Salların sorunsallığı

''Kart Basan Profesör” başlıklı yazımda Gothenberg Üniversitesinin Varieties of Democracy (V-Dem) Ensitüsünden bahsetmiştim. Kaynağı “ajanslar” olan bu haberde enstitünün ismi “Çeşitlilik Demokrasisi” diye çevrilmişti. Alakası yoktu. Doğrusu “Demokrasi Çeşitleri” olmalıydı. Acaba haberi yazan, çevirenin İngilizcesi mi kötüydü. Fakat ajansta görevli ve işi yabancı dilden haber çevirmek. Hani “dış haberler” sorumlularından biri. Düşündüm ve acı gerçeği anladım. Çevirenin hatalı tarafı İngilizcesi değil Türkçesiydi. Daha doğrusu Türkçenin bugünkü hâline kapılmak ve annesinden duyduğu Türkçe yerine medyamızın, özellikle görüntülü medyamızın Türkçesini kullanmaktı.

KİMİN AYAKKABISI?

Çok sevdiğim dil bilimci John McWhorter’in bir tespiti var: Güçlü bir yabancı kültürün tesirine giren dillerin grameri basitleşir. Özellikle sömürgelerin dilleri böyle basitleşiyor. Ne demektir dilin gramerinin basitleşmesi? Türkçeden örnek verelim: İsim tamlamalarında Türkçedeki “ismin beş hâli”nin kaybolması. Fiillerde hem zamanı hem özneyi belirten çekimlerin artık kullanılmaması.

“Erkek ayakkabısı”, “kadın ayakkabısı”nın “erkek ayakkabı”, “kadın ayakkabı” hâline gelişini daha önce anlatmıştım. Neden “erkek ayakkabı”? Ayakkabılarda birden erkeklik emareleri mi belirdi? Hayır. Tabi olduğumuz İngilizce konuşan kültür, “erkek ayakkabısı” diyemediği için biz de diyemez olduk. Bir Amerikan mağazası düşünün. Erkek ayakkabısı bölümüne ne yazmamız gerekir? İngilizcede “erkek ayakkabısı” diyemezsiniz. Onun yerine “erkeklerin ayakkabıları” demek zorundasınız bu da Türkçeye göre daha zayıf bir anlatımdır.

TOPLANTI
GERÇEKLEŞTİRMİŞLER

“Toplanmışlar”. Öyle tek bir kelime ki hem geçmiş zamanı hem “onlar”ın toplandığını hem de bunu bizzat gözlemlemediğimi, bana öyle nakledildiğini söylüyorum. İngilizcede böyle bir çekim de yoktur. Mesela “allegedly they had met” (Teşbihte hata olmaz: “iddiaya göre onlar dılar toplanma) gibi bir yapı kurmanız gerekir. Fakat maalesef biz fiillerimizi çekmekten de vazgeçtik. Onun yerine yardımcı fiil kullanıp onları çekiyoruz. Fiillerimiz çok, yardımcı fiiller az olduğundan sadece yardımcı fiillerin çekimlerini şuuraltımıza kaydedip yükten kurtuluyoruz. Arkadaşım hatırlattı. Geçen NATO toplantısında hiç kimse, hiçbir grup ve heyet “toplanmadı”. Hepsi “toplantı gerçekleştirdi”! Tıpkı trenlerimizin ve gemilerimizin “kalkış yapması” gibi. Rahmetli Alev Alatlı, “Yabancı kelimeleri fiil hâlinde çekmiyoruz. Mutlaka yardımcı fiille kullanıyoruz.” der ve “banyo yapmak” veya “banyo almak” gibi misaller verirdi. Demek şimdi bütün fiillere yabancı muamelesi yapıyoruz. “Toplanmıştır”, “toplanacaktır”, “toplandı” falan diyemiyoruz. Hepsini “gerçekleştiriyoruz”.

BİLMİYORSAN SAL GİTSİN

Türkçenin aşınmasını gördüğümüz bir başka cephe, yabancı kavramların tercümesinde. Sanki İngilizce tamlamaların altına, çekimsiz Türkçe kelimeleri sırayla yazıp “Şimdi bunlara nasıl ek koyayım? Koyayım mı?” diye düşünüyorlar. “Varieties of Democracy” tam böyle: Çeşitlilik… Demokrasi. İlk gol burada. Türkçe dizimine ters. O zaman ancak “Çeşitlilik Demokrasisi” yapabilirsiniz ve yanlış yaparsınız. Demokrasi Çeşitleri yerine… Tanıdığımız bir lafı merak edip baktım: “Kentsel Dönüşüm”. İngilizce aslı “Urban Resilience” imiş. Kent Dayanıklılığı. Edindiği manayı unutun; sahi “Kentsel Dönüşüm” ne demek? Binaların dayanıklılığı ile bu lafın bir ilişkisi var mı? Belki kuvvetli bir depremde şehir altüst olduğunda, mecazen değil, fiilen altı üstüne geldiğinde kent dönüşmüş olacak. Onu gösterip uyarmak mı maksatları? Bir jeolog hocamız da “deprem dayanıklı” kentlerden bahsetmişti. “Deprem dayanıklı”! Lütfen annenizin dilini düşünün. Bu laf Türkçe mi? Ama İngilizce: Earthquake resistant. Türkçesi: Depreme dayanıklı. İngilizcede iki kelimeyle depreme dayanıklı diyemezsiniz. (Resistant to earthquake demeniz gerekir.) Onun için artık biz de diyemiyoruz herhâlde!

YAZINSAL ELEŞTİRİ

Türkçe çekimler anlamlara dakiklik kazandırır. Aynı anlam keskinliğini İngilizcede bir çekimle, iki kelimeye konulan eklerle veremezsiniz. Fakat Türkçenin mantığını unutursanız tek çare anlam keskinliğinden vazgeçmektir. Bunu da en kolay “sel-sal” takarak yaparsınız. “Kentsel dönüşüm” gibi. Ne? Nereye? Niçin? Geçenlerde, bir İngilizce yazıda yazar, yeni Türkçedeki “Yazınsal Eleştiri” lafını anlamadığından şikâyet ediyordu. Eleştiri metninin edebî değeri mi yoksa edebiyatın eleştirisi mi kastediliyor, diye soruyordu. Bunu uyduran “literary criticism” karşılığında uydurmuş. Yani yazın eleştirisi… İsterseniz “yazının eleştirisi”. Öteki anlam “eleştiri yazını” olur. Ama neyin ne olduğunu boş ver derseniz bir sal takıp sele bırakırsınız: yazınsal eleştiri. Kim ne isterse öyle anlar. Edebiyatın eleştirisi veya eleştirinin edebiyatı… Sonra selli sallı şeklin doğruluğunu ispatlamak için İngilizcesini gösterirsiniz: literary criticism. Onlardan iyi mi bileceksin!

“Varieties of Democracy” ile başladık. Bakın buna da Çeşitsel Demokrasi dersek sıkıntı kalmıyor. Çünkü çeşidin demokrasisi mi yoksa demokrasinin çeşidi mi, sel-sal Türkçesinde belli olmuyor. Sen sal ben selamet.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.