Back To Top
Ordunun mevcut yapısı ve 15 Temmuz

Ordunun mevcut yapısı ve 15 Temmuz

 - Son Güncelleme: 18.07.2019 Perşembe 09:24
- A +

15 Temmuz’a yönelik bu faydacı siyasi tavırlar, “asker-siyasi güç” ve “asker-siyaset” ilişkilerine yönelik analizlerde tehlikeli bir yüzeyselliği beraberinde getiriyor.

Sert siyasi dokular tören ve kutlamalara düşkündür. Türkiye de öyledir. Fazlası, bizde, baskı dönemlerinin, darbelerin siyasi eğilimler tarafından bölüşülmesidir. 27 Mayıs darbesinde, kendisini asli mağdur olarak gören sağ kesimdir. 12 Eylül’de sağın yerini sol alır. 28 Şubat ise, İslami kesim tarafından şahıslaştırılmıştır. 15 Temmuz darbe girişimi de, ayrıcalıklı mağduru ve hedef olarak AK Parti ve liderini gösteren resmi söylem üzerinden bu sistem içinde yerini almış görünüyor.

Darbeler, “sistemi ve zihinleri milileştirerek toplumun tümünü ve demokratik düzeni hedefler” fikri, Türkiye’de, zaman zaman tüm kesimlere değen bir rüzgar şekilde eser, ama sonra diner. Esasında her kesimin sırasıyla kendisini barışık ve mağdur hissettiği bir askeri müdahaleler algısı vardır.

Bunun nedenlerinin ülkenin tarihsel-siyasal yapısının ve ataerkil toplum zihniyetinin derinlerinde yattığına şüphe yok. Ancak sonuçlar, parçalı, faydacı, ideolojik algılar hükümranlığı olarak bir çok açıdan zihinleri esir almaya devam ediyor. Ve doğal olarak bu durum, cemaatçi motiflerle benzenmiş Türk siyasi kültüründeki en büyük demokratik eksiklerinden birisini oluşturuyor.

Örneğin 15 Temmuz’a yaklaşım, o dönemin siyasi iktidarını yüceltmek ile bu darbe girişimine dair derin şüpheler taşımak arasında gidip geliyor.  O zaman kanaat ve tutumlarda öne çıkan, darbe fiilinde çok darbenin kime yaradığı ya da kimi hedeflediği, darbenin kendisinden çok siyasi güç dengeleri üzerine etkisi oluyor. Nitekim FETÖ ihaneti vurgusu ya da sistemin kendi iç darbesi “sanısı” dışında, 15 Temmuz’un yapısal oluş nedenlerine, olabilme koşullarına, siyaset-toplum-devlet ilişkilerine, devlet dokusuna dair mesajlarına ve mirasına dair hiç soru sorulmadı. Bu konuda ciddi bir tartışma yapılmadı.

Bu tablo, kendi başına önemli bir sorun yatağına işaret eder. Zira bu tür bakışlar, tartışmalar, sorular olmadıkça, darbe, müdahale, vesayet gibi girişim ve arayışlara alınan tavırlar sahici, önlemler gerçekçi olmaktan uzak kalır.

Kalıyor da: 15 Temmuz’a yönelik bu faydacı siyasi pozisyon okuması, “asker-siyasi güç” ve “asker-siyaset” ilişkilerine yönelik analizlerde yüzeyselliği beraberinde getiriyor.  Türkiye’de asker-siyaset ilişkisini ele alışta farklı siyasi meşrepleri hep birlikte 15 Temmuz’u ve sonrasını milat almaları bu durumun tipik bir sonucudur. Bu çerçevede darbeye direniş şekli, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ordu imajı ve kadrolarının yaşadığı dönemsel çöküş Türkiye’de ordunun siyasi rolünün sonu olarak değerlendirilmekte, biraz küçümsenerek, belki de biraz yanlış anlaşılır endişeyle asker ve askeri yapı her türlü siyasi analizin dışında bırakılmaktadır.

Sonuç olarak, aşırı siyasallaşma, güncel siyaseti toplumsal, siyasal, tarihsel okumaların efendisi kılmaktadır. Şimdiki zamana ve şimdiki zaman dengelerine dair algılar zihinlerde mutlaklaşmakta, bu durum özellikle asker-siyaset ilişkileri konusunda ilkesel okumaları ve geleceğe dair soruları gölgelemektedir.

Oysa, 15 Temmuz askeri darbe girişiminin üç büyük sonucu ve iki ayaklı bir mirası bulunuyor.

İlk sonuç açıktır: Resmi söylem hangi istikamette olursa olsun, darbe girişimi ister kurum, ister bir grup tarafından yapılsın,  bu kanlı hamle, 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde bile Türkiye’de askeri yapının, devletin silahlı aktörlerinin siyasi alana müdahale etme ve bu alana silah sokma geleneğinden henüz uzaklaşmadığını göstermiştir.

İkinci sonuç şudur: Askeri yapı ve yönetim, 1971 askeri müdahalesinden itibaren emir-komuta dışındaki siyasallaşmayı engelleme politikalarında mutlak olarak başarısız olmuştur. Ortaya çıkan gruplaşma, ordunun devlet içindeki konumu dikkate alındığında son derece ciddi bir risk alanının varlığını sürdürdüğüne ve sürdüreceğine işaret etmiştir.

Üçüncü sonuç ise, Türkiye’nin devlet düzenine dair, tüm dönemleri ve tekil siyasi iktidarları aşan, ama hepsini kuşatan ana bir sorununun ne denli ölümcül olabileceğidir. Bu sorun, ideolojik toplulukların cirit atmasını engelleyecek, partizanlığa kapalı,  ideolojik sadakat ve aidiyet yerine liyakata ve kurumsal-hukuksal bağlılığa oturan bir devlet düzenin eksikliğidir.

!5 Temmuz’un mirası kırılan bir devlet omurgasıdır.

2016’dan bu yana bu  omurgası sökülüyor ve yeniden birleştiriliyor, yapı bozuluyor ve yeniden kuruluyor.

Bu sökümün olağanüstü hal araçlarıyla, hukuk yerine siyasi takdir, yasal kanıt yerine duyum ve kanaat esaslı istihbari bilgiler üzerinden yapılması bu mirasın ilk ayağıdır.

İkinci ayakta ise yeni devlet dokusunun, devlet sistematiği ve özellikle kadrolarının kurulum politikası ve araçları yer almaktadır.

15 Temmuz’un üç sonucu ve iki mirası arasındaki bağ açıktır.

Gerek söküm, gerek kurulumda 15 Temmuz darbe girişiminin üç sonucunu/mesajını dikkate almak, bunlardan ders çıkarmak, bu istikamette seferber olmak ve hukuk devleti ilkelerine sarılmak icap ederken, bunlar yapılmamıştır ve yapılmamaktadır. Bir tür partizanlığın sonucu olan darbe girişimin yarattığı endişe yeniden partizanlıkla giderilmeye çalışılmakta, güven ve sadakat arayışı, liyakatin önüne geçmekte, siyasi algıdaki parçalılık ve cemaat mantığı bir kez daha düzeni esir almaktadır.

!5 Temmuz söz konusu olduğunda bunlar üzerine düşünmek gerekmez mi? En azından kurulum safhasıyla ilgili olarak “yeni devlet, yeni ordu nasıl bir yapıda ilerliyor” sorusunun sorulması gerekmez mi?

Muhtemelen başka yazıların, belki de bir yazı serisinin konusu olacak ama, yeri gelmişken değineyim. Bir süredir 15 Temmuz 2016 öncesi ve sonrası (yükümlüler hariç) ordu personelinin, sayısı, yapısı, farkları hakkında bir çalışma yapıyorum.

Doğrudan bugün ele aldığım konuyu ilgilendiren bir kaç bulgusu, 2019 sonu itibariyle yaklaşık rakamlarla şöyle:

Milli Savunma Bakanı Akar’ın 20 Mart 2019’da verdiği rakamlara göre ordudan (jandarma hariç) atılan subay-astsubay-profesyonel asker sayısı 16.284 kişidir. Yine Akar’ın 14 Aralık 2018’de yaptığı bütçe konuşmasında yeni alımlarla ilgili verdiği rakam 51.144 kişidir.

İlk tespit: Ordu personeli artmış bulunuyor.

