Back To Top
10 Kasım Kemalizm Ahmet Altan

10 Kasım Kemalizm Ahmet Altan

 - Son Güncelleme: 14.11.2019 Perşembe 10:46
- A +

AK Parti döneminde atanmışların iktidarı düzeni ve vesayeti ortadan kalkmıştır. Ne var ki, bunun araçları ve ürettiği sonuç “demokratik ilke ve değerler”le ciddi bir çelişki içindedir, kimi açılardan eski dönemle aynı içeriği taşımaktadır.

10 Kasım yine tartışmalar ve gösterilerin odağındaydı. Yeni iddialar, hatta durumlar var. Tarafların Anıtkabir için yarışır hale geldiği anlar var, örneğin. Muhafazakar kesimin Atatürk’le barışmaya çalıştığı, hatta kemalizmin Osmanlı’dan kopuş gibi kimi yönlerini düzelterek siyasi açıdan sahip çıktığı iddia ediliyor. Seküler muhalif kesimde ise iktidar yönelik öfkenin Atatürk imajında cisimleştiği, mutlak doğru ve mutlak yanlış tanımının bu çerçevede yapıldığı görülüyor.

Açıktır ki, tartışma, sadece, “soft” değil, Atatürk’ün kurucu ve kurtarıcı vasfından da ibaret değil.

O zaman sorular şunlar: Kemalizm bağlamında dün ve bugün arasındaki fark ve benzerlik nedir? Muhafazakar siyasi iktidar kemalizmle nasıl ilişki yaşamaktadır?

Kemalist düzenin üç kilit noktası vardı.

İlki otoriter laiklik anlayışıydı. İnancı, öznesiyle, nesnesiyle, simgeleriyle kamusal alandan dışlayan, özel alanında bile şekillendirmeye çalışan politikalar Türkiye’nin yıllarca en önemli tartışma ve sorun kaynaklarından birisi oluşturdu. İmparatorluktan devraldığı, iki zıt değer sistemine oturan toplumsal yapıyı tedavi etmek yerine, bunlardan birini yücelterek, daha çok ayrıştırmayı tercih eden bir politikaydı bu.

İkincisi milliyetçilik anlayışıydı. Esas olarak ulus oluşturma, temel aidiyeti siyasi bağdan ibaret vatandaşlık kurgulama gibi gözükse de, bu anlayış, temelde, gayri Müslim, Müslim her tür köken grubuna uzanan, keskin, agresif ve yasakçı Türkleştirme politikaları üzerine kuruluydu. Bu da bir tercihti. Cumhuriyetin kurulduğu andan itibaren, “egemenlik, beka, bütünlük” meselesini doğal ve demokratik bir seyir izleyen, bunu sağlamak için farklılıkları eşitlenme stratejileri içeren bir yol yerine, yasak ve dayatma yöntemi izlendi. Bu yöntem, onu kullananları esir aldı. Egemenlik ve beka meselesi yapısal, kalıcı sistem endişesi haline, bir korkuya dönüştü.

Üçüncüsü, ilk ikisini mümkün kılacak devlet ve devlet-toplum ilişkisi anlayışıydı. Bu anlayış, hiyerarşik, otoriter, devleti “dayatmanın, şekillendirmenin ve korkuların merkezi” haline getiren, en önemlisi onu toplum karşısında ayrı bir topluluk gibi telakki eden mekanizma üretti. Bu mekanizma yetkili-sorumluluk ilişkisinin çarpıklığı üzerine oturuyordu. Yetkililerin sorumluluktan azade, sorumluluk sahiplerinin ise yetkisiz ya da sınırlı yetkiye sahip oldukları bürokratik ve askeri vesayet düzenini getirdi bu anlayış.

Kemalizm bu üçlemenin rejimidir.

Bu üç politik hal doğal olarak, temel hak ve özgürlükleri ve demokratik gelişmeyi yıllarca sınırlamıştır. Nitekim bu üçlü düzenin bozulduğu dönemlerde, Türkiye, eşyaları tekrar yerli yerine koyan için askeri darbeler yaşadı. “Tehdit altında ve demokrasiyle uzlaşmaz bir dini inanca sahip bir ülkede demokrasi ve özgürlükler bu kadar olur, olmalıdır” mealinde darbe bildirileri, askeri açıklamalar, bunu destekleyen aydın tavrı, militan demokrasi kavramı devletten üniversitelerde, iş dünyasından yargıya kadar her yeri kapladı.

Bugün bu hikayenin neresindeyiz?

Elbet epey yol alındı. Ama, ne yazık ki, öz itibariyle çok uzağında değiliz.

Agresif laiklik anlayışının yerini daha esnek bir laiklik düzenine bıraktığını söyleyebiliriz. Böylece makro düzeyde, rejim niteliği bakımından laiklik tartışmaları rafa kalktı. Ancak, mikro düzeyde, kamusal alan bakımından devam etmeyi sürdürüyor ve bu çerçevede kimlik politikaları bakımından ortada büyük bir değişiklik bulunmuyor. Diğer bir ifadeyle dünün agresif ve düzenleyici laiklik anlayışı demokratik bir anlayışla ikame edilmedi, sadece karşı kimlikçi politikalarla dengelendi ve bu durum mikro düzeyde büyüyen bir sorun olmayı sürdürüyor. Taksim’den her geçişimde sorduğum şu soru, buna iyi bir örnek: Taksim meydanına yapılmakta olan cami, inanılmaz büyüklüğü, alana her yönüyle hakim olacak, alanı bile gölgede bırakacak,  diğer yönlerini yok edecek heybetli cismi ve mimarisiyle ibadet işlevini ve ihtiyacını mı karşılayacak yoksa meydandaki insan profilini değiştirecek muhtemel sonuçlarıyla, çoğulcu özellikler taşıyan Taksim’i kimlik dönüşümüne mi tabi tutacak, velhasıl çoğunluğun mekanı mı kılacak?  Öz aynıysa, iktidarın el değiştirmesi, açıktır ki, laikliğin demokratikleşmesi anlamını taşımaz.

Aynı durum devlet yapısı, devlet-toplum ilişkilerinin özü bakımından da aynıdır. AK Parti döneminde atanmışların iktidarı düzeni ve vesayeti ortadan kalkmıştır. Ne var ki,  bunun araçları ve ürettiği sonuç “demokratik ilke ve değerler”le ciddi bir çelişki içindedir, kimi açılardan eski dönemle aynı içeriği taşımaktadır. Yetkili ve sorumlu ayrımına ilişkin aksaklık düzeltilirken iki yol izlenmiştir. İlki, aşırı bir yetki merkezileşmesidir. Merkezileşmeyle bu kez yetki dağıtımı iyice bozulmuş, tek elde toplanmış, sorumluluk mekanizması ise yargı denetimi dışına itilmiştir. Yeni üretilen sistem, keyfilik ve otoriter sonuçlar bakımından eskisinin bir tür devamı olmuştur. İkinci yol çoğunlukçuluktur. Seçilmişlerin gücü ihya edilirken, çoğunluk esas alınmıştır. Ara katmanların, farklı grupların ve taleplerin yok sayıldığı yukarıdan aşağıya işleyen otoriter başka bir düzen inşa edilmiştir. Mekanizma değişmiş, işlev ve öz aynı kalmıştır. Meşruiyet kavramı dün toplumun çoğunluğundan azade olarak tanımlanırdı, bugün demokratik evrensel değerlerden azade olarak tanımlanıyor.

Agresif milliyetçilik konusuyla, “egemenlik, beka, bütünlük” meselesiyle, buna ilişkin korku ve yasak politikalarıyla ilgili bir şey yazmaya pek gerek yok. Çünkü değişen gerçekten hiç bir şey yok. Hedefler, amaçlar, korkular bakımından Dersim ne idiyse, bugün de Güneydoğu o.  İktidar sahipleri bu bakımdan tam anlamıyla Kemalistler.

Siyasi iktidar ve kemalist bazı ilkeler bakımından uyum mutlak.

Hukuk dışı bir intikam hamlesiyle Ahmet Altan yeniden tutuklandı. Serbest olduğu bir hafta boyunca, iktidar kalemşorlarının ve Kemalist seslerin televizyonlarda, gazetelerde, kahvelerde “müebbet isteriz”, “tekrar hapis...” çığlıkları birbirine karıştı.

Bu örnek tek başına her şeyi anlatır.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Ahmet Kaya 17 Kasım 2019 21:34
Sayın yazar Ahmet Altanın fetöyle ilişkisinden hiç bahsetmemiş. Ahmet Altanın mevzusunu güneydoğuya bağlaması çok ilginç.Hele Ahmet Altanın darbeyi çağrıştıran, tehdit edici cümlelerinden hiç bahsetmemiş.
KARAR OKURU 15 Kasım 2019 01:08
+1 demedigim tek nokta su: son ORC anket sonucuna bakarsak (akp: %32) artik cogunlukculuk soz konusu degil sanki, mhp.nin %15iyle bile %47lik bir koalisyon cogunluk mudur? Peki %32 tek basina cogunlugu temsil eder mi? O eskidendi, toplum tabaniyla ak partinin ozdeslestigi zamanlar cok geride kaldi..
.derinlikler. 14 Kasım 2019 22:30
öndeki siyah atın arkasındaki vezir düşerse oyun mat a kadar gider... bunu göremeyen biriyle satranç oynanmaz. fakat ilk gören ali bey değil, daha öncede yazıldı çizildi Kemâlizm etkisi. anlaşılamadı , aslında pek sessiz de değildi... mat, belki de piyonlarla oluyor... Kemalist doktrin bu oyunda hiç bitmeyecek gibi. etkisi büyüyerek geliyor... göremeyen kimler? bir adım geriye gitsin, çünkü öne çıkmak tehlikeli...
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 17:23
ahmet altan'a özgürlük!
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 16:29
Sanki agresif milliyetçilik sadece Türkiyede yaşanmış ve yaşanıyormuş gibi algıladım. Dünyayı hesaba katmadan bu tür değerlendirmeler bilim suyuna batırılmış yazı türünden öteye geçmez.
fatih 14 Kasım 2019 15:56
size hiç katılmıyorum. çarpıtıyorsunuz.
Genel karsilastirma 14 Kasım 2019 14:54
AKP/Erdogan dönemini onceki donemle karsilastiriken genel kavramlarin otesinde ayrintili bir karsilastirmaya ihtiyac var. Bir kere kemalizmin farkli yorumlari var. Ikincisi, onceki donemde islamci gazetecilerin topluca cezaevine tikildigini hatirlamiyorum. Medya hicbir zaman bugunku gibi iktidarin kontrolunde olmadi. Yargi bu capta iktidara bagimli olmadi. Hicbir kurumda kurumsal ozerklik kalmadi bugun. Gecmiste yazili/bicimsel kanunlara genelde uyulurdu, simdi bu da yok. Gecmiste iktidarlar muhalefet partilerinin yoneticilerini hapisle tehdit etmezlerdi, bu Erdogan' in gunluk politikasi.
HASS 14 Kasım 2019 15:27
8
Bence karşılaştırmayı bırak. HUKUK ve DEMOKRASİ talep et. Güzellik yarışmasında değiliz. Kim daha cici değil konumuz. Konumuz çocuklarımıza doğru dürüst bir gelecek kurmak. Niye dolu dolu HUKUK ve DEMOKRASİ diyemiyorsunuz da sen şeettiydin, o da şuettiydi diye - kendi yırtığınıza bakmadan - şaşkın dedikodularla vakit geçiriyorsunuz? Yoksa derdiniz HUKUK ve DEMOKRASİ değil mi?
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 21:40
0
14.54. EK: Yorumun asil basligi: genel karsilastirmalar otoriter rejimi mesrulastiriyor
ali namlı 14 Kasım 2019 13:21
Ülkemizin 'ifrattan tefrite ' nasıl savrulduğunu çok güzel ve özet olarak anlatmışsınız (Bir köşe yazısında ancak bu kadar olur) . Belki de bu nedenle yazınız bana biraz akademik bir seviyede olmuş gibi geldi . Yine de teşekkürler ; demek ki biz bir türlü orta yolu bulmaya muvaffak olamayacağız ! Tabii ki bunun bir çok nedenleri var ; bence toplum zihniyetinin değişmesi belki bunların başında gelir ; o da çok uzun zaman ister .Velhasıl işimiz zor !!
HUKUK ve DEMOKRASİ. Boş laf ebeliğini bırakın, bunları yüksek sesle telaffuz etmeye başlayın kemalist kardeşler.
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 10:36
sn.yazar yazinizin bie bolumune katiliyorum. Ancak Taksimden veya diger yerlerden bugune kadar gecerken ozellikle cuma gunleri yollara tasarak ser-sefil ibadet etmeye calisanlari gorunce ve bu cogunluk halkin bu ihtiyacini giderecek eksikligi ve acikladigini ideolojik sebebini bildiginuiz halde sessiz kalmanizin "kemalist formata uygun demokratlik!" ile ve ayni sekilde A.Aktanin Taraf cilk "erdogani oldurup copluge atarlar, aci altust olus tehditleri" karsisinda sessiz kalmak nasil bir liberalliktir..aciklasaniz keske
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 09:46
Allah aşkına Atatürkü rahat bırakın.
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 12:42
11
Niye? Konuşulması sizi neden rahatsız ediyor? Bugün yaşanan sorunların kaynağı 1908-1950 arası yaşananlar.
Karar Okuru 14 Kasım 2019 09:34
Türkiye'nin laik olmaması gerektiği tezini yıllar önce ortaya koyan ve kitaplarında bu tezi ilk dile getirip, 2. cumhuriyetçilere düstur hale getiren bir kişi var: Graham E. Fuller... Daha ne denebilir ki...
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 08:58
O dönemde demokrasinin ancak cumhuriyet versiyonu olabilirdi sayın yazar. Dünya da aşağı yukarı bu durumdaydı zaten. Sizlerin söylem desteği, kavram desteği olmadan ülkeyi 21. asırda bu hâle getiremezlerdi. Geçmişle uğraşacağız diye şimdiyi kaybettiniz ve maalesef ülkenin de kaybetmesine neden oldunuz. Vatandaşın sizlere kızgın olması bir ölçüde normal. Size İslamcılar kızmamalı geldikleri noktada desteğiniz büyük ama onlar muhalefetten daha kızgınlar size. İki kızgınlık arasında fark yok mu sizce?
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 08:52
Liberal yazarlar kemalizm dedikleri heyulayla mücadele edeceğiz derken çok daha beter gerçek bir tehdit yarattılar kendileri için. Bunu muhalefetin yüklenmesiyle kabul etmekte zorlanıyorlar. Bayramoğlu da bu gruba dahil. Kendi deyimleriyle olguları dikkate alıp tarihi tarihsel şartlara göre değerlendirebilseler sorun kalmayacak. Örneğin karnı tok sırtı pek liberal solun gelişebilmesi için ne gerekirdi? Belli bir ekonomik refah, işleyen kurumlar, savaşsız ortam. Yani 2. Dünya Savaşı sonrası. Bir savaş sonrasına denk düşmeleri kendi serpilme yıllarına ait çok şey anlatıyor anlamak isterlerse.
HASS 14 Kasım 2019 13:02
7
Kemalist rejimde bu ülkede elektrikli motor ticareti bile yasaktı. Okuma-yazma oranları dünyada %90ları geçtiğinde Türkiye'de 70leri bile bulmuyordu. Elektrik yoktu. Yol yoktu. TV yoktu. Bunlar fakirlikten değil alaturka faşist kemalist rejimin kontrol manyaklığı yüzündendi. İlk defa liberal Özal bu deli gömleğini gevşetti. O kadarcık bir serbestleşmede bile acıyla uluyup durdunuz. Kemalistlerin ülkeye olumlu katkısı SIFIRIN ALTINDA. Son 100 yıldır sadece köstek oldunuz, sadece kendi oligarşinizi kolladınız. Laikliği demirden bir pençenin bahanesi olarak kullandınız.
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 06:06
Ne yapacaktı bu M. Kemal. 1920 ler de? Amerika Avrupa gibi bir ülke mi yapacaktı yani. Hiç yoktan bir devlet kurdu, biz o sayede varız. Anlasana artık Bayramoğlu. Mesela sen ne yaptın hayatın boyunca? Sürekli ahkam keseceğine birkerede kendine bunu sor.
okur 14 Kasım 2019 09:04
11
"Yoktan kurdu. Onun sayesinde varız" denemez. O, sadece bu ülkede var. Dünyada yüzlerce devlet var. Yoksa her ülkede bir adet M. Kemal mi vardı.
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 09:52
9
E yalan söylüyorsun. Avusturya ne kadar hiç yoktan kuruldu ise Türkiye de o kadar hiç yoktan kuruldu. Sen niye bu kadar meraklısın bir ademoğlunu tanrı seviyesine getirmeye? Eleştirilmez kılmaya?
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 15:42
2
09.52 arkadaşım sakin ol. Hiç bir ademoğlunu haşa yaratıcı seviyesine getirmedim, getirmemde. Ama düşmanı yenene, devleti kurana dua ederim, Allah razı olsun derim, iyi ki yapmışsın derim. Ayrıca Avusturya, Almanya, vb. ülkelerin imparatorluktan demokrasiye geçişlerini bizimki ile kıyaslıyorsan tarih kitabı okumanı öneririm.
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 19:19
1
15:42 1) Türkiye demokrasiye M.Kemal'le mi geçti? Cumhuriyetin ilanı demokrasiyi mi getirdi? Aradaki farkı anlayacak temel bilgin var mı? 2) Avusturya 1. DS mağlubu olarak hayatına devam etti. Yani bir kurtarıcı/kurucu olmadan yolunu sürdürdü. Türkiye de farklı durumda değildi. Bu benzetmeyi kavrayabildin mi?
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 02:58
hepiniz oradaydiniz
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 09:26
0
Hay agzina saglik! Yillarca mutlak destek verdiniz sayin Bayramoglu! Günün birinde bir vicdan muhasebesi sunacak misiniz?
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 09:53
0
senin yüzünden oldu
Ahmet altan bugünkü rejimin oluşması için geçmişte az mücadele vermedi,her kötülüğün kaynağı olarak kemalizmi ve vesayetini gösterdi.Hukuki olarak haklı görmekle birlikte bizimki bir beddua oh olsun kabilinden! 1923 de ne olsaydı bugünkünden demokrat ve ileri olurduk sorusunun cevabı liberallerin ütopyasından başka bir şey değil.2013 ten bu yana olanlar fikir vermiyorsa ne diyelim.
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 03:53
10
Ahmet Altan'a oh olsun diye beddua et. Efendim bugunku rejimin olusmasi icin mucadele etmis(mis)...Tumuyle yanlis bir tesbit. Demokrasiye ve insan haklarina saygili bir hukuk devleti icin mucadele etti. Gecmiste Kemalizme karsi AK Parti hukumetini destekledi. Baska secenek yoktu cunku. Tek adam rejimi kurulunca da gecmiste destekledigi iktidara karsi mucadele etti. Ahmet Altan'in durusunda bir degisiklik yok. Simdi hem Kemalistlerin hem iktidar yanlilarinin oh olsun demesinin sebebi bu.
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 07:02
11
Denkleminiz şöyle. Bu işin bu hale gelmesine destek oldunuz o halde oh olsun size. Oysa bu iş bizim için hep bu haldeydi. Demokrasi için şansımızı denedik olmadı aynı noktadayız. Biz bir şey kaybetmedik, siz kaybettiniz zira bu işler sizin için bu halde değildi artık sizin için de bu halde. Yani asıl size oh olsun. Sizin gibilere inat Erdoğan'a desteğe devam...
HASS 14 Kasım 2019 09:58
3
2010 öncesi faşizan askeri vesayeti savunanlar bu iktidarın alternatifi olamaz. Sadece iktidarın değirmenine su taşır. Akıllanamıyorlar demektir. Türkiye'de hukuk ve demokrasi yok. Eskiden de yoktu. Şimdi de yok. BUGÜNKÜ DURUMUN SORUMLUSU KEMALİSTLERDİR. Ama mesele kim sorumlu meselesi değil. Bundan sonra ne olacak? Daha hala HUKUK VE DEMOKRASİ diyemeyen bir kemalist muhalefet ile ancak lağım çukurunda yaşamaya devam edilir.
musto 14 Kasım 2019 01:53
Merak ediyorum bu Kemalist dediğiniz korktuğunuz her taşın altından çıkan bu insanlar kimler? Mendesmi,Demirelmi,Ecevitmi,Erbakanmı,Özalmı ve Erdoğanmı ülkeyi bu güne kadar bunlar yönetti eğitim sistemini binlerce kez değiştirdiler.Bakıyorum kendi ailem muhafazakar Atatürkün yöneticilerine isyan etmiş yüzlerce insanını kaybetmiş 1935 Anadolunun değişik bölgelerine iskan edilmiş,İsyana katılmış aile büyüklerine defalarca sordum Allah Kemal paşadan razı olsun dediler hiç bir ayırımcılık yapmadı.Eşit eğitim aldık.Aziz Sancar Nobel ödülü aldı Anıt Kabire hediye etti. Biraz da kendinizi sorgulayın.
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 07:08
11
Mesela Menderes'i asan askerler olmasın? Atatürk düşmanı değilim ama yanlışlarınızı da bir kere kabul edin. Bu ülkenin tarihi 1923'te başlamadı. Cumhuriyet'ten önce de bu ülkede partilere vardı, serbest seçimler yapıldı. Modernleşmede baya baya yol kat edildi. Cumhuriyet bunların üzerine kuruldu. Ben Cumhuriyeti Osmanlı'nın devamı ve Türkiye modernleşme tarihinin bir aşaması olarak görüyorum. Sizse öncesinde taş devrinde yaşarken sonrasında gelişmiş ülkelerden birisi olduk zannediyorsunuz. Gerçekse çöküş dönemi denlien dönem Osmanlı'nın en ileri olduğu dönemdir aynı bugünün Türkiye tarihindeki
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 10:01
6
musto, bu ülkeyi batıran, halkı süründüren senin zihniyetin. Akıl dışısınız.
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 10:02
2
sen şöyle yüksek sesle HUKUK ve DEMOKRASİ de bakayım diyebiliyor musun?
musto 14 Kasım 2019 12:14
1
70 yıllarda Şahitlik yapacak olan yaşlı anama başını aç kadın diyen Hakime,buraya mankenlik yapmaya gelmedi şahitlik yapmaya geldi diyen ve hapis cezası alan,daha sonra kurcusu olduğum Anavatan partisi ve Özalı sözlü ve mektup ile ağır eleştiren birisiyim.Son seçimde akp seçim bürolarına gidip yaptıkları haksızlıkları yüksek sesle dile getiren ve seni buraya kim yolladı,Bu ülkede benim gibi yüzlerce aracı koymadan yüksek sesle hakkını arayabilecek insanlar olsaydı bu ülke yerlerde sürünmezdi. Çoğumuz Şemşamer mezhepliyiz güneş ne taraftan doğuyorsa o tarafa dönüyoruz.Yorumlarımı okuyan iyi kö
KARAR OKURU 14 Kasım 2019 13:16
6
Musto beyefendi kafanizda kurguladiginiz hikayeleri olmus gibi anlatmışsınız, bu ülkede kadınların % 65 gibi bir kısmının başı kapalı anlattığınız hikayeye göre hiç mahkemeye yolları düşmemiş demekki değilse hakimler hepsinin başını actırırlardı herhalde ve bu suçtan dolayı (başı kapalı mahkemeye gelmek)hüküm giyen biri varsa belgesinide ekleyelimde bizde sizi savunalım.
musto 14 Kasım 2019 15:45
1
13.16 Ben cumhuriyet çocuğuyum kanun ve yasaları iyi bilirim.ve haklarımı da savunurum sen hayatında kendisini Türk milleti adına karar verdiğini anlamayan Devletin hakimi olduğunu zanneden hakimlerle karşılaşmamışsın.Kışın tiftikten yapılma kar papaklarımız olurdu,Niğde Aksarayda sokakta polis bunlar yasak çıkarın dedi,tartıştık savcı ve mahkeme polis ve savcı hakimden azar işittiler,sağlığı için ne giyeceğine ne karışıyorsunuz, anlatacak hikaye çok,ama anlayacak peşin hükümlü olmayan kafa lazım.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN