Mutlak butlan ve Akın Gürlek
Üç önemli olay çakıştı, üst üste geldi: CHP’nin 38. kurultayı hakkındaki “mutlak butlan” davası… Diğeri Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı… Üçüncüsü, iktidarın ülkeye yabancı sermaye getirmek için “hukuk güvenliği” sağlayacağını ilan etmesi…
Mutlak butlan davasını biliyorsunuz. Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultayı hukuken “yok hükmüne” düşürecek delege yolsuzlukları yapıldığı iddiası…
Bir hukuk devletinde bu üç olay birbirini etkilemez. Hele de mahkeme ile politikacı Adalet Bakanı arasında bir etkileşim düşünülemez. Bizde böyle değil; sorun da bu.
HSK FAKTÖRÜ
Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın CHP’ye karşı açtığı “mutlak mutlan” davasını Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi reddetmişti. Doğrusu da buydu.
Fakat son zamanlarda iktidara yakın medyada, bu kararın İstinaf’ta bozulacağı yolunda yazılar çıkıyor…
Bir hukukçu olarak benim kanaatim, 38. Kurultay’ın iptal edilemeyeceği, “mutlak butlan”ın söz konusu olamayacağı yönündedir.
Fakat burası Türkiye!.. Mahkemelerin ve Yargıtay’ın verdiği ağır ceza mahkumiyetleri AİHM’den, AYM’den dönüyor! Mahkeme kararı olmadan şirketler müsadere ediliyor!
Mahkemeler üzerinde HSK’nın son derece etkili olduğu da uluslararası hukuk belgelerine geçmiş bir gerçektir. Kararlarından dolayı HSK tarafından başka illere gönderilmiş veya dosyadan alınmış hakimler uzun bir liste oluşturur.
HSK Başkanı, Adalet Bakanı Akın Gürlek’tir. Gürlek yargıç görevindeyken AYM kararını uygulamadı… Sonra Adalet Bakan Yardımcısı oldu, ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak belediyelerde sadece CHP dönemini soruşturdu. Şimdi Adalet Bakanı ve HSK Başkanı.
Tarihimizde yargının bağımsız olduğu dönemler pek azdır ancak adli ve siyasi görevlerin bu kadar iç içe geçtiği başka bir örnek yoktur. Varsa bilenler açıklasın ben de öğreneyim.
YATIRIMCI VE HUKUK
Sayın Gürlek şimdi Adalet Bakanı olarak, ülkemize yabancı sermeye çekmek için neler yapmak gerektiğini şöyle anlatıyor:
“Yabancı yatırımcının Türkiye’ye gelebilmesi için hukuki güvenlik zemini oluşturmak istiyoruz, tahkimle ilgili çalışmalarımız var. Yabancı yatırımcı Türkiye’ye gelirken, birinci olarak hukuki güvenlik, ikinci olarak tahkim istiyor…”
Gürlek’in bu sözleri yüzde yüz doğrudur. Bu sözler, ülkemizde yatırımcıya güven veren bir “hukuki güvenlik” olmadığının da beyanıdır.
Gürlek bu konuşmayı MÜSAD’da yaptı; MÜSİAD’a övgülerini de bildirdi; buraya kadar gayet tabii… Fakat…
TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ve YİK Başkanı Ömer Aras iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdiklerinde o zamanki Adalet Bakanı Yılmaz Tunç şöyle demişti:
“Çok güçlü karşılık vereceğiz!” (13 Şub.at 2025)
Ilımlı kişiliğe sahip Yılmaz Tunç’a yakışmayan bir beyandı bu. Başsavcı Akın gürlek eksiksiz uyguladı. Polisler Tuna ve Aras’ı kollarına girerek sorguya getirdi, yurt dışı yasağı konuldu. 1 yıl 3 ay 18 gün hapis cezası verildi. Hükmün açıklanması geri bırakıldı!
Sanayicisine böyle ayırımcı davranan bir siyaset, yatırımcıya nasıl “hukuki güven” duygusu verebilir?
TÜSİAD’a yapılan muameleyi iktidarın eski bakanlarından Nihat Zeybekçi de eleştirmişti.
KRİZ KORKUSU
Akın Gürlek’in başta İmamoğlu ve İBB olmak üzere belediyelere yürüttüğü soruşturmaların CHP ile sınırlı olması, bunun yanında delil toplama tarzı, gözaltı ve tutuklamalar Türkiye içinde de dış dünyada da “siyasi” olarak görüldü.
Bu soruşturmalara, bizatihi CHP hakkındaki davalar ve “mutlak butlan” söylemi eşlik etti.
Ekonomi kanalı Bloomberg, İmamoğlu’nun polis ordusu gönderilerek gözaltına alındığını öğrenen yabancı yatırımcıların İstanbul’u terk etmeye başladığı yazdı. Londra borsalarından 5 milyar dolar değerinde TL elden çıkarıldı. (Oksijen, 25 Mart 2025)
Merkez Bankası’nın dövizi tutmak için bir ayda 50 milyar dolar harcadığı da biliniyor.
Ekonomi nasıl etkileniyor, apaçık belli.
Bu tabloda, bir de CHP’ye “mutlak butlan” hükmü verilirse ne olur?! Hele de savaş sebebiyle petrolün tekrar 110 doları gördüğü, bütün ekonomilerde kriz korkusunun yaşandığı böyle bir ortamda?
Bunu hiç kimse Mehmet Şimşek kadar bilemez! Ama Şimşek’in sahası para politikası ile sınırlı.
Hukukun ve ekonominin on yıldır uğradığı hasar yetmiyor mu?