Eski Savunma Bakanı Canikli’nin verdiği bilgilere göre (2017 ve 2018 yıllarında) 14.816 subay-astsubay dış kaynaktan karşılanmıştır. (2018’de) 5.333 subay-astsubay ise yeni açılan Milli Savunma Üniversitesi’den mezun olmuştur. Toplam rakam 20.000 civarındadır. Yeni girenlerin büyük çoğunluğu herhangi bir askeri kurum kültürü ve tezgahından geçmemiştir. Zira dış kaynaktan karşılanan subay ve astsubaylar sınav, güvenlik soruşturması (ideolojik aşama), mülakat (sadakat aşaması) sonrası, sadece 6 aylık kursla nasb edilmişler ve göreve başlamışlardır. Milli Savunma Üniversitesi’nden mezun olanlar da sadece 2 yıllık hızlandırılmış eğitimle mezun olmuşlardır.

İkinci tespit: Subay kalitesinde ve kurumsal kültürde dolaylı düşüş, buna paralel olarak ve alım yöntemleri de dikkate alınırsa farklı kollardan/eğilimlerden siyasallaşma/gruplaşma riskinde artış ihtimali bulunmaktadır.

Yeni alınan diğer 30.000 kişinin ezici çoğunluğu ise uzman ve sözleşmeli personel olarak alınan gönüllülerdir. Gönüller fiziki yeterlilik, motivasyon, ideolojik ve politik sadakat, milli değerler testi esasına göre alınmışlardır. Bu rakamlara göre ordunun profesyonel asker yapısında 2016 öncesine oranla önemli bir değişiklik yaşanmıştır. Subay-astsubay oranı sözleşmeliler ve uzmanlar karşısında yüzde 60’tan yüzde 40 düşmüştür.

Üçüncü tespit: Bu yapısal değişikliğin hem ordunun kurumsal dokusuyla ilgili, özellikle milliyetçilik tipleri açısından siyasi yapısıyla iligili sonuçları olabilir.

Bu alım koşullarında alt rütbelerde şişme olmaması için Milli Savunma Bakanına, rütbe bekleme süresini dikkate almadan terfi yetkisi verilmiştir.

Dördüncü tespit: Bu yetkinin terfilerde siyaset kriterini devreye sokma riski tartışmasız büyüktür.

Bu bulgulara “nasıl bir yarın”, “nasıl bir ordu” sorusu karşımızda tartışmaya muhtaç bir şekilde durmuyor mu?

