12. Yargı Paketi ve Adli Tıp...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, genelde yasaları TBMM’den geçer geçmez hemen onaylamasına karşın bu kez TBMM’de onaylanan 12. Yargı Paketini de içeren torba yasayı günlerdir bekletiyor. Bu yüzden yasa ben bu yazıyı yazarken henüz yürürlüğe girmemişti.
Ancak daha yasa yürürlüğe girmeden torba yasanın içinde neler olduğunu konuşmaya başladık. Ama bu yasada çok fazla konuşulması gereken bir değişiklik var ki o hiç konuşulmuyor.
Geçen hafta katıldığım Halk Tv’de Ebru Baki ile Para Siyaset programında “bu yasada hiç konuşulmayan bir değişikliği” bir parça anlattım. Tahminlerimin ötesinde ilgi çektiğini görünce bir kez daha bu konuya döndüm.
Nedir o önemli hem de çok önemli değişiklik?
12. Yargı Paketinin torbasındaki Adli Tıp Kurumu Kanunu’nda yapılan düzenleme.
Neden çok çok önemli? Çünkü Adli Tıp Kurumu mahkemeler ile savcılıklara bilimsel ve tıbbi delil sunarak adaletin doğru tecelli etmesini sağlayan resmi bir bilirkişi kurumudur.
Suçların aydınlatılması, masumların korunması ve suçluların cezalandırılması süreçlerinde hayati bir rol oynar. Oradaki en ufak bir şaşma gerçeği bıçaklar, yargının felcine yol açar.
Böylesine önemli bir kuruma reva görüleni adım adım numaralayarak anlatayım:
Önce 8 yıl geriye gidelim.
1- 9 Temmuz 2018’de Cumhurbaşkanı yemin etmeden önce, 2 Temmuz’da bugünkü rejimi düzenleyen 703 sayılı KHK yayınlandı.
Adli Tıp Kurumu Yasası da diğer kurumlar gibi bu KHK’ya girdi.
2- İvedilikli Adli Tıp Kurumu Kanununun adı “Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun” yapıldı.
Ve 1982 tarihli yılların Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 1 den 26.’ya kadar (17. Madde hariç) olan maddeleri, 36’ncı maddesi, 37’nci maddesi, geçici 1 ila geçici 4’üncü maddeleri ve geçici 6’ncı ve geçici 7’nci maddeleri yürürlükten kaldırılıverdi.
Böylelikle, Adli Tıp Kurumu’nun görev ve yetkilerini de düzenleyen birçok hüküm ortadan kalkmış oldu.
3- Lütfen “Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunu” açın bakın. Madde 1’den itibaren bakın, her madde karşısında kanun metni yerine “mülga” yazılı olduğunu göreceksiniz. (https://mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2659.pdf)
4- Kanun gitti, peki yerine ne geldi?
15 Temmuz 2018 tarihinde yayınlanan 4 nolu Cumhurbaşkanı Kararnamesi. 5 yıl boyunca Adli Tıp Kurumu bu kararname ile yönetildi.
5- Beş yıl sonra… 7 Aralık 2023’de Anayasa Mahkemesi Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun bir KHK ile ortadan kaldırılmasını hukuka uygun bulmadı ve 703 Sayılı KHK ile yapılan “Adli Tıp Kanunu’nun iptalini” iptal etti.
Gerekçe neydi?
“Teşkilat yapısı ve memur özlük hakları KHK ile değil kanun ile düzenlenebilir.” Çok net değil mi?
Ve yasamaya Adli Tıp Kanunu’nu düzenlemesi için de 9 ay süre verdi.
6- TBMM bu sürede Adli Tıp Kurumu Kanunu’na hiç dokunmadı. Bizim 40 yıllık Adli Tıp Kanunu “mülga” kalmaya devam etti.
703 sayılı KHK ile yapılan değişiklik AYM tarafından iptal edilmişti edilmesine ama bir de 4 nolu CB Kararnamesi vardı.
AYM, 4 nolu CB kararnamesinin Adli Tıp Kurumu Kanunu ile ilgili bazı kısımlarını da iptal etti.
Dedi ki; “İhtisas Kurulu başkanlıkları ve üyeliklerine atanma şartları ile görev süresine yönelik düzenlemeleri öngören kurallar CBK’yla düzenlenemez, kanunla yapılması gerekir.”
İşte şimdi 12. Yargı Paketi torbasında Adli Tıp Kanunu ile ilgili bir düzenleme görüyoruz ama sadece kanunun 26. Maddesi için.
Ama öyle ki ilk 26. Maddeden hayli farklı ve çok eksik yeni bir 26. Madde… O da şöyle:
“Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olmak şarttır.
Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile Adli Tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıldır.
Yeni atanan veya görevlendirilenler göreve başlayıncaya kadar süresi dolanların görevi devam eder.”
7- Adli Tıp Kurumu Kanunu diğer maddeleri “mülga” olmaya devam ediyor mu? Ediyor.
Layığı ile görevini yapacak, maddi gerçekleri saptayacak bir Adli Tıp Kurumu için neden kanun yapılmaz ve neden KHK ve Cumhurbaşkanı Kararnamesi usulü tercih edilir?
Üstelik AYM’nin verdiği iki iptal kararı da varken…
Bunun resmi ve ciddi cevabı nedir?
Türkiye siyaseti ve uzantıları kendi irtifa kaybını büyük bir şehvetle yaşayadursun, Adli Tıp Kurumu “ne yaşar ne yaşamaz” halini devam ettiriyor.
Adli Tıp Kurumu şaşan bir ülkede yargının da adaleti bulma ihtimali sıfırlanmaya doğru sapar…
Belki de amaç budur.
