Back To Top
Yeni dalga...

Yeni dalga...

 - Son Güncelleme: 28.06.2019 Cuma 10:08
- A +

Bir yandan, iki aday arasındaki yüzde 9’luk fark, siyasi iktidarın seçmeni hafife almasının, keyfi ve adaletsiz davranışının bedeli oldu. İstanbul seçmeni iradesine, sandığa ve demokrasiye sahip çıktı. Adalet ve vicdan duygusunun, Türkiye’de yeri geldiği an, kimlikler ve aidiyetler üstü bir işlevi olduğu bir kez daha ortaya kondu.  

Bu sonuçlar, ülkenin demokratik geleceğiyle ilgili tartışma ve kaygıların alevlendiği bir dönemde güven tazeleyici ve umut verici bir etkide bulundular. Her şeyden önce seçimlerin Türk siyasi kültürü içindeki güçlü yeri ve işlevi teyit edildi. 

Diğer yandan 23 Haziran, seçim iptal tarzını da içeren hoyrat ve otoriter siyasete yönelik bir plebisit havası taşıyordu. Seçimlerin arka planında, beka, tehlike, biz-onlar, dost-düşman, komplo vurgularını öne çıkan iktidar söylemi ile İmamoğlu’nun (partisinin de ötesine geçen) ortalama değer temsili ve siyasete normalleşme vurguları, çatışma ve gerginlik karşıtı dili arasındaki yarışma vardı. Dokuz puanlık fark bu iki tavır arasındaki seçmen tercihini de özetlemektedir.  

23 Haziran, 31 Mart’ın bir devamı olmuştur.   

Her iki seçim de, toplumda özgül ağırlığı artan “iki hali” teyit etmiş ve derinleştirmiştir.  

“İlk hal” ülkeye hakim olan “kutuplaşma siyasetine yönelik tepki”dir.  

“İkinci hal” ise bu “kutuplaşma karşısında siyasi ve toplumsal merkezin yeniden oluşmasına yönelik talep”tir.  

Mevcut siyasete itiraz ile yeni bir siyaset talebi iç içe girdiğinde ülkedeki toplum-siyaset ilişkilerine, siyasal sosyolojisindeki kımıldamaya dair ipuçları verir. 

Bu bakımından iki husus dikkat çekiciydi. 

İlk husus, ilk kez bir seçim sonuçlarını bağımsız ve tekil seçmen ittifaklarının belirlemiş olmasıydı. Siyasi partilerin aralarında yaptıkları “faydacı siyaset ağırlıklı ittifaklar” karşısında, seçmenin sandık başında yaptığı “ilkesel siyaset ağırlıklı ittifaklar” açık ara öne çıktı.  

Bu, demokratik siyaset açısından olumlu, önemli ve model oluşturma niteliğinde bir gelişmedir.  

Sandığa yapılan anti-demokratik müdahaleyi, seçimlerin keyfi iptalini, İmamoğlu’nun hakkının gasp edilmesini bir an için unutup, 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerini, birlikte, iki turlu bir yarışma olarak düşünelim.  31 Mart’ta ilk sırayı alan iki adayın ikinci turda baş başa yarıştığını varsayalım. Yıldırım ikinci turda ilk tura oranla 230 bin seçmen kaybederken, İmamoğlu seçmenlerini 530 bin artırdı. 31 Mart’ta 39 İstanbul ilçesinden 16’sında önde olan yeni İstanbul Belediye Başkanı, 23 Haziran’da bu sayıyı 28 ilçeye çıkardı. Bu tercih kaymaları tüm toplumsal gruplarda yaşandı. İmamoğlu, 530 bin yeni oyun bir kısmını geçen seçim oy kullanmayanlardan, diğer kısmını HDP, SP, AK Parti, MHP seçmeninden aldı.  

Siyasi ittifaklara, HDP seçmeni üzerinde yapılan etki kampanyalarına rağmen, seçmenlerin sandık başında bu bunlara aykırı bireysel siyasal davranıştan geri kalmadılar. Bunun sonucunda ortaya çıkan informel ittifaklar, siyaseti, sonucu belirledi ve yeni bir toplumsal dalgaya dair ipuçları verdi.  

Türkiye’nin mevcut siyasi iklimi yanında, iki turlu seçim sistemlerinin seçmen ittifaklarını teşvik etmesi, 2023’te bu tür bir başkanlık yarışı yaşanacağı dikkate alınırsa, elimizde yeni ve yapıcı bir siyasi girdi bulunduğu, 23 Haziran bu girdi ilk sınavını oluşturduğu açıktır.  

Seçim sonuçlarıyla ilgili dikkat çekici ikinci husus, ilkine paraleldir ve seçmen davranışında kimlik kutuplaşması kıskacının görece olarak kırılmasına işaret etmektedir.  

31 Mart’a kadar, son beş yıl içinde yapılan tüm seçimler kutuplaşma bakımından benzer özellikler taşıdılar. Türk siyasetinde kültürel kimlik ve siyasi aidiyet tercihlerinin oynadığı etkin rol, bu son beş yılda, siyasi iktidarın kimlikçi ve popülist söyleminin de etkisiyle daha belirleyici hale geldi. Ülke çoğunlukçuluğa dayanan bir tercih sistemiyle adeta geçişsiz bir kimlik kutuplaşması tablosuna tanıklık yaptı. 

31 Mart seçimleri, bu tablonun ciddi ölçüde esnediğini ve kimlikler ötesi siyasi davranış kapılarının Türk siyasi sistemi önünde tekrar açılmakta olduğunu göstermiştir. Fatih, Üsküdar, Eyüp gibi semtlerde İmamoğlu’nun seçimleri önde bitirmesi bu durumun tipik örneklerindendir. 

Bu değişimin ya da kaymanın kaynakları Türkiye’nin siyasete ilişkin toplumsal dokusunda, bu dokunun iç içe giren üç farklı katmanında mevcuttur. 

İlk katman farklı kültürel-etnik kesimler, aidiyetler ve topluklar arası gerginliklere endeksli siyasi bir alanın varlığına işaret eder. Alevi-Sünni, seküler-dindar tipi başat kültürel grup ayrışmaları ve gerginlikleri, sınıfsal ayrışmalarla üst üste oturarak ülkenin ana çatışma eksenlerini oluşturur.  

İkinci katman, her bir kesim ve topluluk içinde karşımıza çıkan siyasi alandır. Bu alan da gerginler, çatışmalar ve ayrışmalar içerir. Kesimler içi sınıfsal katmanlar, ayrışmalar, hiyerarşileri kapsayarak, ülkenin diğer önemli çatışma eksenini oluşturur. Bu katmanda siyaset, kesimler arası siyasi alanın kültürel nitelikli yapısına oranla daha sınıfsal ve değersel nitelik taşır. Paylaşımlarla ve temsil mekanizmaları tartışmalarıyla somutlaşır.  

Üçüncü katman ise topluluklar arası ve içini aynı anda kuşatan ortak bir siyasi alandır. Karşılıklı etkileşimler, makro siyaset  karşısında kimlikleri aşan şahsi sonuç ve konumlardan (örneğin adaletsizlik, enflasyon) hareketle oluşan bir hassasiyet sahasıdır. Adalet, vicdan, erdem, özgürlük, eşitlik paylaşım gibi unsurlar üzerine oturur. Bu alan da siyasi davranışlarda önemli yer bulur. 

Türk siyaseti bir bakıma bu üç alanın cüzünden oluşur.  

Siyasi davranışta hepsi belli bir rol oynarlar, herhangi bir dönemde herhangi galebe çalabilir. Uzun süredir ilk katmanın hükümranlığını izliyoruz. Ancak bugün görünüyoruz ki ikinci katman harekete geçiyor ve en önemlisi bunu destekler biçimde üçüncü katman ortaya çıkıyor. 

İtiraz ve talep halleri de yeni bir dalganın dip akıntılarını oluşturarak burada karşımıza çıkıyor. 

Sanırız Türkiye’nin yeni yolu bu olacaktır. 

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 02 Temmuz 2019 23:03
İslam putperestligi ve sirki kaldirmak için gelmişti, adları değişti sadece putlarimizin, şimdi partilere ve basindakilere iman ediyoruz, müşrikler de Allah'a iman ediyorlardı ancak yanına ortaklar eklediler. Allah'ın emri bütün grup ve hizip çıkarlarının üstündedir.
KARAR OKURU 02 Temmuz 2019 01:05
Zamanın da Ak Parti den nemalananlar siyasi ve konjekturel bir manevra ile U dönüşüne başladılar, bu Bayramoğlu da öyleydi, arkadaslari mehmet altan, eser falan di, birde bunlara aydın diyorduk maalesef, neyse bunlar tarih sahnesinde hep olacak millet bilsin yeter, İmamoğlu na gelecek olursak, Bir el hdp ye İstanbul'da aday göstermeyeceksin yerine aday göstereceksin deseydin, bizim İmamoğlu değil, müezzinin kalfası bile olmazdı, sizin gibi beyinler RTE yıkmak için nerdeyse Evliya olarak gostereceksiniz Ekremi, ama biz sizi biliyoruz , düşmanı takip et doğruyu bul !!!!
Mustafa ALSANCAK 01 Temmuz 2019 15:00
Şimdi hiç yakışıyor mu bu İmamoğlu’nun ezici bir çoğunlukla seçimi kazanmış olmasını küçük düşürmek için binbir türlü bahaneler icat etme gayreti içinde olanların kötü tutumları? Önünüze bir sandık konmuş elinizdeki zarfın içeriği ancak sizin özgür iradenizi temsil eder. Her şey bitmiş yatıp kalkıp CHP’ye hangi parti yandaşlarının oy verdiği hususunda aşağılayıcı ifadeler kullanmak acizlik ifadesidir. Şayet HDP illegal parti ise o zaman seçimlere katılmamasıdır.Meclisde vekilleri olduğuna göre legal bir parti.HDP’li seçmenler sen, ben ve diğer vatandaşlarımız gibi istediklerine oy verebilirler
KARAR OKURU 28 Haziran 2019 15:54
Ak partinin özgürlükler konusunda ülkeyi nereden bu günlere getirdiğini ne çabuk ututtuk. CHP başörtüsünün azılı düşmanıydı. Şimdi ise başörtülü asker ve polis var .İmamoğlu seçimi kazandı ise Ak partinin açtığı yoldan gittiği için kazandı. CHP ağzına laikliği bile almıyor. CHP'de baskıcı laiklik anlayışının karın doyurmadığını anladı.CHP'nin bu hale gelmesi de demokrasinin bir başarısıdır. CHP istese de artık insanların özgürlüklerini kısıtlayamaz.
KARAR OKURU 28 Haziran 2019 18:30
1
Dindarların, CHP'yi desteklememeleri için sebep kalmamıştır, diyorsunuz anladığım kadarıyla. Bence de ...
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 09:52
1
CHPyi yazdığınız noktaya getiren Erdoğan tarafından getirilen başkanlık sistemidir ve bunu Erdoğan defa kere anlattı, artık %25-30 ile Türkiye’de iktidar olmak imkansız herkes buna göre politikasını değiştirecek dedi. Türkiye’de artık 2 kutup var ve kim seçilirse seçilsin güçsüz iktidar dönemi kapanmıştır. eskiden 5-6 kutup vardı süreci okuyamayan Bayramoğlu gibi yazarlar bu kutup eksilmesini kutuplaşma zannediyorlar,
karar okuru 28 Haziran 2019 13:13
yargı bağımsız olmalı
borego 28 Haziran 2019 11:34
"Adalet ve vicdan duygusunun, Türkiye’de yeri geldiği an, kimlikler ve aidiyetler üstü bir işlevi olduğu bir kez daha ortaya kondu" sihirli cümle bu. Birde toplumu kamplaştıran-bölen, her şeyi ben bilirim diyen baskıcı siyaset anlayışı kaybetti.. Halk korku duvarlarını yıktı...
KARAR OKURU 28 Haziran 2019 11:29
Asgari ücret malum..yansıması ise cüzdan..tencere..zenginlerden nefret vb.Hergün bilmem kaç kanalda aynı yüz ve canlı yayın.!Açlık..yoksulluk ve hergün gelen zamlar ise tıh dedirtti insanlara..Barışa ve ötekileştirmeyen dile davet ruha uygundu..Yeni yüzlere ve huzura merhaba..Çok okunan gazeteler ve çok seyredilen kanallar var ya..teşekkürlerim onlara. Selamlarımla
Zembilfıroşt 28 Haziran 2019 11:16
Toplumun içinde yaşayan ve bu konularla ilgili farklı kesimlerin sohbetlerinde dikkatimi çeken en önemli şey; Ak Partinin halka artık verecek bir şeyinin kalmadığı, halktan koptuğu ,kuruluş felsefesine dönmesinin çok zor olduğu, bir çok adaletsizlik ve antidemokratik icraatta imza attığı hatta suça bulaştığı için dönmesinin mümkün olmadığını bile düşünenler var.Seçimlerden öncede toplumun bir çok kesimi böyle düşündüğü halde Ak Partinin halen aldığı oy oranı sizce yüksek değil mi?
KARARLI 28 Haziran 2019 09:38
AK Parti insanlarda artık umut olmaktan çıkmıştır. Halkın umut bağladığı bir parti partizanlık yapıyorsa işi bitmiştir.
KARAR OKURU 28 Haziran 2019 09:14
ilkesel ittifak mı? Sabah sabah çok güldüm. Ama ağlanacak halimize. HDP ile ittifak yaptığını bile saklayan CHP nasıl bir ilkesel ittifak içindeler. Süslü kelimelerin içini doldurun da bir şey öğrenelim. İYİ parti ve HDP nasıl bir ilkesel ittifak içindeler. Biri anlatsa da öğrensek. Bu ittifak pazara kadar bile dayanmaz.
KARAR OKURU 28 Haziran 2019 11:15
6
Yediğin fark az gelmiş, anlaşılan...
Veysel Tunç 28 Haziran 2019 11:22
2
Anlaşılan ülkenin içinde bulunmuş olduğu ahvalı hali seni hiç ilgilendirmemiş,mesele hdp ,chp iyi parti meselesi olmaktan çıkmiş,adalete,sevgiye,hoşgörüye,insanca yaşamaya susamış bir toplum var.Neden bunu anlamıyorsunuz.
KARAR OKURU 28 Haziran 2019 16:45
2
CNN Türkteki son dakika haberi hakkında ne düşünüyorsun. Yani Abdullah öcalaın ın mektubu. Kim kulmlanmaya çalıştı. Eğer tutsaydı ne düşüneceğinizi merek ediyorum.Size göre duğru ve yanlış kişilere göre değişiyormu acaba?
KARAR OKURU 29 Haziran 2019 05:35
1
Hdp ile kimin ittifak kurduğu belli olmuyor mu? Kırmızı bültenle aranan katil Osman Öcalan'ı devletin(ak partinin) TRT 'sine çıkartan, İmralı' ya elçi gönderen, terörist başının el yazması mektubunu(nasıl dışarı çıkartılmışsa!) okuyan, hdp'nin oylarına açıktan talip olan, kürdistan, pekeke, ifadeleri ile hdp seçmenine şirin gözüken, göz kırpan kim? Muhalefet mi? Bu kadar insafsızlık da olamaz artık!! Siyaset insanları ne hale getiriyor? Yazık.
leventk 28 Haziran 2019 08:50
Kutuplaşma siyaseti diyorsunuz, bu yaşamın gereği, olağanı değilmidir kutuplaşma olmaması için ne yapılmalı peki, bir taraf diğer tarafın bütün isteklerini kabul mu etmeli, evet kırıcı dil, sokak ağzı yanlış ama , kutuplaşma ifadesini biraz daha tanımlarsanız iyi olacak
KARAR OKURU 28 Haziran 2019 10:51
0
Öcalan'ı televizyona çıkarttığınız gün Hep ile ilgili yorum yapma hakkınızı kaybettiniz. Konuşsanız da dinlenilirliğiniz yok artık.
Musa kuta 28 Haziran 2019 16:15
1
Maalesef aşırı siyaset yüklü toplumlarda kimse benim yoğurdum ekşidir demez.Şunu anladıkki,ilk çıkışlar iyi sonrası koltuk, para, kadın sevgisi herşeyin önüne geçiyor.Anladıkki,sağıda, soluda,dini referanlısıda aynı. ,Bize düşen ülkeyi veya şehiri yönetmek isteyenlerden,üç şey istiyeceğiz Adaletlimi,Şefafmı ve Liyakat sahibimidir.Başladığı ve bırakacağı güne kadar bu terazi şaşmamalıdır.Önünde koca prof,ünvanı olanlar artık korkmadan adaletten yana olun.. Hakikî adaleti tam olarak temin olmasa bile mümkün olanın en iyisini temin için gayret gösterilmeliler.Bilgili, insana ve insan haklarına sa
KARAR OKURU 28 Haziran 2019 07:44
Hocam fikrinize saygı duyuyorum. Yeni bir dalga da olacağını hiç zannetmiyorum. Sadece seçmen ak partiye biraz ayar çekip, chp ye küçük bir avans verdi. Bu milletin gidecek bir yeri yok, ak partiye alıştı. TC tarihinde görülmemiş faaliyetlerin mimarı elbette ki Reis ve Ak Parti. Gerçekçi olmak lazım, memleket neredeen nereye geldi. Chp bunu yapabilir miydi?
KARAR OKURUNA CEVABIMDIR 28 Haziran 2019 11:54
2
Yeni bir dalganın olmasından biraz tedirginsiniz anlaşılan.Niye rahatsızsınız anlayamadım.Ak P.,Refah P.'den kopup doğmadı mı.Doğduktan sonra ülke adına güzel adımlar atmadı mı.Daha sonra ayarlarından çıkıp,yanlış yapmadı mı.Yanlış yapmaya başlayınca ve de haddi de aşınca,millet adamakıllı ayar çekmedi mi.Millet artık Ak P.'ye ne mecbur ne de mahkum.Sayın BAYRAMOĞLU yeni bir dalgadan bahsediyor,siz bunu CHP zannediyorsunuz.CHP eğer bu söyleminde samimi ise,ona bile belki millet şans verebilir.Yeni dalgadan kastedilen tabi ki bu değil.
Umut Emiroğlu 28 Haziran 2019 16:05
3
Karar Okuru 07:44, yeni bir dalga olur mu olmaz mı yaşayıp göreceğiz. Bence olacak. Ama cevabımın konusu bu değil. "TC tarihinde görülmemiş faaliyelerin mimmarı..." anlayışı, dayanaktan yoksun. Zira rakamlar tersini söylüyor. Bir kere TC kurulduğundan beri dünyada 16-17. ekonomidir. Ama bugün 19. ekonomi. Üstelik hesaplama sistemimizi değiştirip ekonımik büyüklüğümüzü arttırdığımız halde 19.yuz. Biz ilerledik sanıyoruz ama başkaları bizden fazla ilerlemiş. Gelirdağılımı adaletsizliğinde dünya 3.süyüz. Eğitim dökülüyor, işsizlik uçuyor, adalete kimse güvenmiyor. Cumhuriyet dönemi boyunca yapıla
KARAR OKURU 28 Haziran 2019 01:47
insallah son cumlede yazdiginiz gibi Turkiye yeni bir yol bulur ve bu yol bizi hukukun ustunlugune saygi gosteren bir devlet duzenine goturur. Ama bu Istanbul Belediye secimlerinde olup bitenler, simdi de CHPli belediye baskanlarinin yetkilerinin kisitlanmasi, iktidari elestiren gazetecilerin, akademisyenlerin, halkin sectigi milletvekillerinin hala hapiste olmalari umutlu olmami engelliyor.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN