Back To Top
İnsan, akıl ve vicdan ya da Osman, Nazlı ve Ahmet...

İnsan, akıl ve vicdan ya da Osman, Nazlı ve Ahmet...

 - Son Güncelleme: 02.08.2019 Cuma 10:56
- A +

Her biri kendi siyasi ve kendi tarzında sivilliği, demokrasiyi, özgür iradeyi ayrıcalıklı mesele edinmiş üç aydının durumu bugünün Türkiye’sini simgeliyor.

Basın, edebiyat, sivil siyaset alanlarında kendi dönemlerinin simgesi olmuş üç değerli isim. Her biri kendi siyasi ve kültürel meşrebiyle ve kendi tarzında sivilliği, demokrasiyi, özgür iradeyi ayrıcalıklı mesele edinmiş üç aydın. Osman Kavala, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak. 

Nazlı, Temmuz 2016’dan, Ahmet, Eylül 2016’dan, Osman, Kasım 2017’den bu yana tutuklu. 

19-08/02/602x338_cmsv2_ed0b9273-7256-59a8-bbe9-a1cd45122eae-3907418.jpg

SİVİL ABİDE: OSMAN KAVALA 

Osman, güçlü bir iş adamı, ciddi bir entelektüel, etkili bir sivil girişimci. Türkiye’nin hiç alışık olmadığı şekilde, varisi ve sahibi olduğu bir holdingin imkanlarını demokratik ve sivil alanın genişlemesi için harcayan, 12 Eylül’den itibaren her kritik noktada taşın altına elini sokan bir insan. 20’li yaşlarımdan beri yakından tanıdığım, bitmez bir takdirle izlediğim Osman’ı, “Osman Kavala’ya Özgürlük” sitesi özetle şöyle anlatıyor: 1982 yılında Kavala Grubu şirketlerinin başına geçti. 12 Eylül’ün baskıcı ortamında demokratikleşme ve sivilleşmeye hizmet etmesi amacıyla İletişim Yayınları’nın kurulmasını sağladı. 1999’da aktif iş hayatını bırakıp tamamen sivil toplum alanına yöneldi. Pek çok farklı sivil toplum kuruluşunun oluşumunda ve çalışmalarında yer aldı. Daha sonra bu alandaki çalışmalarını kültür ve sanat alanında yoğunlaştırdı. Toplumsal barış kültürünün yerleşmesini hedefleyen Anadolu Kültürü kurdu. Anadolu Kültür’ün ilk girişimi, 1990’ların ağır çatışma ortamından sonra sivil bir sanat girişiminin diyaloğa ve barışa hizmet edeceği düşünülerek kurulan Diyarbakır Sanat Merkezi oldu. Bu merkez, İstanbul’dan ve Avrupa şehirlerinden sanatçıların ziyaret ettiği, yerel sanatçılarla tanıştığı, ortak projeler tasarladığı herkese açık bir mekân oldu. Anadolu kentlerindeki çalışmalar, başta Antakya ve Çanakkale olmak üzere İzmir, Eskişehir, Gaziantep, Van, Batman ve başka kentlerin katılımıyla yaygınlaştı. 2011 Van depreminden sonra çocuklarla yapılan fotoğraf atölyesi, Ezidi mülteci çocuklara yönelik eğitici çalışmalar ve Suriyeli mülteci çocuklar için hazırlanan çift dilli kitaplar çıkarma faaliyetlerinin arasında yer aldı. Ve daha pek çoğu...  

Velhasıl, Osman, sivil siyaset alanında kurucu bir rol oynadı. Zora düşenlere el uzatmada, demokratikleşme tartışmalarında, siyasi diyalog arayışlarında hep orada oldu.  