15 Temmuz’a bir de bu açıdan, gelecek bakımından bakmak da fayda var.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU Ahmedâ 23 Temmuz 2019 14:39
"Bu sökümün olağanüstü hal araçlarıyla, hukuk yerine siyasi takdir, yasal kanıt yerine duyum ve kanaat esaslı istihbari bilgiler üzerinden yapılması bu mirasın ilk ayağıdır." Çok önemli bir tespit. Umarım 3-5 sene sonra "yazık oldu Türkiye Cumhuriyeti'ne, ülkemize..." demeyiz.
KARAR OKURU 21 Temmuz 2019 15:37
Maalesef Bir asırlık genç Cumhuriyetimiz bu günlere askerin gölgesinde gelmiştir.Çünkü askere biçilen rol Cumhuriyeti korumak ve kollamak idi.Askerin asli görevi,dış tehditlere karşı sınırlarımızı korumaktır.Özellikle NATO üyeliğinden sonra Amerika ve Avrupa'nın ileri karakolu oldu.Sanki görevi Amerika ve Avrupa'yı Doğu Blokuna karşı korumaktı.Kendi milletine karşı ise,örtülü şehit annesini nizamiyenin içine sokmamaktı.Siz ordunun siyasallaşmasından bahsediyorsunuz Ali bey.Ordumuz bu gün itibariyle nisbetende olsa sivil iradenin tasarrufu altına girmiştir.Bu niçin insanları rahatsız eder?
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 19:33
Vesayetin başlangıç tarihi 29 Ekim 1923'tür.Hiç kimse Cumhuriyet ilanının tamamen sivil irade ve milletin kahir ekseriyetinin katılımıyla olduğunu söylemesin.İspat edemez ve aklı başında,vicdanı olan ve haktan yana kimseyi inandıramaz.Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları kurtuluştan sonra kışlaya çekilip,sivil iradenin devleti kurmalarına yardımcı olabilirlerdi.Böylece lüzumsuz polemiklere alet edilemezdi.Cumhuriyet'in ilanı esnasında meclisteki güç asker kökenli vekillerinmi elindeydi,yoksa sivillerinmi.Ağırlık hangi taraftaydı Ali bey.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 19:28
Mustafa Kemal Paşa hayatının sonuna kadar ordudan istifa etmemişti.Siyasi faaliyetlerinde en büyük destekçisi ordu idi.Devrimlerini bu sayede gerçekleştirdi.Muhtemelen ordu üzerindeki otoritesini kaybetmemek için ordudan ayrılmamıştır.Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak olsada,sembolikti.Asıl Başkomutan Mustafa Kemal Paşa idi ve orduya tamamen hakimdi.Şimdi çıkmış Ali Bayramoğlu beyefendi ordu-siyaset,miyaset diye bir şeyler karalıyor.Maalesef bazıları kızacaklar amma,Cumhuriyet döneminde Vesayet başlangıç 29 Ekim 1923'tür.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 19:19
Vatan Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarının komutasında işgalden kurtulmuştu.Allah'ın lütfu ve inayetiyle.Cumhuriyet silahların gölgesinde değil,sivil irade ile kurulmalıydı.Mustafa Kemal Paşa çekirdekten askerdi.Üstelik çetin savaş ortamında yürütüyordu bu mesleğini.Bu meslek onun damarlarına işlemişti.Zaten ondan sivilleşmesini istemek,ona haksızlık olurdu.Çocukluğundan itibaren asker olarak yetişen birisi üniformayı çıkarmakla sivilleşemez.Hele_hele Mustafa Kemal Paşa gibi en üst seviyede ise.Hayatının sonuna kadarda ordudan istifa etmemişti.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 19:10
1950'de sivil siyaset iktidar oldu.İyisiyle,kötüsüyle 10 sene iktidarda kaldı ve sonrası malum.Açıkça Vatana ihanet yoksa,Politikacıya darbe sivillerin hakkıdır.Yani onu kullandığı oyla sandığa gömer.Bunun ötesi yoktur.Olmamalıdır.Şu an Cumhurbaşkanımız hakkında yazılı ve görsel,sosyal medyada darbe olsada ondan kurtulsak diye pazara sürülen hezeyanlar.15 Temmuz başarılı olsaydı,CHP ve başkanı üzülürmüydü acaba?Çünkü seçim yoluyla Tayyib'i indirmedi bir türlü.Sevinirmiydi bilemiyorum.Amma üzüleceği hususunda şüphelerim var.1960'tada İnönü Menderes ve arkadaşları için üzülmemiştir muhtemelen.
KARAR OKURU 20 Temmuz 2019 19:01
