Bize ve siyasetçimize dair…

Konu ister seçim olsun, ister dış politik bir hamle, ister iç siyasi tartışma…

Her zaman cenge gider bir halimiz vardır.

Bu savaşçı ruh halimiz neden?

Kutuplaşmış olmak mı, toplum ortak paydalarındaki kırılganlık mı?

Siyasi iktidarın gidişi, özgürlük düzenindeki aksamalar, hukuk düzenindeki eksikler, yargının siyasallaşmış haline yeni bir renk daha eklenmesi bu ruh halini açıklar mı?

Bir ölçüde…

Aslında kim olursak olalım, eğilimimiz, sınıfımız, inancımız ne olursa olsun, bu konuda müthiş bir ortaklığa sahipsek söylenmesi gereken şudur:

Bu ruh halinin arkasında “taş” gibi, eğilmeyen, bükülmeyen, örselenmesi nesilleri aşan yıllar süren bir de zihniyet bulunur.

‘Fikir’ ve ‘çıkar’ arasındaki can damarını oluşturan bir tür varoluş halidir bu...

Tüm kesimlerde, tersini iddia edenler, tersi için mücadele ettiğini söyleyenler dahil, çıkarın, keskin topluluk doğrularının düşünceyi araç haline getirilmesinin önünde hiçbir şeyin durumadığına işaret eden bir varoluş hali…

Bugün siyasi ve toplumsal ilişkilerin yerleştiği zemin budur.

İlke yerine güç, fikir yerine çıkar...

Ve bunlar arasındaki ölümcül çelişkiler...

Türk siyasi sistemi, Osmanlı’dan bu yana bu ölümcül çelişkinin içinde debelenip durur.

Sorun, aslında, gücün tanımıyla, güce yönelik beklentiyle ilgilidir. Gücün, devlette yığılı nemaları (ayni, nakdi, simgesel, ideolojik, kimliksel) çıkar sağlama ve cazibe merkezi olmaya yönelik şekilde keyfi ve ilkesiz yolla dağıtma aracı olarak ilgilidir.

Belki de bunun içindir ki, Türkiye’de çok partili düzen, gerçek anlamda çoğulcu bir yapıyı gündeme getirememiş; bu nemaları yeni beliren gruplara dağıtan ara bayilerin sayısının artmasından, çoklaşmasından ibaret olmuştur.

Mesele, devletin toplum tasavvuruyla, toplumda yarattığı beklentiyle siyasete hareket kabiliyeti son derece sınırlı, değiştirme gücü yok denecek kadar dar bir alan bırakmasıyla yakından ilişkilidir.

Peki bu düzenin siyasetçisi nasıl olur?

İstisnalar bir yana, bu düzeninin siyasetçinin ortak özelliği topluluk ya da cemaat anlayışından toplum anlayışına hâlâ geçememiş olmasıdır. Bu ülkede siyasetçinin tam bir toplum tasavvuru yoktur. Toplumsal Tabakalaşmaya ve meşruiyet kavramına dair, değer çokluğuna dair bir tasavvur da yoktur.

Diğer ifadeyle tüm toplulukları farklarıyla ele alan, onların ortak paydasından, etkileşiminden hareketle tanımladığı bir “toplum fikri” bulunmaz, siyasetçinin zihninde.

Bunu yeknesak ve muğlak bir bütünü ifade eden, aslında savunduğu topluluğun bizzat kendisi olan (ya da olmasını istediği) millet kavramıyla ya da farklı olanı yok sayan milli irade kavramıyla ikame eder, siyaset ve siyasetçi...

Toplulukçu siyaset ise köylü, kentli, sermayedar, İslamcı, Kürt, laik, kim olursa olsun, belli bir grubun diğer gruplar karşısında ve genellikle diğer gruplar aleyhine yaşam alanının genişletilmesi üzerine kuruludur.

Yaşam alanının genişletilmesi üzerine oturan politikalar gücünü kaçınılmaz olarak, bir yandan topluluğun kendi içyapısından, diğer yandan bu topluluğa aktarılacak imkân ve kaynakları denetleyen devletten alır.

Sistemin özüyle, yapısıyla, bunların değişimiyle hiçbir şekilde ilgili olmayan; tersine onu olduğu gibi koruyup kendisine yontmaya çalışan siyasi söylemlerin, devleti kontrol mücadelesine endekslenmiş siyasi çekişmelerin, savaşların kökü de burada yatar.

Ve sonuç olarak, siyasi partilerin demokrasi arayışı, söylemi ne denli samimi olursa olsun, bu anlayışla sınırlı kalır. Bugün yaşadıklarımızda bu yön hala baskın...

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.