19-08/02/1022707924.jpg

CESARET HANIM: NAZLI ILICAK 

Basının Nazlı Hanımı, siyasetin, düşüncenin, yazının içine doğmuş bir kadın. DP’li bir bakanın kızı. Güçlü bir basın patronunun eşi. 1960’larda İsviçre’nin en iyi okulunda Lozan da Siyasal Bilgiler eğitimi aldı. Soğuk savaş Türkiye’sinin son döneminde, sağ cenahın amiral gemisi Tercüman gazetesinin başyazarı oldu. Merkez sağın en güçlü kalemlerinden birisiydi. DP ve AP’nin hakkı ve hukukunun peşinden koştu. 12 Mart’tan 12 Eylül’e ve 28 Şubat’a askeri darbelerle karşı verdiği cesur mücadeleyle tanındı. 1999’da Fazilet Partisi milletvekili olduğu sırada, erkek partidaşlarının itirazları ve eleştirileri altında ilk başörtülü milletvekili (bugün Türkiye’nin Malezya büyükelçisi) Merve Kavakçı’nın koluna girerek meclis genel kurul salonuna götüren kişi Nazlı Ilıcak’tı. Bu adım, geriye doğru bakıldığında, başörtüsünün siyasi tartışma konuusu olmaktan çıkması ve normalleşmesi istikametindeki kilometre taşlarından birisini oluşturur. 1970’lerden 2000’lere dünyada ve Türkiye’de yaşanan değişime paralel olarak, Nazlı Ilıcak’ın izlediği siyasi yollar değişmiş, ancak doğru bildiğini savunma ve bu istikamette mücadele etme, kendi alanında muhalif ve dik durma ısrarı hiç bir zaman bitmemiştir. Siyasetçiyle birlikte koşan, koşarken gördüklerini, temennilerini kaleme alan, bir anlamda kalemiyle siyasetin parçası olan, her koşan gibi zaman zaman düşen ama yine kalkan birisidir.  

Kendisine özgü, renkli, meydan okuyucu, polemikçi, taraf olmaya yatkın Nazlı Hanım, ters düşseniz de, kavga etseniz de, etik açısından sorunlu bir ilişkiler ağı içinde yaşasa da, duruşu ve çabaları bakımından özeldir, basın tarihinde kendisine yer açmış, saygı duyulacak bir isimdir.  

19-08/02/clcigpjmpjj3oeuuizfm3sd34etiluq9xnztbian.jpeg

SÖZCÜKLERİN EFENDİSİ: AHMET ALTAN 

Ahmet, Çetin Altan büyük oğlu. Gazeteci, edebiyatçı, tabu kırıcı yazar. Dik kafalı, nevi şahsına münhasır bir yalnız kurt. Edebi gücü, metaforik dili ve çarpıcı kalemiyle, sözcüklerin sözünü sakınmaz efendisi oldu. Eleştirel ve demokrat bakışı, meydan okuyan, tabu kıran düşünce ve yazı adamı tavrıyla hemen her zaman Türkiye intelligensiasının özel isimlerinden birisiydi. Ülke koşullarında gazeteden gazeteye peşinde büyük bir okuyucu kitlesiyle dolaştı. Pek çok dile çevrilen, ataerkil zihniyete ve otoriter düzene vuran, ses getiren romanlar yazdı. Güneş ve Taraf gazeteleri gibi basının, kendi döneminde niyet ve çaba olarak nefes aldıran, resmi söyleme kafa tutan aykırı hamlelerine kaptanlık yaptı. Askeri ve sivil iktidarlara tepeden bakan bir tavırla meydan okudu. Milliyet gazetesinde Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu hayali bir Türkiye’ye ilişkin ‘Atakürt’ başlıklı, Türkleri düşünmeye davet eden yazısı, bu yazıdan dolayı yaşadıkları, işinden olması, hakkında açılan dava ve mahkumiyeti Ahmet Altan’ı simgeleyecek parçalarından birisidir.  

Ahmet Altan’ı tarih pek çok benzeri gibi saygıyla anacaktır. 

Bu üç ismin her biri, kamusal işlevleriyle, bireysel iradeleriyle, zihin güçleri ve yetenekleriyle tanımlanırlar.  

