İsmet Özel’in şiirinde sosyalist ideolojinin izleri

İsmet Özel, 1974’te “Diriliş”te “Âmentü” şiirini yayımlayıncaya kadar 1960 kuşağının Toplumcu-Gerçekçi şairleri arasındaydı. Çünkü 1962’de Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne kaydolduktan sonra sosyalizmi benimseyip o çevreye mensup oldu.

Öncelikle şunu belirtmeliyim: Sol görüşlü yazarların hemen hepsi, 27 Mayıs Darbesi’nden sonraki siyasal-sosyal şartların sol edebiyatın gelişmesine imkân tanıdığında hemfikirdir. Örneğin 60 kuşağının öncülerinden Ataol Behramoğlu, 08.10.1968’de “Akşam” gazetesinde yayımlanan bir soruşturmaya verdiği cevapta, darbeyi Türkiye’de Marksist görüşün yayılması açısından bir dönüm noktası olarak görür. İsmet Özel de aynı düşüncededir (bkz. Toparlanın Gitmiyoruz I, 2010, s. 148). Ama bunu Marksizm’den çok “sola yöneliş” olarak ifade eder ve bunun “devletin bir tercihi” olduğunu vurgular.

Doğrudur, 27 Mayıs darbesi, sol ideolojinin ve edebiyatın önünü açtı; özellikle Nazım Hikmet’in şiirlerinin yayımlanması bu şairler kuşağı açısından önemliydi. İsmet Özel de söz konusu siyasal şartlardan etkilendi. Zaten kendisinin de “Pozitivist ön yargılarla yüklü bir eğitimin ürünü olan bir kafa yapısıyla 60’lı yılların başlarında bir gencin sosyalizan düşüncelere meyletmesi kadar olağan bir şey düşünülemezdi.” (Waldo Sen Neden Burada Değilsin,1993, s. 38) dediği üzere, 1960’lı yıllarda sosyalizm, gençler arasında rağbet gören bir ideolojiydi. O da muhtemelen kendisinin kadirşinas itaatsizlik dediği dik başlı mizacının da etkisiyle 1960’lı yıllarda bu ideolojiye bağlandı. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde sosyalist öğrencilerin kurduğu Fikir Kulübü’nde ve sonra Fikir Kulübü Federasyonu’nda aktif görevler aldı. Bu ideolojiye o denli bağlıydı ki; “sosyalist olmayanların adamdan sayılmayacağını” ( Waldo Sen Neden Burada Değilsin, 1993, s. 40) bile ileri sürüyordu. Bu süreçte TİP’e de üye oldu. Parti’nin Kızılay Bulvarı’ndaki lokalinde buluşup şair arkadaşlarıyla birbirlerine şiirler okudular.

Bu noktada asıl sormak ve cevap aramak istediğim konu şu: Sosyalist ideoloji İsmet Özel’in poetikasında ve şiirlerinde nasıl ve ne ölçüde yer buldu?

Bir kere 1969’da “Ant” dergisinde yayımlanan “Devrimci Genç Şairler Savaş Açıyor” başlıklı söyleşiye Ataol Behramoğlu, Özkan Mert ve Süreyya Berfe ile katılan Özel, Anadolucu ve hececi şiiri sağcı idealist düşüncenin uzantısı, kokuşmuş ve düzenle uzlaşma hâlinde bir şiir olarak görür. İkinci Yeni’yi toplumsal sorunlardan kopukluğu nedeniyle eleştirir. Şiirin devrimci/ toplumcu bir karakteri olması gerektiğini savunur.

O dönemde poetik ve politik görüşleri böyle ama, 1965’e değin yazdığı şiirlerde ‘devrimci’ bir söylem yok. Bireysel duyguları, daha çok da bir ‘ergen huzursuzluğu’nu dile getiriyor. Dil keskin, özgün, soyut ve imgeleriyle dikkat çekiyor. Muhtemelen İkinci Yeni’nin dilde ve imgede açtığı imkânları deniyor. Şiirindeki ontik huzursuzluğun ilk işaretleri de var ilk dizelerde.

Sonra 1965’ten itibaren yine soyut ve şiirsel bir dil, özgün imgeler eşliğinde ideolojik söylemin işaretleri görülmeye başlıyor… İlk işaret bence “Partizan” şiirinde; gırtlakta büyüyen harf, ideolojiden de kaynaklanan bir başkaldırı! Neye karşı? “Bankerlere, “noterden onaylı kâğıtlara”, “mevlit ilânlarına”, kısaca düzene, “ölünce bir partizan gibi ölmeliyim” diyecek denli bağlı sosyalizme.

Ardından “Bir Devrimcinin Armonikası”: Kanında kavga kaynıyor; “Artık mazgallardan fırlamak/ büyük kamalar saplamak/ (…) büyük bir çatırtının ayaklarını ovmak” istemektedir. Aynı tutku “Kan Kalesi”nde; “partizanlığım dalaşmak istiyor anla/ bu sarsak hırgürüyle dünyanın” dizelerinde de vuruyor açığa kendini. “Kan Kalesi”ndeki ‘isyan’da da bu ideolojik eğilim var bence. “Çağdaş Bir Ürperti”de belirttiği gibi “… haylaz ve militan” bir yüreği vardır. Ama kökeninde ‘dik başlı mizaç’ yatıyor. O mizaç 60’lı yılların ikinci yarısında ideolojiyle örtüşmüş durumda. Şiirini besleyen ana duygu bu. Nitekim “ey kanıma çakıllar karıştıran isyan/ doğrusu seni toprağı eller gibi sevdim/ yaralarımı onduranımsın/ yatağımı hiç boş bırakmayan...” dizelerinde bu mizaç kendini ele veriyor.

“Evet, İsyan”da ideolojik söylem daha sert, hatta şiir yer yer ideolojiye baş eğmekte: “bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan/ halksa kal’am onu kal’a kılan benim/ (…) çünkü kavganın göbeğidir benim yerim/ canlarım, kollarında Parti pazubentleri/ dik başlar, erkek haykırışlarla/ göndere, en yukarlara çekiyorlar/ en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini”.

İdeoloji ve dönemin siyasal kavgası “Sevgilim Hayat”a da yansıyor: “polisin sevmediği genç adamlar sokaklarda/ patronları kudurtan gazteler satarlardı/ Ey şehre başaklar:/ militan ruhlar ekleyen hayat” diyor örneğin.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bir dönem, sosyalist ideolojinin söyleminin etkisinde Özel. Daha sonra değişen dünya görüşüne paralel olarak isyan, halktan ‘hak’ka, evrensel anlamda varoluşu, medeniyeti ve teknolojiyi içeren ‘büyük kavga’ya dönüşüyor!.. Ama nedense şiirde referansları, göndermeleri İslâmi değil, varsa da az! Bu bir eksiklik mi? İslâmcı olduğunu belirten bir şair için evet!

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.