Fon vurgununda İslami hassasiyet

İslami camiadan belli başlı iki tepki geldi. Biri İnsan ve Medeniyet Hareketi İMH’den, diğeri Erenköy Cemaati yani Aziz Mahmud Hüdai Vakfı’ndan.

MÜSİAD’ı unutmuş değilim fakat kurumsal bir açıklama değildi; Hüdai Vakfı’nın bildirisine MÜSİAD İstişare Kurulu Başkanı Mahmut Asmalı’nın kendi X hesabından “imzamı atarım” diyerek verdiği destekti.

Daha fazla olması gerekmez miydi?

Referandumda “evet” demenin farz olduğunu söyleyenlerden, medyaya çarşaf çarşaf evet ilanı veren, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmemizi sağlayan muhafazakâr dernek ve vakıflardan… Hayır, ses çıkmadı.

DİNDARLIK VE HUKUK

İMH açıklamasında, “Müslüman kimliğiyle tanınan kişilerin gayriahlaki fiilleri yalnızca kendi itibarlarını değil, İslam’ın itibarını zedeler” deniliyor ve tabii bunun vebalinin çok daha ağır olduğu belirtiliyor.

İMH bildirisinde bu tespit yapıldıktan sonra fevkalade önemli bir prensip ifade ediliyor:

“Dini söylemler, kardeşlik bağları ve kişisel itibar; şeffaflığın, denetimin ve hesap verebilirliğin yerini tutamaz!”

Hüdai Vakfı’nın bildirisinde de “çürüme” gerçeği ifade ediliyor, “çürümeye itirazımız var” denilerek yine çok önemli bir prensip vurgulanıyor:

“Fon krizi bir kaza değil, denetimsizliğin, göz yummanın ve kayırmacılığın sonucudur. Suçlular ve sorumlular hesap vermeden kimse güvenden söz edemez.”

Alıntı yaptığım bu satırlarda ifade edilen gerçek, dindar olmanın yetmeyeceği, hukuki kuralların ve kurumların şart olduğudur. Nitekim “Dini söylemler, kardeşlik bağları ve kişisel itibar” kullanarak da haksızlık, yolsuzluk yapılabiliyor.

Bu sebepledir ki, “şeffaflık, denetim, hesap verebilirlik” şarttır.

“Denetimsizliğe, göz yummaya ve kayırmacılığa” imkan vermeyen bir sistem şarttır.

“BİZDEN’ SORUNU

Bunun nasıl başarılabileceği belli: Öncelikle kurumlara “bizden” değil, liyakatli profesyoneller atayarak… “Liyakat”in şartlarını “veliyyül emr”in (iktidarın) takdirine bırakmayıp kanunlara yazarak…

Kurumları iktidar karşısında bağımsız, kanunlardaki görevleriyle yükümlü, şeffaf ve hesap verebilir kılarak.

Yani iktidar karşısında bağımsız yargı, bağımsız HSK, bağımsız Merkez Bankası, bağımsız BDDK, TÜİK, Düzenleme ve Denetleme kurumları, SPK ve BİST dahil.

Bu kurumlara “bizden” değil, gereken liyakate ve sicile sahip profesyoneller atayarak…

Çünkü “yönetenler” yani emir verme gücüne sahip olanlarla “denetleyenler” yani onları denetleyecek olanlar “bizden” olursa… İşte böyle “denetimsizliğe, göz yummaya ve kayırmacılığa” zemin oluşuyor… “Dini söylemler, kardeşlik bağları ve kişisel itibar” istismar edilerek yolsuzluklar yapılabiliyor.

Şamil Tayyar’ın deyişiyle:

“Her şey gözümüzün önünde oldu, vurgun mahallindekiler bizim çocuklardı. Sözümona finans dehasıydılar, yerli ve milliydiler...” (2 Ekim)

Tera Holding Başkanı Emre Tezmen’in sözlerine bakın:

“…yerli ve milli bir iradenin piyasada derinleşmesi ve milletimizin öz evlatlarının kendi ekonomisinde söz sahibi olması...”

Söze kanınca neler gözden kaçabiliyor, görüyor musunuz?

SİSTEM SORUNU

CB sistemine “evet” demeyi dini vecibe sayanlar, CB sisteminde bu özellikler var mı, hiç akıllarına gelmedi. Meclis müzakerelerinde muhalefet hukukçuları CB sistemindeki yetki yoğunlaşmasını ve denetim zaafını anlattılar, uyardılar. Gücünden emin iktidar oralı olmadı.

3 Sayılı CB Kararnamesi ile “üst kademe” atamalarında hem liyakat şartları gevşetildi hem Cumhurbaşkanına üst kademe kamu görevlilerini gerek gördüğünde değiştirme, yetkisi verildi...

Merkez Bankası’na iki yılda 4 başkan atanmadı mı?

Senato’nun sahip olduğu denetim yetkisi neden “Gazi Meclis”e verilmedi?

Fon vurgunu patlamasaydı, “denetim”le ortaya çıkar mıydı? Denetimle ne ortaya çıktı ki?

MSCI bir buçuk yıl önce uyardı. Bakan Şimşek bir yıl önce uyardı, ta Ağustos’a kadar tam on ay SPK ve BİST bekledi. Niye?

Şimdi MSCI, 2027 Haziran’a kadar mehil verdi, Şimşek telaşla yılbaşına kadar gereken kanunların çıkarılacağını söyledi.

İslami camia, fıkıhta ayrıntılı ve kurumsal düzenlemesi bulunmayan “denetim” kavramını derinlemesine düşünmeli.

Modern anayasa ve modern idare hukukunun kuralları ve kurumları olmadan bu çağda ahlaklı ve güvenli bir devlet nizamı kurulamaz.

YORUMLAR (15)
15 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.