Bununla birlikte biri sağ, biri sol, diğeri liberal olarak bilinen ya da anılan üç kişiyi düşünce, eylem, tarz zihniyet bakımından bir araya getirmek, aralarında bağ kurmak zor iştir. Ne var ki aralarında kuvvetli bir bağ var. Bu bağ, onların maruz kaldıkları durum, itham ve itham eden mercinin aynı olmasından kaynaklanıyor. 

Daha birkaç yıl öncesine, ülkenin önde gelen, saygı gören (elbet hâlâ öyle) bu aydınları, asker ve darbe konusundaki dik duruşlarıyla tanınan olarak bu isimler benzer gerekçelerle tutuklu: Darbecilik… 

Nazlı ve Ahmet FETÖ’nün ve darbe girişiminin aktif parçası olmakla suçlanıyor, Osman ise Gezi olaylarının organize ederek hükümeti devirme girişimiyle.  

Hukuktan, delilden söz etmenin hiç bir karşılığı bulunmuyor. 

Zira bu iddialara, düşünceleri, basın ya da sivil faaliyetleri, hükümete yönelik eleştirel tutumları gerekçe kılınıyor. 

Osman’ı önce varlığı, sivil faaliyetleri, gücünü demokratik ve toplumsal alana hasretmesi nedeniyle sistem cezalandırmak istiyor. Sonra da, onu, bir türlü cisimleştirilemeyen ‘üst aklın’ Türkiye organizatörü olarak ilan edip, Gezi olaylarını bu garip akla bağlayan ve bu yolla beka söylemini doğrulanmaya çalışan siyasi iktidar… 

Ahmet ve Nazlı ise, 2013 ve sonrasında yaşanan FETÖ-iktidar kapışmasında, o günün verileriyle, iktidar karşısında durmanın (Ilıcak), bunun yanında her tür eleştirinin bu çerçevede algılanmasının (Altan) sembol suçluları haline getirilmiş durumda… 

Bu, akıl ve vicdan dışı bir durum.  

