Kol kırılırsa, herkes görür günümüzde...
"Parayı verdi, konu kapandı” mı gerçekten?
AK Parti açısından evet, öyle…
İktidarın ilk dönemlerinde… Medya henüz medya görevini yerine getirebiliyorken… İcraatlara ve yönetimde yer alanlara medyada zaman zaman insafsızlık boyutlarına erişen eleştirel yayınlar yapılıyorken…
O zaman başbakan olan AK Parti genel başkanı Tayyip Erdoğan’ın, eleştirileri göğüslemek zorunda kaldıklarında, medya mensuplarına, birkaç kez “Yazmayın, bize söyleyin, düzeltelim” uyarısında bulunduğu biliniyor…
“Kol kırılır yen içinde kalır” hesabı…
Nefsine yenilmiş, Şeytan’ın iğvasına maruz kalmış ve bunun etkisiyle milyarlık vurgunlar yapmışlar arasında AK Partililer varsa, onlara cezayı partileri verir…
Görevden alınır o kişi, haberleşme grubunca dışlanır ve haksız yere edindiği parayı ödemesi sağlanır…
Şimdi yapıldığı gibi…
Böylece konunun kapanması beklenir…
Parti adına verilen cezadan öte bir muameleye tabi tutulmaz mı yanlış yapanlar?
Eğer bu yapılanı beğenmeyenler işin peşini bırakırlarsa, Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes Festivali’nde ödül alırken yaptığı konuşmada kullandığı sözcüklerle, tutkuyla sevilen ve her gün yeni bir gündeme uyanılan ‘yalnız ve güzel’ ülkemizde, bir süre sonra olan-biten unutulur gider…
Fon skandalı ortaya çıktığından beri ‘dolandırıcı’ olarak anılmaya başlanan insanlara, en az aileleri ve yakın çevreleri kadar, ben de üzülüyorum.
Bazılarının arkasında ülkenin en değerli koltuklarının izi var. Herhalde gelecekte de yerlerini koruyacaklarını, hatta daha da önemli makamların kendilerini beklediğini düşünüyorlardı.
Şimdi ise…
Düştükleri durum, içlerinden birinin hayatının son anlarını geçirdiği sırada zihnini altüst eden düşünceleri bilebilsek, ancak anlaşılabilir.
Zor bir durum onlarınki…
“Ver kurtul”, ancak edindikleri devasa serveti verseler de kolayca kurtulamayacakları türden…
Medya medyalığını yapıyor ve bu sayede yeniden eski gücüne kavuşacağı umuduyla bundan kolayca vazgeçmeyeceği izlenimi veriyor… Dost bilinenlerin bile en başta konulan “Yazmayın, bize söyleyin, düzeltelim” kuralına uymayabilecekleri köşelere ve ekranlara yansımaya başladı.
Karşı karşıya olunan ‘skandal’, rakip partinin ‘rüşvet, yolsuzluk, hatta casusluk’ gibi iddialara muhatap, aylardır cezaevlerinde tutulan mensuplarının başına gelenlerden hayli farklı…
Onlara yönelik iddiaları yargı konusu yapabilmek için ‘gizli tanık’ konumu ile daha önce uzmanlarının bile kullanılabileceğini bilmedikleri bazı eski kavramlara müracaat gerekti…
‘İltisak’ ve ‘mutlak mutlan’ kavramları gibi…
‘Fon skandalı’ öyle mi ya?
Bilgisayar çağında hemen her icraat kayıt altında…
Kayıtların işe yarar biçime sokulabilmesi için geçmişte günlerce uğraşmak gerekiyordu; oysa şimdi ‘yapay zeka’ sayesinde milyonlarca verinin anlamlı bir sonuca dönüştürülmesi için saatler yeterli.
Ne kadar para söz konusu…. Aileden, çevreden, hatta muhtemelen kredi olarak bankalardan da topladıkları milyonları milyarlara dönüştürme garantisiyle fonlara yatırmış ve el konulma noktasından hemen öncesine kadar orada tutmuş olanlar kimler… O kimlerin başka kimlerle aile, dost ve arkadaşlık ilişkileri var…
Hepsine ait bilgi şimdi bilmesi gerekenlerin elindedir…
Skandalı başlatan ve süreç boyunca ağzına bakılan bakan, dün, “Bütün liste elimizde” açıklamasını yaptı.
Doğrudur verdiği bilgi.
Tasfiye edilen fon sayısı 131; bunlara parasını yatırıp nemalanmasını bekleyenlerin sayısı da 455.758…
Yalnızca şimdiye kadar beş kişi elde ettikleri kazancı gönüllü olarak iade etmiş…
[Eski bakanın TMSF’ye iade ettiği tutarın içinde ana parasının yanı sıra mevduat faizi de bulunduğu bilgisi duyuruldu. Faiz, bu dönemin neredeyse yasaklanacak kadar düşman kavramı değil miydi?]
Bir de yükünü tutunca tam zamanında parasını ve kendisini yurtdışına atanlar var.
Herhalde bakan “Liste elimizde” açıklamasıyla ilk beş kişiye yenilerinin de katılmasını bekliyor…
Yoksa?
İşin ‘yoksa’ sorusuna uyan bir yönü yok. Fon skandalı sebebiyle kendisini cezaevinde bulanların sayısı daha şimdiden hayli kabarık; tutuklu sayısı 85 olmuş…
Tezgahı kuranlarla daha az ilgileniliyor; esas peşlerine düşülen onların sağladığı kolaylığın farkına vardırılmış, iddiaya göre ne zaman girmesi ve ne zaman çıkması gerektiği kulaklarına fısıldanmış, kamuoyunun ‘iltisakları’ sebebiyle tanıdığı kişiler…
Benim üzüldüklerim de işte onlar…
Muhalefet ve uyanmaya başladığı görüntüsü veren medya işin peşini bırakmayacak galiba…
İç edilen paranın toplam miktarı, önemli isimlerin ceplerine indirdikleri düşünülen -bir bölümü zaten açığa çıkmış- meblağın yüksekliği her zeminde konuşuluyor zaten…
[Dikkat ettiyseniz, yazımda tek isim anmadım; belki de hâlâ “Yazmayın, bize söyleyin düzeltelim” kuralının etkisiyledir…]
