Din devleti, din savaşı ve kıyamet…
Beyaz Saray’ın internet sitesi “Altın Çağ’a hoşgeldiniz” anonsu ile açılıyor; bunu yeni fark ettim… Günün sayfasına -5 Nisan- girildiğinde başlığı dev harflerle “Bu Paskalya günü, Başkan Trump Amerika’yı Hristiyan özgürlüğünün bir simgesi olarak sunuyor” yazılı bir haber karşınıza çıkıyor.
Okuyalım:
“Bu Paskalya günü, dünyanın dört bir yanındaki Hristiyanlar İsa’nın görkemli dirilişini kutlarken, Başkan Donald J. Trump Hristiyan inancının güçlü bir savunucusu olarak öne çıkmakta. Göreve geri döndüğü ilk günden itibaren, Başkan Trump, inanç sahibi insanları korumayı yönetiminin temel taşlarından biri haline getirmiştir. Onun liderliği altında ABD, bir kez daha din özgürlüğünün bir simgesi haline gelmiştir ve ulusumuzun temel taşları olan İncil’e dayalı değerleri ve mirası onurlandırmaktadır.”
Trump’ın başkanlıktaki ikinci döneminin ilk yılında Hıristiyanlığı ön planda tutan uygulamaları haberde sıralanıyor…
Okuyunca anlıyorsunuz ki, ‘Trump Amerikası’ tam bir din devletidir.
‘Din devleti’ yalnız kendi halklarını gözetmez, ilgisi başka ülkelere de uzanır. Nitekim aynı Beyaz Saray haberinde, Trump’ın, Meksika, İspanya, Nijerya gibi ülkelere ve bazı uluslarası kuruluşlara bu alanda yaptığı müdahalelere yer veriliyor.
Müdahale edilen ülkeler arasında Suriye de var. Güneyindeki Hıristiyan azınlıklara elini uzatmış Trump ve bununla övünüyor…
Trump en yakınlarını -bakanları, üst düzey bürokratları ve danışmanları- kendilerini çağdaş savaşkan Haçlılar olarak görenlerden seçti. Vücudunu haçlı simgeleriyle donatmış bir savaş bakanı var, kadın bakanları haçlı kolyeler taşıyor…
[Haçlı kolyeli iki kadın bakanı kovdu, sıranın vücudunun her inçi haç dövmeli bakanda olduğu söyleniyor. Beklediği gibi çıkmamışlar…]
Paskalya (Easter) Hıristiyanlar için önemli. Katolik dünyasının lideri olan Papa XIV. Leo da, selefleri gibi, Paskalya’nın ilk gününü St. Peter Meydanı’na açılan balkondan bütün dünya Hıristiyanlarına hitap ederek değerlendirdi.
Amerika doğumlu ilk Papa, ABD’nin taraf olduğu savaşları kınamaktan geri durmadı. “Ölümün, çatışmaların ektiği nefret ve bölünmenin, bunların doğurduğu ekonomik ve toplumsal sonuçlara karşı kayıtsızlık hissinin varlığına” dikkat çektikten sonra şu duayı etti Papa XIV. Leo:
“Kalplerimizin, onun bize duyduğu büyük sevgiyle dönüşmesine izin verelim! Silahı olanlar silahlarını bıraksın! Savaş başlatma gücüne sahip olanlar barışı seçsin! Zorla dayatılan bir barış değil, diyalog yoluyla bir barış! Başkalarına hükmetme arzusuyla değil, onlarla karşılaşma isteğiyle!”
Trump kendisini “Hıristiyanlığın hamisi” ilan ediyor, Hıristiyanların en üst düzey temsilcisi olan Papa ise, Trump’ın dostlarıyla birlikte çıkardığı savaşları kınıyor…
Kendileri için kutsal olan Paskalya günü uzaktan da olsa görmek için Vatikan’a gelmiş olan dünya halkları arasındaki sayıları hiç de az olmayan Amerikalılar, Amerikalı Papa’yı kös dinlemiş olmalılar…
Vatikan’daki yeni görevinde henüz bir yılını dolduruyor Papa… Geçen yıl bu günlerde, Paskalya duasına katılmak üzere meydanı dolduran kalabalıklara selefi Papa Francis hitap etmişti.
Gazze’deki soykırım devam etmekteydi ve Papa Francis, ‘ölüme ve öldürmeye karşı duyulan büyük susuzluğu’ kınadıktan birkaç gün sonra ölmüştü.
Şimdi, Amerikalı Papa, XIV. Leo, kendisini Hıristiyanların hamisi ilan eden Amerika’nın başkanına karşı tavır alıyor…
Peki de, Trump’ın bir dediğini iki etmediği İsrail başbakanı Netanyahu bu tablonun neresinde?
Irk ile dinin iç içe geçtiği bir inanç taşıyan insanlar -İsrailli Museviler- ile ‘Hıristiyanlığın hamisi’ olma iddialı Trump ve dinlerine sahip çıkıyor diye onun arkasına takılmış Hıristiyan inançlı Amerikalıların en azından birbirlerine ters bakmaları gerekmez miydi?
Eskiden, Hıristiyan aidiyetini önemseyen kitleler, yaşadığı dönemdeki Yahudilerin Hz. İsa’ya karşı sergiledikleri muameleyi affetmekte zorlanır ve yine en azından hoşlanmadıklarını belli ederlerdi.
Bir suikasta kurban gitmiş ABD’nin 35. Başkanı John F. Kennedy (1961-1963), İsrail’in nükleer programına şiddetle karşı çıkarken, davranışlarında bu tarihi değerlendirmenin de etkisi altındaydı.
[İsrail’in o zamanki başbakanları David Ben Gurion ve Levi Eshkol’a Kennedy’nin tehditkar mektupları Ken McCarthy’nin şu kitabında: ‘JFK and RFK’s Secret Battle Against Zionist Extremism: The Documentary Evidence’.]
Kennedy’e suikast Eshkol’a son mesajından (4 Temmuz 1963) sadece beş ay sonra (22 Kasım 1963) gerçekleşti.
Din savaşı çıksın da kıyamet kendisi Beyaz Saray’da oturuyor iken yaşansın gayretinde Trump…
Netanyahu’nun da derdi aynı…