Hapse atılan da hapse atan da kendi tarihi yazıyor. 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 08 Ağustos 2019 13:23
Ergenekon ya da herneyse ordu içinde bir yapılanma hiç yokmuşda Ahmet Altan iftira atmış gibi davranılıyor. Ordunun geçmiş sabıkalarını bilen birinin" muhtıraya muhtıra" yazması kadar doğal ne olabilirki? Ordu göreve diye anıranlar dan anlayış beklemek nafile.
Karar okuyucusu. 06 Ağustos 2019 23:21
Düşüncelerinden dolayı insanların hapiste olmasını doğal görmek hayata aykırıdır. Hayata aykırıdır çünkü ne kadar düşünceyi ksıtlamaya çalışsanız da, cezalandırsanız da "dünya döner" ! O yüzden sn. Osman Kavala, sn. Ahmet Altan, sn Nazlı Ilıcak ve benzer birçok insan mağdurdurlar...
KARAR OKURU 05 Ağustos 2019 12:19
İçlerinden masum olan ve savunulmayı tek hak eden kişi Osman Kavaladır.
Mustafa ALSANCAK 03 Ağustos 2019 14:25
2- hayatını karartılar BARANSU Mehmet adlı bavulcu gazeteci ile birlikte. Bakalım Ergenekın ve Balyoz mağdurlarının haklarını nasıl ödeyecekler. Uzun seneler süren Taraf Gazetesinin Türk ordusunu FETÖ hainleri ile yıpratma çalışmaları bugün orduyu perişan etmiştir. Hak ihlali falan tatlı sözlerle bunların memlekete verdikleri zararları unutturmazlar. Bugün yüzlerce İnsanı bunların yüzünden, yapılan iftira yalanları ile işlerinden uzaklaştırmışlar diye okuyoruz. Nedense bank Asya’da hesabı olanlara dokunuyorlar da aralarındaki Fethullah Gülen müritlerine kimse dokunamıyor .Hasret bitsin diyen.
Marasli 02 Ağustos 2019 22:03
Bundan sonra devrim devrim diye tutturanlarin İran devrimini baştan sona iyi irdelemsi temennisiyle. Liberallerin iyi niyet iyi yaşam ülkusunun onları kullanışlı demokrat yaptığını anlamaları dileğiyle. Amaaan buda geçer yahu.
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 21:04
Bu aydınların fikir ve düşüncelerine yüzdeyüz katılmasamda bana göre bu insanlar ı medeni cesaretlerinden dolayı hem tebrik etmek hemde vefa duymamız gerektigini düşünüyorum .Aydın olmanın bedel ödemek ,insiyatif almak olduğunu biliyorum aşağıdaki bir kaç sığ yorum aydınları yolundan döndürmez bu gün bazı konularda hak sahibi olabilmişsek işte bu insanların önderliginde kazandığımızı biliyorum ve onlara vefa duygularımı burdan iletiyorum inşaallah en kısa zamanda özgürlükllerinie kavuşurlar.Vefasız olanlarada diyecek söz bulamıyorum.
Erzincanli 02 Ağustos 2019 19:25
Yani fasizm mi ?
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 17:01
Binlerce insan gibi, bu 3 kişi de büyük bir haksızlığa maruz bırakıldı. Kurulu düzenin asla affetmeyeceği işlere imza attılar. Ama bu işler ülkenin demokratikleşmesine katkı sağlıyordu. En kısa zamanda özgürlüklerine kavuşmalarını dilerim.
KARAR 'da KARARLI ADAM 02 Ağustos 2019 15:35
İz bırakanlar iki türlüdür.Müsbet ve menfi.İlki;gönüllere taht kurar,rahmet veya saygıyla anılır.Diğeri;gönüllere sıklet ve sıkıntı verir,lânet ve nefretle anılır.Önemli olan,bu fani hayattan bâki hayata göçtüğümüzde,güzel bir iz bırakıp ,rahmet veya saygıyla anılmak.Güzel bir iz bırakanlar,arkasından rahmet okutanlara,rahmet veya saygıyla anılanlara ne mutlu.Allah bizleri güzel iz bırakan,rahmet ve saygıyla anılan,arkasından rahmet okunan kullarından eylesin.
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 14:32
Sayin yazar bu yazar çizer takımı neymiş de haberimiz yokmuş. Nazlı hanim hayatın da bir kez olsun belki de insanlar ne yer ne içer haberi yoktur. Lüks içinde yaşamış biri. Meclise merve hanımı getirmişmiş komedi yapmayın. Erbakan Hocanın talimatindan önce meclis salonuna merve hanımı getirerek olay çıkmasına vesile olmuştur. Bilinçli ve kasitlidir. Kendisini hiç samimi bulmuyorum. Ee dünya bu. Yaratan Rabbim herseyi duyuyor biliyor görüyor. Ama yinede çok üzülüyorum. O yaştaki bir hanımın bu hale düşürülmesine gönlüm razı değil. Değerlerine gelince karma karışık insanlar.
