Kontrol altına alındı, çözüm ise uzakta…

Bize skandal dayanmıyor; fon skandalı bir ayını doldurdu bile.

En başta çözüm için üç ayın yeterli olacağı sanılmıştı, ardından süre altı aya uzatıldı; sorunun fazla gecikilmeden çözüme kavuşturulabileceğine dair iyi niyetli açıklamalar gelmeye devam ediyor.

Ben çözüm konusunda onlar kadar iyimser değilim.

Her şeyden önce, konuyu sahiplenen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları bana bunu düşündürüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘çözüm’ sözcüğünü kullanmıyor, onun önem verdiği, ‘sorunu kontrol altına almak’…

Fon krizi kontrol altına alındı zaten…

Tedirginlik, bir eski bakanın adının skandala karışmasından kaynaklanıyordu. Beş ay önce, eşiyle birlikte, yüklü bir meblağı -163 milyon TL’yi- skandalın merkezindeki fona yatırmış ve krizin patlamasından birkaç gün önce 2 milyar 167 milyon TL olarak çekmişti AK Parti genel başkan yardımcısı unvanı da bulunan eski bakan…

O olay kontrol altına alınınca arkasını toparlamak kolay görünmüş olmalı.

Bir YENİ Parti milletvekilinin önalma çabasıyla yaptığı açıklamanın fos çıkması da ayrı bir rahatlama unsuru oldu iktidar için…

Muhalefetin elinin boş olduğu anlaşıldı çünkü.

“Nereye kadar giderse gitsin” kararlılığı, olayın, AK Parti’nin çizdiği sınırlar içerisinde gelişmesini sağlayacak bir meydan okumaya dönüştü.

Eski bakan gibi elde avuçta ne varsa fona yatırıp birkaç ay içerisinde akla ziyan bir büyüklüğe parasını kavuşturarak yükünü tuttuktan sonra zamanında çıkmasını bilen kişilerin kimler olduğunu kamuoyu herhalde hiç öğrenemeyecek…

Liste kamuoyu ile paylaşılmayacak… İşte o kadar…

Gerekçe de bulundu: Lekelenmeme hakkı…

Vurguncuların isimlerinin bilinmesine konulan bu engel, bir yılı aşkın süredir cezaevlerinde tutulan, başta İstanbul olmak üzere çeşitli belediyelerin başkanları ve kadroları için hiç akla gelmemişti.

‘Lekelenmeme hakkı’ belediyeciler için düşünülmediği gibi yeni gözaltına alınan isimler için de akla gelmiyor; değişik operasyonlarda gözaltına alınan yeni isimleri ve ne ile suçlandıklarını biliyoruz…

Fona paralarını emanet etmiş küçük yatırımcılar ise, günlerdir, değişik ağızlardan gelen açıklamalara kulak verip nasıl bir akıbetin kendilerini beklediğini öğrenmeye çalışmakla meşgul.

Her açıklama kafaları biraz daha karıştırıyor…

Türkiye’de meydana gelen, borsa ve yatırım fonları ile ilgili her konu hiç kuşkusuz bizler kadar -bazı ülkeler açısından bizden de fazla- yabancıları da ilgilendiriyor.

Emekli olurken çekecekleri parayı bu amaçla kurulmuş fonlara prim ödeyerek yatırıyor çeşitli ülkelerin çalışanları; o fonları yönetenler de hangi ülkede daha fazla getiri sağlayacaklarsa oraya yöneliyorlar…

Norveç’in 2 trilyon 109 milyar dolarlık bir varlık fonu var sözgelimi ve galiba o fonu yönetenlerin dikkatleri şimdilerde bize dönük…

Yabancı ülkelerdeki emeklilik fonları yöneticilerinin kulakları ise uluslararası endeks kuruluşu olan MSCI’da…

MSCI’ın ismini daha önce işitmemiş olanlar, raporlarının ne kadar önem taşıdığını abonelerine ülkemiz için hoş olmayan bir rapor gönderdiği için biliyor…

Zaten fon skandalıyla sarsılmış borsadaki geriye gidişi biraz daha hızlandırmışa benziyor MSCI raporu…

Fon krizi gerçekten kontrol altına alınmış olsa da, dışarıdan bizde olup bitene bakanlar, sorunun çözüme kavuştuğundan ikna olmuş görünmüyor. Onların bekledikleri farklı.

Ekonomimizin dipte olduğu bir dönemde iktidara gelen AK Parti, aldığı tedbirlerle krizi kısa sürede sonlandırmayı başarmış, hiç tereddütsüz TL’den altı sıfırı atabilme noktasına gelmişti.

O dönemde AK Parti’nin ekonomiyi teslim ettiği Ali Babacan’ın başarısıydı bu.

Halen, iktidarın şimdiki krizi atlatabilmesi için neler yapması gerektiğini en nazik ifadelerle anlatmaya çalışıyor Ali Babacan.

Gördüğüm, iktidarın yanlışından dönmek niyetinde olmadığı…

Yakın geçmişte ‘nass’ sözcüğünün sıklıkla kullanıldığı dönemde alınan yanlış kararların nelere mal olduğu sırada da tanık olmuştuk; karar vericiler o dönemde ‘faiz’ ile ‘enflasyon’ ilişkisini yanlış kurduklarından, aldıkları kur korumalı mevduat gibi kararlar hem kamu kaynaklarının heba olmasına hem de faizin tavana vurmasına yol açmıştı.

Şimdi de yanlış, ‘kontrol altına alma’ ile ‘çözüme kavuşturma’ kavramlarının farklı biçimde kullanılmasında…

Fon skandalını kontrol altına almaya çalışıyor iktidar ve bu yüzden sorunun çözümünü zorlaştırıyor…

İlk yapılması gerekenler, sorunun merkezinde yer alan kurumların yöneticilerinin görevden alınması, sayılarının 141 olduğu açıklanmış vurguncular listesinin paylaşılması ve TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulmasıdır.

Bunların hiçbiri yapılmadı.

Kontrol altına almak için bunların yapılması gerekmiyor çünkü.

YORUMLAR (7)
7 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.