İran’a savaşı Trump’ın başına beklenmedik işler açabilir
Ülkesini ziyaret eden İngiltere Kralı 3. Charles onuruna verdiği yemekli davette, ABD başkanı Donald Trump’ın, durduk yerde “İran’ın hiçbir zaman nükleer silahlara sahip olmaması gerektiği konusunda Kral da benimle hemfikir” dediğini işiten konukların donduklarını, salonda esen soğuk havanın bir süre devam ettiğini duyurdu Amerikan basını…
İngiltere Trump’ın İran’a savaşına destek vermedi; Kral Charles da ABD’ye ayak bastıktan sonra yaptığı her konuşmada, uluslararası hukuka, yasalara ve kurallara uyumu ön planda tutan mesajlar verdi.
Ev-sahibi Trump’ı konukları önünde hafife aldığını belli eden şakalar yapmaktan da geri durmadı Kral 3. Charles…
Önemli mi?
İki ülke arasında, ABD’nin bağımsızlığını kazandığı 250 yıl öncesine kadar giden, dil ve kültür birliğinin de desteğiyle genel kabul gören sağlam ilişkiler olduğu biliniyor.
Yıllar önce, 11 Eylül (2001) saldırıları sonrasında, İngiltere’de iktidarda bulunan İşçi Partisi’nin başbakanı Tony Blair, sonradan yalan olduğu ortaya çıkacak iddialarını gerçek sayarak dönemin ABD başkanı George W. Bush’un peşine s takılmış ve Irak’a savaş açmıştı.
Şimdi yine İşçi Partisi iktidarda İngiltere’de, ancak Başbakan Keir Starmer, daha ilk günden, Trump’ın hakaretlerine ve kınamalarına rağmen İran’a açılan savaştan uzak durdu.
Kral, konuğu olduğu ABD’yi, Trump’ın yüzüne bakarak uluslararası hukuk ve kurallar konusunda uyarmakta haklı: Üçüncü ayına girmek üzere olan savaş Amerikan yasalarına göre yasadışı…
Ya da, sizin yazımı okuduğunuz bugün (1 Mayıs), Trump kesinlikle anayasa suçu işler hale gelmiş olacak…
Vietnam Savaşı’nın sürdüğü ve Amerikan askerlerinin cesetlerinin uçaklar dolusu ülkeye taşındığı 1973 yılında yürürlüğe girmiş bulunan, ülkenin taraf olduğu silahlı çatışmaları düzenleyen ‘War Powers Resolution’, savaş kararını, başlamasını takip eden en fazla 60 gün içerisinde Kongre’nin almasını şart sayıyor.
Yasanın öngördüğü sürenin 60. günü bugün…
Eğer iki ülke -ABD ile İran- savaşın sona ermesini getirecek bir anlaşmaya bugün ulaşmazlarsa, Kongre tarafından onaylanmayan bir savaş haline dönüşecek, Trump’ın Netanyahu’nun peşine takılarak başlattığı İran savaşı…
Trump’ın ilk seçiminde, kendisini FOX News’deki diğer Trump-severlerle ölümüne desteklemiş, ancak ikinci seçimi sonrasında uygulamaya başladığı politikalardan hoşlanmayarak karşısına dikilmiş gazeteci Tucker Carlson’un gündeme taşıdığı bu konu, itibarlı medya organlarında uzmanlarca da desteklenmekte.
New York Times, önceki gün, Kaliforniya Üniversitesi hukuk fakültesi dekanı Prof. Erwin Chemerinsky’nin, daha başlığından Trump’ın savaşının yasadışı -illegal- olacağını ilan eden bir yazısını yayımladı.
Prof. Chemerinsky, daha önceki başkanlar dönemlerinde söz konusu olmuş hukuki ihtilafların İran’la savaş konusunda uygulanamayacağını, her tekil örneği şimdiki durumla karşılaştırarak, Trump’ın Kongre’den onay almadan savaşı sürdüremeyeceğini duyuruyor.
Vardığı sonucun özeti şu: Evet, savaşın nasıl yönetileceğinin denetimi başkanlara aittir, ancak ülkeyi savaşa götürmeye başkanlar karar veremez; o konuda karar Kongre’ye -Meclis’e- aittir.
Ne olacak şimdi?
Anlaşma hala uzakta. Kendisini zafer kazanmış gibi gösteremeyeceği bir uzlaşmaya yanaşmak niyetinde değil Trump. İran tarafı da, ülkelerine yöneltilen saldırılarda verdikleri kayıpları unutmak ve direnişlerinin ürettiği ulusal birliği hafifletecek bir yarı-anlaşmaya yanaşmak niyetinde gözükmüyor.
Muhtemelen Amerikan hukuk sisteminin savaşları Kongre onayına bağladığı bilgisiyle masaya oturdu İranlılar ve süreci bugüne kadar uzattılar.
Trump yasaya aldırmayarak anlaşmaya yanaşmaz veya savaşı yeniden başlatırsa, kendisini hukuki bir tartışmanın ortasında bulacak, Kongre’de Trump’ın hiç hoşlanmayacağı tartışmalar başlatacaktır muhalefet…
Galiba da öyle olacak…
Tabii, İranlılar son günü istedikleri türden bir anlaşmayla sonlandırmayı da başarabilir…
Müzakereyi, pazarlığı en iyi bilen insanlar İranlılar…
Kral 3. Charles, savaşı onayladığını düşündürecek türden cümlelerle emri-vaki yaparak ülkesini bu karmaşanın içerisine çekmeye çalışan ev-sahibine, boşuna uluslararası hukuku, yasaları ve kuralları hatırlatmadı.
İkinci Dünya Savaşı sırasında bir baştan öbürüne Avrupa’yı Almanların istila ettiğini hatırlatmak için, İran savaşına destek çıkmayan ülkelere “Biz -ABD- devreye girmeseydik şimdi hepiniz Almanca konuşacaktınız” demişti Trump.
Bağımsızlık kazanmak için Fransızlara karşı savaşırken, 250 yıl önce, zaferi ancak İngiltere’nin yardımıyla kazandıklarını hatırlatan Kral, ev-sahibine, “Biz olmasaydık, siz de şimdi Fransızca konuşacaktınız” deyiverdi.
Hem de onuruna verilen yemekte, ev-sahibinin gözünün içine bakarak…
