya Köln'de dev genel merkez inşa etmesi sayılıyor, tüm faaliyetlerini oraya taşıyacağı değerlendirilince harekete geçilmiş.
49 kişi için gözaltı kararıyla düğmeye basıldı. Kara para, kamuyu dolandırma, açıklanamayan para trafiği ve yolsuzluk iddialarından soruşturuluyorlar. Mal varlıklarına el kondu, şirketlerine kayyum atandı.
Yalnız, iktidar kaynaklı bütün haber ve bilgilendirmelerde bunun bir dini cemaati hedef almadığı belirtiliyor. Ve o cemaatin yurtlarıyla, Kur'an Kursu hizmetleriyle, dini faaliyetleriyle alâkası olmadığı vurgulanıyor.
Süleymancılar'a yabancıysanız böyle bir uyarıya niye gerek duyulduğunu anlayamayabilirsiniz.
Çünkü Alihan Kuriş, Süleymancılar cemaatinin lideri. Ama yanlış bir şey düşünmeyelim isteniyor. Operasyon cemaate değil, Kuriş'in ekonomik yapılanmasına yönelikmiş.
Nisan 2024'te Alihan Kuriş ismi yine gündemdeydi.
Kuriş için o tarihte henüz suç örgütü lideri denmiyordu, "CHP tarikatı" lideri olarak anılıyordu.
Silifke Başsavcısı'nın cemaat lideri Kuriş'le yürürken bir fotoğrafı çıkmış, HSK da Başsavcı'ya soruşturma başlatmıştı.
Başsavcı bir tarikat liderine elleri ve başı önde nasıl bağlılık pozu verir, diyeydi.
Kuriş'in sabıka dosyası açılmıştı, tüm siyasi günahları bir bir dökülüyordu ortaya.
Süleymancılar'ın lideri, seçimlerde AK Parti'ye meydan okumuştu; CHP ile İYİ Parti'yi destekleyeceklerini söylemişti.
Hatta Kuriş seçimden sonra da konuşmuş, yurtlarını kapatan AK Parti'li belediyelere derslerini verdiklerinden bahsetmişti.
Hepsi tek tek hatırlatılıyordu.
Aydınlık Gazetesi, direkt "CHP tarikatı" ilan etmişti. "AKP'yi hedef yaptı" başlığıyla verip veriştiriyordu.
Kuriş ve cemaati, sandıkta muhalefeti desteklemek gibi siyasi günahları sebebiyle topun ağzına konmuştu, yeni FETÖ olmakla suçlanıyorlardı.
Kuriş'le cemaat içi liderlik kavgasına tutuşan kuzeni, eski AK Parti milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun da FETÖ suçlamalarını körüklüyor, devleti müdahaleye çağırıyordu.
Sağlık Bakanlığında bir daireye başkan atanınca filanca tarikatın şeyhine koşup bağlılık bildiren, emirlerini bekleyen memur videoları görmemiştik, görmüyoruz sanki.
Evet, o fotoğraf yanlıştı.
Fakat Metin Külünk gibi AK Parti fedâileri, Başsavcı'ya ve cemaatine başka sebeple soruşturma istiyordu.
Süleymancılar'ı yeni FETÖ olmakla suçlamaları, FETÖ'lerle mücadele hassasiyetinden değildi.
Tarikat ve cemaatlerin bürokraside kadrolaşmalarından, devlette paralel yapılanmalarından rahatsız olsalardı Süleymancılar'a gelene dek neler vardı, neler.
Onların gözünde Kuriş ve cemaatinin suçu; AK Parti'ye destek vermemek, karşı çıkmaktı.
Yeni Şafak, "Kuriş'le fotoğrafı çıkan Başsavcı Eskiler'e HSK soruşturma açtı" diye dümdüz duyurmuştu meselâ.
Aynı gazete, iktidarı desteklemiş cemaatlerin liderleriyle bağlılık fotoğrafı çıkan her devlet memuruna soruşturma açılmasını onaylar mıydı? Yoksa dine düşmanlık ve Müslümanlara saldırı diye feryadı basıp ortalığı ayağa mı kaldırırdı?
"CHP tarikatı" tanımlamasından belliydi zaten, mesele Başsavcı'nın bir tarikattan olması değildi, hangi partiden olduğuydu.
Ayrıca bir muhalefet tarikatı, AK Parti iktidardayken devlette nasıl kadrolaşacak, nasıl paralel yapılanacak, mümkün müydü?
Yani Başsavcı'nın sadece o tarikat lideriyle fotoğrafını yanlış görmek ayrı bir yanlıştı. Tepkileri bu açıdan eleştirmiştim.
Bakın, şimdi "CHP tarikatına operasyon" diyen çıkıyor mu? Süleymancılar'ın siyasi günahlarını sayıp döküyorlar mı?
Kuriş ve cemaatinin muhalif tavrına eskisi gibi dikkat çekilmiyor. Operasyon onunla ilişkilendirilmesin diye mi?
Demek "CHP tarikatı" diye hedefe koyanlar haksız, ben haklıymışım.
