2001’in Ağustos’unda doğan ve bugün 25 yaşında olan 3 bin 700 genç…

Biliyorsunuz Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, iktidarının icraatlarını nitelik üzerinden değil sayılar, rakamlar ve semboller üzerinden anlatmayı seviyor.

Bir de AK Parti’nin reformist ilk iktidar dönemini; ağır ekonomik krizlerin yaşandığı, bakkalların önünde tüp, yağ, şeker ve margarin kuyruklarının oluştuğu, ekmeğin karneyle dağıtıldığı 1970’lerin sonuyla ve yine siyasi istikrarsızlığın derin ekonomik krizlere yol açtığı 1990’larla mukayese etmeyi seviyor…

Ama mesela Erdoğan, bugüne kadar kendi iktidar dönemini merhum Turgut Özal dönemiyle mukayese etmedi. Oysa Erdoğan’ın konuşmalarında sürekli hatırlattığı o yağ, şeker, tüp, akaryakıt kuyruklarının yaşandığı 1970’li yılların sonundaki Türkiye’yi düzlüğe Turgut Özal çıkardı. Türkiye’yi dış dünyaya açan, ülke ekonomisini büyüten, Anadolu sermayesinin önünü açan, turizmi büyüten ve önemli bir ekonomik sektöre dönüşmesinin yolunu açan Turgut Özal’dı.

Bugün Özal hala rahmetle yad ediliyor. Ama Erdoğan’ın dünyasında Özal dönemi neredeyse hiç yok, sanki ANAP dönemi hiç olmamış, yaşanmamış gibi. Özal döneminden bir anda 2001 krizine atlıyor Erdoğan, 2001 kriz dönemiyle AK Parti’nin ilk iktidar dönemini mukayese ediyor.

Neyse konumuza dönelim.

***

Sayılar, rakamlar ve semboller üzerinden konuşmayı seven Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümünde, sembolik olarak partinin kurulduğu 14 Ağustos 2001 günü doğan “25 Genç” eşlik etti.

İktidar medyası, 14 Ağustos 2001 doğumlu bu “25 genç” ayrıntısının altını ısrarla çizince, ben de televizyondan programı dikkatle izledim.

Ama AK Parti’nin Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar’ın öne çıkardığı doğal olarak iktidar medyasının “önemli ayrıntı” olarak ısrarla altını çizdiği bu 25 genç, program boyunca protokolde Erdoğan’ın yanında oturmaktan başka bir rolleri olmadı.

Nihayetinde AK Parti’nin kurulduğu gün dünyaya gelen 4 binin üzerindeki genç arasından seçilen ve 24 yıllık AK Parti iktidarından başka bir Türkiye’de yaşamamış olan 25 yaşındaki bu 25 genç, çeyrek asırlık iktidara kendi kuşaklarının gözünden pekâlâ bakabilir, ne düşündüklerini anlatabilirlerdi.

Aslında bu fikrin yeni de olmadığının altını çizelim. AK Parti’nin 18. Kuruluş yıldönümünde de aynı sembol kullanılmıştı. Mahir Önal o dönemde Türkiye’de 14 Ağustos 2001 doğumlu 3.700 kişinin belirlendiğini, bunlardan seçilen 18 gencin Erdoğan’la bir araya geleceğini açıklamış, 18 ilden 18 genç Erdoğan’la buluşmuştu.

***

Erdoğan konuşmasında 25 gence değinmedi ama konuşmasında “İçim rahat, gönlüm ferah, arkamızdan çok çok farklı, bambaşka bir gençlik geliyor, dil bilen, dünyayı iyi okuyan, Türkiye’yi iyi okuyan, özgüveni yüksek bir gençlik geliyor. İşte en büyük eserim, işte bu gençliğin yetişeceği iklimi inşa etmek olmuştur” diyerek ülkemizdeki genç nesle değindi.

Bir parantez açayım, AK Parti’nin kuruluş yıl dönümü programı da Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesinde yer aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllarca parti devleti kurdular, devlet ile parti arasındaki sınırı ortadan kaldırdılar diye CHP’yi eleştirdiğinin altını çizelim ve parantezi kapatalım.

Ve AK Parti döneminde dünyaya gelen; çocukluğu, gençliği ve yetişkinliğe geçişi aynı iktidarın 24 yılına sığan kuşağa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sevdiği yöntemle, rakamlar üzerinden bakalım.

TÜİK verilerine göre 2001 yılında toplamda 1 milyon 324 bin canlı doğum gerçekleşmiş, aylık veriler var ancak gün verileri yok. 2001 yılının Ağustos ayında ise 120 bin 963 bebek dünyaya gelmiş. AK Partili Mahir Ünal muhtemelen 3 bin 700 verisine 120 bin rakamını güne bölerek ulaşmış olmalı.

Neyse çok da önemli değil.

AK Parti 2 Kasım 2002 yılı 3 Kasım’ında iktidara geldi. O yüzden ben hesabı 2003 yılından başlatıyorum. 2003 yılında 1 milyon 198 bin, 2004 yılında 1 milyon 222 bin, 2005 yılında 1 milyon 244 bin, 2006 yılında 1 milyon 432 bin, 2007 yılında 1 milyon 289 bin, 2008 yılında 1 milyon 295 bin, 2009 yılında 1 milyon 266 bin ve 2010 yılında 1 milyon 261 bin kişi dünyaya gelmiş.

2010 yılında duruyorum. Çünkü seçimler zamanında yapılırsa, 2028’de 2010 yılında doğanlar sandığa gidecek, oy kullanacaklar.

AK Parti iktidarı döneminde, 2003, 2004, 2005 ve 2006 yıllarında doğan yaklaşık 5 milyon genç, 2023 seçimlerinde ilk kez oy kullanabilecek yaşa geldi. 2024 yerel seçimlerinde bu kuşağa 2007 doğumlular da eklendi, sayı 6 milyonu geçti.

Seçimler 2028’de zamanında yapılırsa şimdi bu 6 küsür milyona 2008, 2009 ve 2010 yılında dünyaya gelenler eklenecek… Yani AK Parti döneminde doğan, büyüyen ve seçmen olma yaşına gelen 8 küsür milyon gençler sandığa gidecek. Üstelik bunlar, hayatları boyunca Türkiye’de AK Parti dışında bir iktidar görmemiş seçmenler olacak.

Bu rakamları şunun için verdim. AK Parti’nin 25. kuruluş yıldönümü programını hazırlayan ve 14 Ağustos 2001 günü doğan yaklaşık 3 bin 700 genç arasından 25 genci seçen AK Parti asıl şunu yapabiliyor mu?

Devletin bütün imkanları, verileri, her şey ama her şey ellerinin altında, 14 Ağustos 2001 günü doğan 3 bin 700 kişiye ulaşsınlar ve bu 3 bin 700 kişiye “24 yıllık AK Parti iktidarını nasıl değerlendiriyorsunuz?”, “AK Partiye oy verdiniz mi?”, “Yarına umutla bakıyor musunuz?” diye sorsunlar ve yanıtlarını da açık yüreklilikle kamuoyuyla paylaşsınlar.

Mesela bu 3 bin 700 gençten kaçı Türkiye’de kalmış, kaçı kendisine bir gelecek görememiş de yurtdışına gitmiş?

AK Parti 25. yılında 14 Ağustos 2001 tarihinde doğan 3 bin 700 gençle ‘hodri meydan’ diyebiliyor mu?

Asıl kutlama böyle olurdu.

Sembol mü? 25. yaşını kutlayan 24 yıldır ülkeyi aralıksız yöneten AK Parti sembolde zirveyi yapması gerekmez miydi?

AK Parti, kendi iktidarı döneminde doğan, büyüyen ve seçmen yaşına gelen yaklaşık 8 milyon gencin ne kadarına ulaşabiliyor? Bu 8 milyon gençten kaçının oyunu alabiliyor?

Sekiz milyon gençten kaçı işsiz? Kaçı hayata küsmüş durumda.

OECD raporuna göre Türkiye’de gençlerin yüzde 31,3’ü ne eğitimde ne istihdamda; üniversite mezunlarının yüzde 24,6’sı işsiz.

Alman Konrad Adenauer Vakfı, Türkiye’deki gençler arasında yaptırdığı 2023 Türkiye Gençlik Araştırması’nın sonuçlarına göre gençlerin yüzde 63’ünün Türkiye’den gitmek istediğini, ülkemizde kendisine bir gelecek göremediğini ortaya koymuştu.

DİSK’in hazırladığı Türkiye’de Genç İstihdamı Raporu’na göre ülkemizde her 10 gençten 6’sı işsiz durumda. Türkiye genç işsizliğinde Avrupa’nın çok üstünde.

Sonuçta 2003 -2010 yılları arasında doğan bu gençler AK Parti iktidarında doğdu, büyüdü, başka bir iktidar tecrübesi yaşamadı. Dolayısıyla AK Parti açısından bundan daha anlamlı bir başarı ölçüsü olabilir mi?

Şimdi başka bir veri paylaşacağım sizinle.

***

2018 yılına kadar ülkemizde canlı doğum sayıları 1 milyon 300 bin, 1 milyon 200 bin arasında gidip geliyor.

CB hükümet sistemine geçişle ve ekonominin bozulmasıyla birlikte bakın doğum oranları nasıl çakılmaya başlamış. Oğlumdan rica ettim bir grafik hazırladı, daha iyi anlaşılsın diye.

yillik-dogum-sayilari.jpg

2018 yılında 1 milyon 257 bin, 2019 yılında 1 milyon 191 bin (eksi 66 bin) 2020 yılında 1 milyon 120 bin (eksi 71 bin), 2021 yılında 1 milyon 86 bin, 2022 yılında 1 milyon 41’ne gerilemiş sayı, 2023 yılında 963 bin…

2024 yılında doğum sayısı 940 bine gerilemiş, 2025 yılında ise 895 bin bebek dünyaya gelmiş.

Gelelim 2026 yılına Nisan ayı verisi 277 bin.

Çakılmayı görüyor musunuz?

Dört kişilik bir ailede açlık sınırının 49 bin 556 TL, yoksulluk sınırının 122 bin 117 TL, bekar bir çalışanın aylık yaşam maliyetinin 78 bin 223 TL olduğu bir ülkede kim hangi gelecek güvencesiyle çocuk dünyaya getirecek?

İktidarın TÜİK’inin verilerine göre ülkemizdeki 21 milyon çocuktan yüzde 37’sinin (7,86 milyon) yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında.

AK Parti’nin kuruluş yıl dönümünde

Cumhurbaşkanı Erdoğan da çok uzun zamandır kimseye “3 çocuk yapın” tavsiyesinde bulunmuyordu değil mi?

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.