KARAR OKURU 06 Ağustos 2019 12:31
1
Merve Hanım niye çocuk muydu ki iradesini Ilıcak’a teslim etti? Diye sormazlar mı? İnsanların aklı ile alay etmeyin.
Mustafa Soylutürk 02 Ağustos 2019 14:02
Akıl ve vicdan iyi güzel !...Masum insanlar için ....Lakin 82 milyonun ne yaptığını bildiği Osman Ahmet Nazlı için Devletin aklı milletin de vicdanı var . Bu bozacıları biliyoruz ... Sizin şıranıza ihtiyacımız yok ...Çok şükür Türk milletinin de devletinde hafızası yerin de ..Adalet tecelli ediyor...
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 17:34
2
Onyargili bir yorum. "bu bozacilari biliyoruz"...iddianameleri okusaydin tek bir delil bile olmadigini gorurdun ama okumadan, dusunmeden karar veren cenahtansiniz. 82 milyonun en azindan yarisi seninle hemfikir degil. Uyan bu gaflet uykusundan.
Mustafa Soylutürk 02 Ağustos 2019 19:13
7
Karar okuru 'na eğer bizde sizin gibi uyuyor olsaydık şimdi elimizde vatan diye bir yer kalmazdı..
Bir ulkede iktidarin isinden attirdigi, hapse attirdigi aydin ve gazetecilerin sayisi ne kadar fazla ise iktidarin kalitesi/capi o kadar dusuktur...
İnsan Başlı Antilop 02 Ağustos 2019 13:54
koskoca ülkenin Erdem ve fazileti ve birikimi saydıklarınız dahil 3-5 kişinin üzerine yüklenemez. Reddediyorum yazınızı da yazdıklarınıza da sizi de ya da kutsallaştırmaya çalıştığınız kimler varsa. Eskiden kutsallaştırdığınız faniler de dahil
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 12:02
Sayın yazar önemli olan hayatta dik durup doğruları söyleyebilmek zaten dünya geçici Allah katına ne ile vardığımız önemli , ama bunuda o kadar az kişi biliyor ki
Yakup Bahadır 02 Ağustos 2019 15:57
4
Sayın yazar sizi hep takip ettim. Onların savrulduğu mecralara savrulmadınız. İlkeli duruşunuzu korudunuz. Onlardan daha liberal ve özgürlükcü söylemlerin sahibisiniz. Sizde zaman zaman otorite ile ters düştünüz. Size sunulanları, ilkeleriniz adına ret ettiniz. İhanet içinde olmadınız. Bir anda düşüncelerinizi yönlendirmediniz. Bu nedenle siz yerinizde, onlar da yerindeler.
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 21:17
0
Bir anda düşüncelerini yönlendirmekle ihanet içinde olmak nasıl oluyor Yakup ya... Tam anlatamamışsın ya...
Yakup Bahadır 08 Ağustos 2019 11:34
0
Dershanelerin kapatılması kararı ortaya atılınca düne kadar hükümetin yanında yer alanlar bir anda düşüncelerinden ve ilkelerinden saptılar ve sapıttılar.("Sayın Karar Okuru"). Kendini ele verdin!
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 11:56
Çok doğru sözler . Özellikle iki gazeteciyi yıllarca takip ettik , hapiste olmaları ülkemiz adına yazık
Karar Okuru 02 Ağustos 2019 10:53
Vesayetle mücadele filan derken açtığınız bu yollar ile oldu bu. Şimdi hiç dahliniz yokmuş gibi kenara çekilen liberal tayfa bir önce nedamet getirmeli. Bir sürü kumpasa zemin hazırlayıp, kenara çekilmek orta doğulu sözde aydınların klasik davranışıdır. Mahçupyan, Çandar, Hasan Cemal, Oral çalışlar, Altan kardeşler vb. Sanki hiç dahli yokmuş gibi gazel okumaya devam
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 10:42
Sizi de bir zamanlar lince tabii tuttu bu nankörler, Allah'tan içeride değilsiniz. Bu iktidara en güçlü desteği veren yazarlardandınız. Hiç itibar etmem komplo teorilerine ancak AKP sanki ele geçirildi ve tüm gerçek destekçileri, Abdullah Gül gibi parti kurucuları dahil lince tabii tutuluyor. AKP'deki bu çürüme -çok acılar çekilecek ama-yeni bir filiz verecek ve bu kokuşmuş karanlıktan çıkacağız. Şarkıda ifade edildiği gibi "Boşuna yaşanmadı bunca acılar."
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 10:14
Tabi tabi çok özgürlükçü aydınlarımız bunlar. Ergenekon balyoz davalarında sürekli yazılarıyla gerekçe oluşturan ve onlarca hayat karartan. 15 temmuzdan önce Türkiye göreceksiniz daha aydınlık olacak diyen. Zekeriya öz ve ali fuat yılmazer ile birlikte kitaplar yazıp darbe zemini oluşturan. Aslında küresel güçlerin buradaki kalemi olan bu aydınlara üzülmek mi... insan ne yaptıysa kendi eliyle yapar.Bunlar muhalif olduğu için değil hain oldukları için içerideler
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 20:57
1
Hep iddianameden alıntı yapmışsın. Ahmet Altan'ın savunmasını da okumalı idin.
musto 02 Ağustos 2019 09:41
Demokrasiyi hak etmeyenler için istersen olacağı budur kağıt mendil gibi kullanılır bir kenara atılırsın nerde o cuma çıkışı protestocu bacılar çember sakallılar yapsalar'ya cuma çıkışı protestolarını yapmazlar yapamazlar atı alan üsküdarı geçti.
Zülmü gören 02 Ağustos 2019 08:14
Birde devlet içine antidemokratik bir çetenin gizlice yerleştiğini ve haksiz menfaat için kendini sobeleyecek bu insanlara zulmettiğini düşünsek olayları öyle okusak
Murat 02 Ağustos 2019 08:12
Nazlı Hanım milletvekili iken bir köşeye çekilip bugünkü gibi 22.000 TL maaş+sınırsız sağlık hizmeti, sınırsız iletişim hizmeti+danışman+makam aracı vs. gibi nimetleri tepip kendisi açık olduğu halde sırf demokrasiye aykırı gördüğü için Kavakçı'yla meclise yürüdü ve milletvekilliğini kaybetti. Sonrasında sahip çıktıkları da kendisine sahip çıkmadı. Onlar büyükelçi iken Nazlı Hanım içerde
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 14:37
2
Bence "Senden Gelecek Hayır Allah'tan Gelsin" durumu... Ayrıca "etik açısından sorunlu bir ilişkiler ağı" yoktu Nazlı Hanım'ın; gazetecilik yapıyordu.
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 19:55
1
Nankörlük çok kötü...Herkesin etrafında az-çok mutlaka vardır ya!.
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 07:57
Vicdanlı, adaletli, kararlı yazılarıyla Aydın olma sorumluluğuyla karşımızda yazar
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 03:51
Aklın almadığı alanlar...Bir zamanlar başörtüsü zulmü varken bu sağcı ,solcu,liberal kişilerden medet umulurdu.(cesur olanlardan).Zor günlerde Merve Kavakcının yanında Nazlı Ilıcak vardı.Kavakçı ne yapıyor.(nankörlük ne de kötü)Bu insanlar"Bana nesizindemokrasinizden,inancınızdan,hak-hukuktan"deselerdi belki hapislerde çürümezlerdi
Çerkez Ethem 02 Ağustos 2019 02:12
Bu kişilere yapılan rezalet ama bunlara olanların daha beteri, kat kat beteri milyonlarca kişiye olmuştur t.c. tarihinde ve halede oluyor. Aradaki tek fark, böyle kişilere olunca adaletsizlik duyuluyor, konuşuluyor. Normal vatandaş ağzıyla kuş tutsa, adalet ona gelmiyor ! Kanunun her dalında adaletsizlik örneği olabilcek tonla davalar var ve hiç azalmıyor ! En acı olan, elit, siyasetçiler nekadar ilerledik, şunu yapıyoz, bunu yapıyoz deselerde, nedense yapamadıkları tek şey, Kanunun hayatları parçalaması, hiç azalmıyor, aksine artıyor ! Trajikomedilerin içinde yaşamaya calışıyoz
KARAR OKURU 02 Ağustos 2019 02:08
Bu insanlari elbette gelecek nesiller saygiyla anacak. Ama iktidarin umurunda degil bu. iktidar demokrasi ve insan haklari icin mucadele edenleri kendisi icin tehlike olarak goruyor ve ne pahasina olursa olsun kontrolu kaybetmek istemiyor. insallah bu degerli insanlara hapisteyken kotu birsey olmaz.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN