Yeni FETÖ’lere karşı uyaran niye kalmadı?
Bir 15 Temmuz’da, FETÖ darbe girişiminin yıl dönümünde, bir ilahiyatçı bütün risklerini göze alarak erken uyarı görevini yaptı.
İş işten geçtikten sonra, iktidarı ve milleti vaktinde niye uyandırmadığı suçlamasına maruz kalmamak için biri önden konuştu. Üstelik Marmara İlahiyat Dekanı Prof. Ali Köse’ydi.
Fakat erken öten horozun akıbetine uğramaktan kurtulamadı. Uyaran ilahiyatçı kaybetti, onu hedefe koyan din hokkabazları ve madrabazlar üstün geldi.
Prof. Köse’nin görev süresi, 31 Temmuz’da dolacaktı. Yeniden ataması yapılmadı. Yerine yeni dekan atandı.
Böylece 15 Temmuz’daki uyarısından beri Köse’nin itibarına saldıran, yıpratma kampanyası başlatan cemaat ve tarikatlar amacına ulaştı. Kurban istediler, Köse verildi, başı yedirildi.
Eski FETÖ’ye dokunan yanıyordu. Şimdi de “bir FETÖ gitti, bin FETÖ geliyor” diyen mi yanacaktı?
Siyasi irade FETÖ’ye aldandığı için millet ve devlet ağır bedel ödemişti.
İktidarsa ödenen bu bedelden öncelikle Diyanet ve ilayihat camiasını sorumlu tutuyordu. Halkı ve kendilerini tehlikenin büyüklüğüne karşı vaktinde yeterince bilinçlendirmedikleri gerekçesiyle.
Dini cemaatlerle tarikatların şeffaflaşması, devletten ve siyasetten ellerini çekmeleri hızla sağlanacaktı. Devlette paralel yapılanmalarına, kadrolaşma yoluyla kurumlara çöreklenmelerine asla izin verilmeyecek, bir daha göz yumulmayacaktı.
Sonuç ortada.
Oysa FETÖ’yle mücadelenin hedefi böyle deklare edilmemişti. Yeni paralel yapıların çıkması önlenmedikçe başarılmış olmayacaktı.
Buraya kadar okuduklarınızı, 2020’de de yazmıştım.
Prof. Köse 15 Temmuz’un 4. yıl dönümünde konuşmuştu. Üzerinden 5 yıl daha geçti, bugün 10. yıl dönümü.
Var mı yeni FETÖ’lerin devlette yuvalanma tehlikesine karşı içeriden bir uyaran? Teyakkuza çağıracak iktidar dostu bir ilahiyatçı kaldı mı, duyuyor musunuz artık?
Ali Köse örneği etkili bir mesajdı, yerini bulmuş. Erken uyarmayı bir daha aklından geçirecek ilahiyatçıların sesi kesildi.
Neyse ki MHP lideri Bahçeli ikazlarını sürdürüyor. Dünkü sözlerinden şunu not ettim:
“FETÖ’yle mücadeleye geçmişte kalmış demek yanlıştır. Devlet hafızası taze tutulmalı ve tedbirler elden bırakılmamalı. FETÖ tehdidi ortadan kalkmadı. Millet hafızasını kaybettiği gün tehditler yeniden ortaya çıkar”.
Demek ki tehlike geçmemiş.
Ali Köse Hoca’nın ilgili ve yetkililere çağrısı da çok farklı değildi. 15 Temmuz’dan gerekli dersin alınmadığı ve yeterli önlemler getirilmediği kanaatini paylaşmış, bir FETÖ giderken bin FETÖ’nün geldiğini söylemişti.
Hurafecilere karşı halkı aydınlatmadan, din istismarını bitirmeden, siyaseti dizayn için yargıyı ve devlet gücünü kötüye kullanmayı ortadan kaldırmadan FETÖ yenilemezdi hani!
E hani FETÖ’yle mücadele, ancak yenilerinin çıkmasını önleyecek ve karanlık yöntemlerini gömecek tedbirlerle kazanılabilirdi!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha 15 Ekim 2016’da Diyanet ve ilahiyat hocalarına şöyle sesleniyordu:
“Siz olmayınca sahneyi bezirgânlar, takke ve cübbeyle göz boyayan şarlatanlar alıyor. 15 Temmuz gecesi, bu sapkınlıkların yol açabileceği felaketleri göstermiştir. Hoca kıyafeti giymiş bir şarlatan, yıllarca hurafelerle insanımızı kandırmayı başarabiliyor.”
Kriterler isabetliydi. Fakat aynı başarı hayata geçirilmelerinde gösterildi mi? Din bezirganı hurafeci şarlatanlara bugün devlet katında yüz verilmediğini söyleyebiliyor muyuz?
15 Temmuz direnişini anarken o gecenin kahramanlarına ve şehitlerimize asgari borcumuz, FETÖ belâsını başımıza musallat eden yanlışları, hataları unutmamaktır.
İktidar, koyduğu başarı kriterlerine bakarak kendine sormalı: FETÖ’yle mücadelenin neresindeyiz, aynı hataları tekrarlıyor muyuz?
Bu duygu ve düşüncelerle doldurulmayan bir anma, 15 Temmuz’un anlam ve önemini korkarım ki ıskalar.
