Nerede kaldı şu vatandaşlık maaşı?

Aslında 2023 yazında başlayacaktı. İktidarın seçim vaadiydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan müjdelemişti.

Sabah gazetesi, eksik kalan hane gelirlerinin üstünün 500 dolara tamamlanacağını yazıyor, iştah kabartıyordu.

Beklentiye sokulan fakir fukara, bu vaade oy vermeyecek de neye verecekti.

Seçimden 2 yıl sonra kasım 2025’te tekrar hatırlandı, Sabah gazetesi müjdeyi tazeledi. Kısmetse inşallah seneye, 2026’da başlayacaktı.

Ama bu kez 500 doların lâfı edilmiyor, eksik gelirlerin kaça tamamlanacağı belirtilmiyordu.

Nasılsa ufukta seçim yoktu, aileleri geçindirecek asgari paranın ne olacağı gibi önemsiz ayrıntılar seçimi atlatmanın rahatlığıyla ihmal edilebiliyordu.

Güya bu yaz pilot uygulamayla prova edilecek, 2027’de de artık tüm Türkiye’de yürürlüğe girecekti.

O yazın ortasındayız şimdi, vatandaşlık maaşını alanlardan haber var mı?

En son haziran biterken AK Parti’nin Sapanca Kampı’nda Bakan Şimşek’ten bahsi duyulmuş. Ekimde Meclis açılınca yasası ele alınacak, arkasından da sıra pilot uygulamasına gelecek diye.

Türkiye Yüzyılı başladı başlamasına, ancak emeklilerle asgari ücretliler ve kapısından yeterli gelir girmeyen haneler hâlâ giremedi. Şimşek’e göre vatandaşlık maaşıyla gireceklermiş.

Oysa aralık 2025’teki bütçe görüşmelerinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz açıklamıştı. 2026 deneme, 2027 ise son tarihti.

Yılmaz şöyle demişti:

“GETAD diyoruz, Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi. Bu sistemin pilot uygulamasını önümüzdeki yıl başlatacağız birkaç ilimizde. 2027 yılında ise tüm ülkeye yaymayı planlıyoruz. Yeni bir sistemi de ülkemize kazandıracağız. Sosyal yardım alanında yapısal bir reformu da hayata geçirmiş olacağız.”

Sormuştum...

Mevcut sosyal yardımları tek çatıda toplayıp geliri bir eşiğin altında kalan evlere tamamlayıcı maaş bağlamak, yoksullukla mücadelede yapısal bir reform mudur?

Yoksullukla mücadelede yapısal reform, yoksul sayısını azaltmak için yapılır diye biliniyordu.

Gelin görün ki düzenli devlet yardımına bağımlı hane sayımız yıldan yıla çoğalıyor. 2 milyondan 5 milyona dayandı. Halkı yoksulluktan kurtarmak bu mu?

Ayrıca kişi başı milli gelirimiz 18 bin dolara yükseldiyse vatandaşa yoksulluk nafakası gibi tamamlayıcı maaş bağlamaya neden ihtiyaç duyuyoruz?

Yapısal reform, diye bu bilmeceyi çözecek modele denirdi.

Mevcut sosyal yardımları yeni bir adla paketleyip sandığa giderken sunacaksınız ama seçim nafakası dağıtılıyor gibi anlaşılsın da istemeyeceksiniz... Ne âlâ.

Yoksulluk nafakasına benzer bir vatandaşlık maaşı verilecek, o bile sürekli erteleniyor.

Emeklinin kaderi niye seçimden seçime hatırlanmak olsun?

En düşük emekli aylığının altında kalanlara düzeltme yapılırken enflasyona etkisini analiz ediyorlar. Bu sene seçim olsa iktidar, emeklinin güldürülmeyen yüzüne bakmamanın sandığa etkisini de analiz etmez miydi?

TÜİK’in belirlediği 6 aylık enflasyon farkına, aldığı taban maaşa bakınca 2026’da erken seçim düşünülmediğini emekli analiz edemeyecek sanıyorlar.

Üstelik vatandaşlık maaşı, dünyada gaz ve petrolden gelen çok parayı dağıtarak az nüfusu ülkede tutmak ya da kırsalda yaşamayı teşvik için bağlanıyor. Seçime ayarlı bir örneği daha görülmüş değil.

Finanse edecek petrolünüz, gazınız yoksa demokrasi ve hukuk açığını yoksulluk nafakasıyla kapatabilir misiniz?

Uyarmaktan dilimizde tüy bitti; İran, Rusya için petrol ve gaz neyse bizim için de demokrasi ve hukuk o.

Önceki seçimi kazanmak için kullanılan vaat, imkansızlıktan sonraki seçim öncesine bırakılıyor.

Fakat ‘eksik maaşların üstü devletten’ modeli nasıl, hangi ekonomiyle sürdürülecek? Karadeniz gazıyla Gabar petrolü yeter mi? O dahi açıklanamıyor.

Çalışma Bakan’ı Işıkhan zorlandıklarını söylemişti; daha emekliye maaş vermekte zorlanırken ihtiyaç sahiplerine yoksulluk nafakası neyle bağlanacak?

Yine söylüyorum; bir gün başlarsa güzel haber de, eğer sonu gelirse.

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.