Sayın yazar;Sanki Orduda daha önce siyaset yoktu.Orduya siyaset 15 Temmuz'dan sonra girdi.Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana siyaset ordudan hiç çıkmadıki.1960'a katı Lâik ve Kemalist siyaset.Ordu-Devlet aynı kafa yapısında olduğu için sorun çıkmadı.Yani ordu ile devlet arasında.Atatürk ve İnönü asker idiler ve askeri kimlikleri her zaman önde idi.Hiç bir zaman tam olarak sivilleşmeyi başaramadı bu ikili.Devrimler silahların gölgesinde hayata geçirildi.Ordunun siyasallaşmasını daha gerilerede götürebiliriz.Padişahları tahttan indirenler,öldürenler hep askeri vesayetçiler idi.
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 23:33
ordunun liberel kaynaklari tehlikede:)) bir 28 subat generali de boyle bir kaygiyi dillendirnisti
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 22:51
Ali beyin yazilarini okurken anlamakta zorlaniyorum, bazi fikralari donup bir daha okuyorum, ancak ayni durum Yildiray bey de olmuyor, sorun bende sanirim
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 15:19
Ordunun durumu Balkan Savaşlarındaki haline benziyor. Hava kuvvetlerinde savaş uçağı pilotu sayısı, olması gerekenin altında. Personel niteliğinde de geriye gidiş olduğu görünüyor. Allah sonumuzu hayır etsin.
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 16:48
3
Sorma kardeş, kahpe Fetöcüler her yeri işgal etmişti. Kendi uçağımız, TBMM'yi bombalayan şerefsizlere uçacağına, pilotsuz kalsınlar ondan iyidir...
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 15:00
"Üçüncü tespit: Bu yapısal değişikliğin hem ordunun kurumsal dokusuyla ilgili, özellikle milliyetçilik tipleri açısından siyasi yapısıyla iligili sonuçları olabilir." kastettigi tam ne anlamadim.türk islamci milliyetcilik lehine bir seyden. mi bahsediyor?
HAKKI SEVEN 18 Temmuz 2019 14:19
Askeri üniversitede başka cemaatlerin guruplastigi söyleniyor. Askeriyede cemaat ve tarikat üyeleri olamaz.
KARAR OKURU Ahmedâ 18 Temmuz 2019 16:36
1
Kışla mescidinde, "namazı sen kıldıracaksın ben kıldıracağım" tartışması bile yapmışlar.
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 17:42
2
16.36, Peygamber ocağı denilen kışlada eskiden namaz kılınmaz tartışması vardı. Çok şükür şimdi namazı kim kıldırsın yarışması var. Sahi bundan neden gocundun ki?
U.yaman 18 Temmuz 2019 13:56
Herkes kendi tarafından yorum yapıyor. Oluşum bu. TSK çok yıprandı. Baş müsebbibi TSK içindeki kurmay kadrosu. Laikliği dinsizlik olarak algıladılar. Müslüman bir toplumun ordusu olduklarını unuttular. Savaşta dini duyguları öne çıkarırken, barışta Ramazan orucunu askerin tutması komutanın inisiyatifine bırakıldı. Ve kendilerine yine kendilerinden düşman yarattılar. Şimdi bunu düzeltmeye uğraşanlar, ne yazikki onların yaptığı hataları yapıyorlar. Ordu bizim ordumuz, nekadar güçlü olursa; biz o kadar güçlüyüz. Milletin değerlerine, Ordu nekadar saygı gösterirse, o kadar saygı görür. Anlayana...
Mehmet 18 Temmuz 2019 13:40
Yapma kardeşim,devlet dizayn etmek adalet ve liyakatle olur.Biz kurumları bitirdik,2000 yıllık asker geleneği bitti,devleti partizanlastirdik,insanları sözlü sınavla böldük,torpil siyasilerin ayeti oldu.15 temmuzdan sonra yapılanları bu millet haketmiyor
Suat 22 Temmuz 2019 10:03
0
Kürtler Türklerin yönetimi altında yaşıyan bir unsurdur. 1000 yıldır böyleydi, 1000 yıl sonra da aynı olacak. VATAN BAHŞ EDILMEZ, KAZANILIR.
Karar'ın haberine göre, HDP eş başkanı Sezai Temelli diyor ki: "Ortak vatanda beraber yaşayacağız." Bu ordu Fetöcü hainlerden temizlenmeden önce "Diyarbakır bizim İstanbul ortak diyen kahpeler... " vardı...
karar okuru 18 Temmuz 2019 14:41
1
Ortak bir vatanda zaten yaşıyoruz be birader.Sezai nin ortak vatandan kastı Güneydoğuda bir kürdistansa öyle bir ortak vatanı biz tanımıyoruz.Kimseyede tanıttırmayız böyle bir vatanı.Merak etme.
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 16:37
1
14.41, Aynen öyle. Hatta ortaklık iki ayrı grup arasında olur. Bu ülkede Türkler de, Kürtler de asli unsurdur.
Yorun 18 Temmuz 2019 13:22
Günaydın Ali Bey
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 13:52
0
CHP 367'yi kınadı mı? Kınamadı ise neden?
Mustafa Soylutürk 18 Temmuz 2019 13:09
Sayın yazar, hırsızı gizlemiş bütün suçu ev sahibine yüklemiş. İşin aslı darbeci subayları hep sol tahrik etmekle birlikte aynı zaman da darbeyi tertip de etmiştir. Yapılan darbelere baktığımızda hep sağ iktidarları al aşağı etmiş Başbakanı ve bakanları idam etmiştir. 12 Eylül'ü solculara yapıldı bu ifade hiç olmamış zira ülkücülere ceza verilirken bir de örgüte sokup solcuların aldığı suçun iki katını ülkücülere verdiler..Dün Kahrolsun ABD diyenler Bu gün yaşasın ABD diyor.....
Zeytinyağı solculuğu... 18 Temmuz 2019 13:46
0
Bu solcular Moskavacı iken de "haklıyız" diyorlardı, Amerikancı olduklarında da "haklıyız" diyorlar... Bunların solculuğu zeytinyağı gibi bir şey...
KARAR OKURU 21 Temmuz 2019 11:40
0
27 Mayıs a giderken DP CHP nin mallarına el koyma yetkisi almıştı. Ve el koyacak kişiler hakim değil DP milletvekilleri idi. Yine DP lilerden oluşan komisyon CHP li milletvekillerini tutuklama yetkisine sahipti. İnönü Kayseri'ye Uşak a İstanbul a geldiğinde saldırıya uğruyordu. Sonra İnönü ye dava açılıyordu. Asker darbe yaptı. Bu defa CHP ve İnönü ye neden karşı çıkmıyorsun darbeye dediler. İnönü ve CHP darbeye karşı çıksa emin olun DP tayfası asker tarafına geçer İnönü yü Türk askerine düşman ilan ederdi. Bu yazdıklarım da emin olun yanlış değil. Zira menderes in darbecilere ilk sözü "ne iyi
Sayın yazar, nasıl etiniz, nasıl başardınız bilemiyorum ama "Batılı hayat uğruna, demokratik bir tercih olarak mandacılığa razı" bir zihin yapısına geldiniz. Oysa kader size defalarca sağlam limanları göstermişti...
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 15:03
1
Ne alaka?
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 16:43
1
15.03, Çok alaka. Vatan haini bölücü terör örgütleri ile yapılan askeri veri hukuki mücadelenin (sırf iktidardakilerin yaşam tarzını beğenmiyorum diye) karşısında durmak, yazdıklarımla tam alakalıdır...
ÖTÜKENLİKURT 18 Temmuz 2019 10:20
Sayın yazar çok önemli bir konuya değinmişsiniz, sizi kutlarım. Son zamanlarda LİYAKAT şarkıları söyleyen mollanın, subayları halde karpuz satacak kabzımal alır gibi ilanla araması BEKA sorununa davetiyeden başka şey değildir. Okulları kapatarak askeri güçlendirmeyi belki Ugandalı yöneticiler düşünür de ülkemizde olacak iş mi? Her tarafa yandaşları doldurarak nereye ulaşmak istiyorlar, kaliteyi düşürerek ülkemizi tehlikeye belki de bilerek atıyorlar! 15 Temmuz aydınlandığında ülkede deprem olacak, hem de 9 şiddetinde!
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 09:33
Siz libarellerin sorunu ne biliyor musunuz: Herşeyi en iyi biz biliriz havalarınızın sonu çuvallama olsada asla burnunuzdan kıl aldırmıyorsunuz. 15 temmuz bir destandır. Türk milletinin ABD ve ortaklarına karşı bağımsızlık mücadelesidir. Bu sizin asla kavrayamayacağınız bir durumdur
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 14:02
2
İktidar nimetlerini kaybetmemek için Türkiyelilerin geleceğini satıp ülkeyi altın tepsi içinde Rusya'ya sunanlar, bir de bunu bağımsızlık diye pazarlamıyor mu? Utanma da yok.
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 09:14
Ordunun hâlet-ı ruhiyesinin ve devletin durumunu net ortaya koyan bir yazı.Kaleminize sağlık...
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 08:53
''Bu alım koşullarında alt rütbelerde şişme olmaması için Milli Savunma Bakanına, rütbe bekleme süresini dikkate almadan terfi yetkisi verilmiştir.'' Tesbiti çok önemlidir.Zira M.S.Bakanı 15 Temmuz öncesinden vesayetçi ordu yapısından gelen ve yetkileri artırılmış şekilde tüm TSK'ya sahip biri haline gelen Hulusi AKAR.Yani terfi ve personel tedarikinde siyasetin değil vesayetin istediği şekilde hareket ettiği açıktır ki şu anda 28 Şubat'ın dominat karakterleri komuta kademesindedir.Muhafazakar kesim pasif ve baskı altındadır.En önemli neticesi de her türlü haltı bilinen Ergenekon aklanmıştır.
Ahmedâ 18 Temmuz 2019 07:47
Bundan bir sene kadar önce bir kışlanın mescidinde X tarikat mensubu rütbeli ile Y tarikatı mensubu rütbeli arasında "askere namazı sen kıldıracaksın ben kıldıracağım" meselesinden tartışma çıktığı iddiaları basına yansımıştı. Bir resmi geçit töreninde de MSB üniversitesinde eğitim gören subay adaylarının ayakları uygun adım atamadıkları için birbirine takılıyordu. Yazık!
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 07:17
Bir de sivil kurumsal yapıda neler oldu buna bakmalı. Yeni yapıyla ekonomi, hukuk, eğitim nereye gider.
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 04:44
İdeolojik uygunluk ve sadakat ordu personelinin temininde her zaman aranan bir kriterdi. Yeni bir uygulama değil bu
Hersoy 18 Temmuz 2019 02:01
Bütün darbelerin kendi kadrolarını ordu içinde ve her alanda oluşturma gayretleri tabiidir, başarısız 15 Temmuz’un hedef aldığı yapı da, KHK ların yardımıyla kendi zeminini sağlamlaştırmak gayreti içinde bulunmaktadır. Nasıl ki 70 lerdeki hızlandırılmış öğretmenler eğitim sisteminin çökmesine neden olduysa, şu an Ordu da yapılan da aynı çöküntüye temel oluşturacaktır kanaatindeyim.
Karar Okuru 18 Temmuz 2019 00:54
Beraberce çok uğraştınız vesayeti kaldırmak için şimdi sayenizde vesayet kalktı mı bilemeyiz ama ulusal ordu ortadan kalktı. Osmanlıda Alman komutanlara emanet edilen ordu muhtemelen Rus komutanlara emanet edilir. Hangi öngörüsü ya da yaklaşımı yarar getirmiş liberallerin ki nesini dikkate alalım
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 04:46
2
"Ulusal ordu ortadan kalkti"...ulusal ordu derken ne kastettiginizi yazin da bizi de aydinlatin.
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 08:34
0
"En büyük aldanma, başkalarını aldattığını sanmaktır." La Rochefoucauld
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 12:54
0
Ulusal Orduyu filan boş verelim bu kumaş attık dikiş tutmaz.
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 13:00
2
00.54, Niye ki? Rusya'dan silah aldık diye mi? Yıllardır silahlarımızı ABD'den alıyorduk. Ordumuzun komutanları ABD'li miydi?
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 13:55
0
Ulusal ordu vesayeti iyi bir şey miydi yani? Ortalama vatandaşın hayat standardını hızla yükselten, özgürlükleri garanti altına alan, hukuka ve demokrasiye saygılı bir sistem miydi?
Karar Okuru 18 Temmuz 2019 16:43
1
İyi kötü yerleşmiş eğitilmiş sadece askeri güçten bahsediyoruz. Yargıda da benzeri tahribat yapıldı. Bir şeyi eskisinden çok daha kötü yaparsanız bu da kötü bir şey yapmışınız demektir. Gerek yargıda gerek orduda vesayet güya kalktı daha beter ve ilkel bir vesayet bile denemeyecek kabile düzeni geldi. her şey eskisinden daha kötü ve buna yol verenlerin sorumluluğu hatırlanmalı. Boş verelim demem bu rezaleti haketmeyen bir toplum buna zaten müsaade etmez (di). Vesayet kendini idare edemeyenler için bir düzendir. İdare edene zorla dayatamazsın.
KARAR OKURU 18 Temmuz 2019 20:49
0
Vesayet rejimi kotu birseydir. Bugunku tek adam rejimi de en az onun kadar kotudur. Yargi hicbir zaman bagimsiz tarafsiz degildi bu ulkede. Egri oturup dogru konusalim: icinde dogup buyudugumuz kultur demokrasiyle, insan haklariyla, hukukun ustunluguyle uyumlu bir kultur degil. Kulturun degismesi de nesiller surer. Umutlu olmak icin bir neden yok.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN