Sahi neler oluyor?

Bu ülkede 1960’dan bu yana her 10 yılda bir askeri darbe yaşandı. O darbelerden birinde ülkenin seçilmiş başbakanı asıldı. En kanlı darbe olarak tarihe geçti.

Türkiye 1984 yılından bu yana PKK’dan, DHKP-C’ye terör örgütlerinin hain saldırılarıyla karşı karşıya kaldı. 40 yıla yakın zamandır terör örgütleriyle mücadele ediyor. Terörün de darbelerin de her türlüsünü gördü. Ama Meclis’i bombalayan, tanklardan sivil halka ateş açacak kadar gözü dönmüş bir hainliği 15 Temmuz gecesine kadar görmedi, şahit olmadı.

***

Devlet büyük yara aldı, ilan ettiği OHAL ile bir yandan kendisini korumaya alırken bir yandan kendisini onarmaya çalışıyor, bir yandan başına gelen büyük felaketi bütün herkese ‘bugün bana yarın sana’ diyerek anlatmaya çalışıyor. Bir yandan da bu terör örgütün tasfiyesini yapıp hukuki süreci işletiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım, FETÖ’ye karşı dört bir koldan yürütülen mücadeleye AK Parti’nin siyasi birikimini de katmak konusunda kararlı görünüyorlar.

Bu çerçevede Başbakan Binali Yıldırım, önceki akşam AK Parti hükümetlerinde yer almış “eski bakanlar”ı Çankaya Köşkü’nde ağırladı. Birlikte yemek yediler. Mazeret bildiren bir iki ismin dışında tüm “eski bakanlar” Sayın Yıldırım’ın davetine icabet etti. Toplantı 4 buçuk saat sürdü. Dün gün boyunca şahsen çok önemsediğim ve içeriğini merak ettiğim bu toplantıya katılan çok sayıda isimle ayrı ayrı konuştum. O görüşmelerden elde ettiğim bilgileri ve izlenimleri sunuyorum:

• Yemek başlangıcında biraz nostalji yapılmış.

• Ana gündem maddesi, herkesin de beklediği şekilde, FETÖ ve FETÖ ile mücadele olmuş.

• FETÖ soruşturmalarının illere bırakılmaması gerektiği, davanın Ankara ve İstanbul savcılıkları tarafından merkezden yürütülmesinin daha doğru olabileceği önerisi getirilmiş. Bir yerden sonra, siyasi iradeyi aşan durumlarla karşılaşma durumunun hem hükümetlerini hem partilerini zorda bırakabileceği ihtimali üzerine konuşulmuş.

• FETÖ ile mücadele konusunda eski bakanların hala aktif siyasetin içerisinde olanları gerekirse kendi üzerlerine düşen görev konusunda hazır olduklarını bildirmişler.

• Yemekte eski milletvekili İdris Şahin’in gözaltına alınması gündeme gelmiş. Hatta epeyce gündemde kalmış mevzu.

• Başbakan Yıldırım, toplantıya girerken, İdris Şahin’in gözaltına alındığı haberini eski bakanlardan birinin (izin almadığım için ismini yazmıyorum) haber vermesi üzerine duymuş.

• Başbakan’a İdris Şahin’in Çankırı’da eline kelepçe takılan fotoğrafları ulaştırılmış. Başbakan çok şaşırmış ve üzülmüş.

• FETÖ ile yürütülen hukuki mücadelede, bu örgütle mücadele etmenin zorluklarına karşı alınabilecek önlemler, atılacak adımlar noktasında, yol haritası olabilecek öneriler getirilmiş.

• Yargının içinde FETÖ davasını itibarsızlaştırmak isteyen yargıçlar olabileceğine dair kuşkular ifade edilmiş.

***

Bu son konu beni de zaman zaman düşündüren bir mesele.

Görüntüde FETÖ ile mücadele ediyormuş gibi yapıp, gerçekte ise bu önemli davada kasıtlı usül ve esas hataları yaparak toplum nezdinde bu davayı sulandırmak, bu davanın itibarının zedelenmesi için gerekli zeminin sağlanmasına hizmet edenler var mıdır? Türkiye Cumhuriyeti devleti açısından hayati bir öneme sahip bu davada siyasi iradenin azami dikkat ve hassasiyet içerisinde olması gerekiyor. Tamam, yargıda 2010 -2014 yılları arasındaki gibi güçlü değiller... Ancak yine de bu kez, yoğurdu yerken dahi üflemek gerektiğini düşünüyorum.

Bu kez yanlış yapma, ‘Pardon’ deme lüksümüz yok.

Bu yapı giderayak, AK Parti’nin, hükümetin ve devletin içine dinamit koymaya kalkışmasın.

***

Son olarak, “eski bakanlar” buluşmasında gündeme gelen İdris Şahin konusunda da şunu söylemek istiyorum: Bu gözaltı haberiyle sarsıldığımı hatta kısa süreli bir şok yaşadığımı söylemeliyim.

Neden?

İki sebepten dolayı:

Birincisi: İdris Şahin sıradan bir isim değil. Fethullahçı Terör Örgütü’nün

ikinci kalkışması olan (ilki MİT kalkışmasıydı) 17-25 Aralık sürecinde çoğu AK Partili ‘durumu anlamaya’ çalışırken, İdris Şahin FETÖ hakkında çıkıp konuşan az sayıdaki AK Partili siyasetçilerden birisiydi.

17-25 Aralık’tan bu yana hükümetini, partisini, Erdoğan’ı savunmak için adeta televizyonlarda mesai yaptı.

Daha 7 Şubat MİT krizinden sonra MİT’i bu tür kalkışmalara karşı korumaya alan ‘yasa tasarısını’ hazırlayan ekibin içindeydi.

Gözaltı haberini alınca şöyle düşündüm: İdris Şahin gibi biri de FETÖ’cü çıkarsa eğer bizim bu yapıyla mücadele etmemiz imkânsız demektir. Bence İdris Şahin olsa olsa bu örgütün hedefindeki, bu örgütün hesap görmek isteyeceği bir isim olur.

Ankara’daki “eski bakanlar” toplantısında konuşulanları öğrenince, bu şaşkınlığı, bu şoku yaşayanın bir tek ben olmadığımı anladım ve biraz rahatladım.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
1 Yorum