Bu değerlendirmeme umarım öfkelenmezsiniz

Herhalde yarım asır öncesinde Peyami Safa’nın bir yazısında karşıma çıkan ve o gün bugündür belleğimi terk etmeyen bir ifadedir ‘‘Öfke baldan tatlıdır, Madam Kayyu haklıdır’’ değinisi…

O zamanlar Google yok ki Madam Kayyu kimdir öğreneyim. Biraz önce baktım, Madame Caillaux yaşadığı döneme kanlı eylemiyle katkıda bulunmuş bir figür imiş. 1914 yılında, yayınlarıyla siyasetçi eşinin siyasi kariyerini sonlandırmaya çabalayan bir gazetenin yöneticisini öldürmüş. Yargılanması sırasında yaptığı savunma haklı bulunduğu için beraat etmiş Madame Caillaux.

İşte öylece dillere bizde de pelesenk olmuş ‘‘Öfke baldan tatlıdır, Madam Kayyu haklıdır’’ ifadesi.

Yargıçlar eylemini ‘tutku suçu’ görüp kadının serbest kalmasını sağlamış.

CHP’de yaşananlara baktığımda açıklanmaya muhtaç pek fazla yön buluyor. Onların çoğunun aslında ‘tutku’ ile ilgisi olduğu sonucuna varıyorum.

Madame Caillaux eşini çok seven bir kadın; haksız yayınlarla itibarı sarsılır hale gelince, duyduğu öfke, onu, eşinin kariyerini bitme noktasına getiren süreci başlatanı öldürerek elini kana bulmaya kadar sürüklemiş.

CHP, Cumhuriyet’ten hemen önce, 9 Eylül 1923 tarihinde kurulmuş, iki ay geçmeden, 29 Ekim 1923 tarihinde, yeni rejimin adını Cumhuriyet koyacak kadronun eseri olan en eski siyasi parti.

Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin 13 yıl boyunca (2010-2023) genel başkanlığını yapmış kişi.

Büyük bölümünü kendi elleriyle seçtiği delegelerin oylarıyla yeniden genel başkan seçileceğinden emin olarak girdiği kurultaydan yenilerek çıkmasını hazmedememesi anlaşılır bir şey.

Anlaşılır olmayan ve son yaşananları değerlendirenlerin izahta zorlandıkları olaylar, Kılıçdaroğlu ve en yakın çevresinin öfkesinin CHP’yi bölünme noktasına nasıl götürdüğüdür.

Öfke bu kadar gözü karartır mı?

Evet, karartır.

Yıllardır gazetelerin üçüncü sayfalarına malzeme teşkil eden kadın cinayetlerinin ardında da vaktiyle kendisine eşlik etmiş bir kadına duyulan öfke yatıyor.

Erkek milletinin körolası öfkesi.

Kılıçdaroğlu duyduğu öfkeyle mücadelesini bu noktaya kadar getirdi. Başına yeniden geçtiği CHP’nin, kendisinin genel başkan, Özgür Özel’in TBMM’deki grup başkanvekili bulunduğu dönemdeki parti olmadığını görememesi de gözünü körleten o öfkedendir.

Gün geçtikçe öfkesi daha da büyüyecek ve yapması hiç düşünülmeyecek yanlışlıklara sebep olacaktır.

Yanlış bir’ daha ilk gün yaşandı: CHP genel merkezi önüne ibret-i alem olsun diye çekilen ‘haram para ile alındığı’ iddialı iki makam aracının Kılıçdaroğlu dönemine ait olduğu ortaya çıtı.

Hatayı yeni hatalar devam ettirecektir.

CHP’ye karşı iktidar çevrelerinden kaynaklanan ‘kayyım atama’ ve hatta ‘kapatma’ sonucu doğurabilecek müdahaleler, genellikle önümüzdeki seçimde de başarılı olma amacının varlığına bağlanıyor. O ihtimal de bütünüyle gündem dışı olmamakla birlikte, AK Parti’yi doğuran şartlar ve o kitleye yaşatılanlar göz önüne getirildiğinde, bir başka ihtimali de göz ardı etmemek gerekiyor: Öfke

Daha önce bir vesile düştü de yazmıştım: Demokrat Parti (DP) 1950 yılında iktidara gelince, kurucu kadronun ilk işlerinden biri, vaktiyle içerisinde yer aldıkları CHP’yi cezalandırma yolu aramak olmuştu.

Malı-mülkü müsadere edildi CHP’nin, yandaşı Halkevleri kapatıldı.

DP’nin öfkesinin dışa vuruşuydu o dönemde yaşananlar.

Şu günlerde yaşananların ardında da kökleri tek parti dönemine kadar uzanan CHP’ye duyulan öfkenin yattığını düşünüyorum.

AK Parti çevrelerinden yaşananlara karşı yükselmesi beklenen tepkinin cılızlığı, biraz da o çevrelerin aynı öfkeyi değişik düzeylerde paylaşmasıyla ilgili.

Tek adam rejimleri öfkeye sebep olacak yanlışlıklara açıktır ve bugünkü CHP eski tek parti döneminin yanlışlıklarından sorumlu tutuluyor.

Konunun bir de şu yönü var: Kılıçdaroğlu kendisini siyasi hayatın dışına iten kurultay yenilgisi yüzünden öfkeli; öfkesi kendisine daha vahim bir yanlışlık yaptıracak kadar fazla.

[Madame Caillou’nun öfkesi ona cinayet işletmişti.]

İyi ama sonucu hayırlı olmayacak bir yola girdiğinde onun yanında yer almayı tercih edenlerin, yanlışlarına katılanların ve çok sevdikleri partinin ikiye bölünmesine yol açması muhtemel bir sürece destek verenlerin tavrını nasıl açıklayabiliriz?

Azımsanmayacak sayıda milletvekilinin, parti meclisi üyesinin, belediye başkanlarının, il örgütleri yöneticilerinin tavrını.

Cevabı zor bir soru bu.

İktidara gelebilecek bir partide kendi geleceklerini karanlık görenler, küçülse partideki konumlarını daha rahat koruyabilecekleri hesabını yapanlar vardır belki.

Ya da onlar da bir sebepten Özgür Özel ve yönetimine öfke duyuyor olabilirler.

Eskiler boşuna ‘‘Öfkeyle kalkan zararla oturur’’ dememiş.

YORUMLAR (28)
28 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.